Toplumsal barışın çok önemli olduğunu daha iyi anladığımız günleri yaşıyoruz. 2011 yılına geri dönelim. Suriye'de çıkan iç savaşın ana sebebi ülke içindeki toplumsal barışın yok olmasıydı. Farklı gruplar birbiriyle mücadeleye girince güney komşumuz kan gölüne dönmüştü. Bozulan iç barış sebebiyle, milyonlarca Suriyeli kendi topraklarını bırakıp başta Türkiye olmak üzere farklı ülkelere kaçmak zorunda kalmışlardı.
Bu kaçışın tek bir amacı vardı ki, o da canlarını kurtarabilmek. Yine bugünlerde, ABD-İsrail İran Savaşı ile de bozulmak istenen başka bir toplumsal barışa şahit oluyoruz. Geçtiğimiz aylarda İran'da çıkan ayaklanmaları kullanmak isteyen ABD ve İsrail ikilisi, İran'a saldırdı. Bunu gerçekleştirirken, güç aldıkları en büyük etken, İran'daki iç karışıklıklar idi.
İran, içten içe kaynıyor, halk devlete karşı ayaklanıyor, biz de dışarıdan vurarak bundan nemalanmış olalım, İran'daki yönetimi düşürelim niyetine girdiler. Bunda başarılı olmaları mümkün olmadı, çünkü dışarıdan gelen tehlikeyi gören İran halkı bir anda kenetlendi. Kenetlenme kelimesinin sözlük anlamı, bir konuda dayanışmak aynı tutum ve davranışı göstermek şeklinde. Bu öyle önemli bir eylem ki, çekirdek aileden tutun da, aynı iş yerinde çalışan, aynı apartmanda oturan, aynı okulda öğrenim gören, aynı şehirde yaşayan ya da aynı ülkenin topraklarında paylaşan herkes için hayati önem taşıyor.
Evet, kelimenin tam anlamıyla hayati önem taşıyor. Nitekim bu kenetlenme birlik ve beraberlik sağlanamazsa hayatlar yok oluyor, canlara kıyılıyor. Fakat burada en önemli öğelerden bir tanesi bu kenetlenmeyi sağlayacak bir liderin olması.
Liderlik etmek, tarafları bir araya getirmek, doğru yolu göstermek, olması muhtemel üzücü olayların önüne geçmek, barışı sağlamak, her baba yiğidin harcı değil. Bu bir sorumluluk meselesi. Elini taşın altına koyma cesareti. Bu liderliği gösteren kişiler sayesinde, husumetler önlenir, kavgalar biter, bireyler barış ve mutluluk içerisinde yaşamanın tadına varır. Geçtiğimiz günlerde Bursa'da bunun güzel bir örneğini yaşadık.
1 Aralık 2025 tarihinde bir anlık öfke ile olmaması gereken üzücü bir olaya şahit olmuştuk. Olmaması gereken diyoruz, çünkü sonrasındaki gelişmeler yapılan barış bu kelimelerin bize doğruluğunu ispat ediyor. Vanlı ve Muşlu, aslında kardeş olan 2 grup arasında bir anda alevlenen kavga istenmeyen bir durumu yaşatmıştı. Meselenin daha da büyümemesi için birilerinin liderlik etmesi, ağabeylik vasfını yerine getirmesi gerekiyordu.
Bunu kendine sorumluluk bilen Bursa Ağrı İli ve İlçeleri Dernek Başkanı Erhan Öztürk, vakit kaybetmeden harekete geçti. Önce iki tarafın kanaat önderleri ile birebir görüşerek arabuluculuk faaliyetini yerine getirdi. Yukarıda da belirttiğim gibi, elini taşın altına koyarak ben bu işi çözmeliyim dedi. Uzun süren çabalarının ardından husumetli olan tarafları, Ramazan ayının son günlerinde büyük bir İftar sofrasında bir araya getirmeyi başardı.
Erhan Öztürk, bu önemli buluşmada yaptığı konuşmada, "Mübarek ayda iki aileyi bir araya getirdik, kardeşlik bağlarının yeniden güçlendiğine şahit olduk, adeta ikinci bir bayramı yaşadık" diyerek birlik ve beraberliği vurguladı gençlerin bu tür olaylardan uzak tutulması gerektiğini önemle dile getirdi.
Erhan Öztürk'ün özverili girişimleri, husumetli iki tarafın iftar yemeği sonrası birbirlerine sarılarak, barış ve dostluk içinde mekandan ayrılmaları ile sonuçlandı. Öztürk, barış elçisi olarak takdiri fazlasıyla hak etti.
SAĞLICAKLA KALIN