Türkiye'nin gündemi son günlerde sadece ekonomi, dış politika ya da yerel meselelerden ibaret değil. Ülkenin en köklü siyasi partilerinden biri olan CHP'de yaşanan gelişmeler, siyasetin merkezine oturmuş durumda.
Bugünlerde neredeyse herkes kendi çapında hukukçu, yorumcu ve siyasi analist kesilmiş durumda. Kim haklı, kim haksız tartışmaları sürerken, kamuoyunda ciddi bir kafa karışıklığı yaşanıyor.
Konunun temelinde CHP'nin iptal edilen 38. Olağan Kurultayı bulunuyor. Mahkemenin verdiği tedbirli mutlak butlan kararı sonrasında, kurultay öncesindeki yönetimin göreve devam etmesine hükmedildi ve böylece Kemal Kılıçdaroğlu yeniden genel başkanlık koltuğuna oturdu. Bu karar, zaten uzun süredir parti içerisinde hissedilen iki başlı yapıyı daha da görünür hale getirdi.
Özgür Özel ve ekibi mahkeme kararını hukuksuzluk olarak değerlendirse de, sürecin geldiği noktada geri dönüş ihtimalinin oldukça zayıf olduğunu onlar da biliyor. CHP içerisinde yaşanan bu güç mücadelesi artık yalnızca bir liderlik yarışı olmaktan çıkmış durumda. Parti tabanı, delegeler, milletvekilleri ve yerel yöneticiler arasında derin görüş ayrılıkları oluşmuş durumda.
***
Önceki yazımda "Bölünürse Yok Olur" başlığını kullanmıştım. Gelinen noktada bu görüşün hala geçerliliğini koruduğunu düşünüyorum. Çünkü yaşananlar gösteriyor ki taraflar arasında uzlaşma zemini her geçen gün biraz daha daralıyor. Özellikle Özgür Özel'e yakın isimlerin, CHP içerisinde siyaset yapma imkanlarının giderek azalması, yeni bir siyasi oluşum ihtimalini de gündeme taşıyor.
İptal edilen kurultay sonrasında Kemal Kılıçdaroğlu'nun kullandığı "Sırtımdan hançerlendim" ifadesi hafızalardaki yerini koruyor. Bugün yeniden genel başkanlık görevine dönen Kılıçdaroğlu'nun, geçmişte yaşadığını düşündüğü bu kırgınlığı unutmadığı açıkça görülüyor. Bu nedenle parti içerisinde yeni bir güç paylaşımından çok, hesaplaşma sürecinin yaşanabileceği yönündeki değerlendirmeler de giderek artıyor.
***
Son günlerde dikkat çeken gelişmelerden biri de CHP'li 111 milletvekilinin "mutlak butlan" yönetimine karşı imza toplayarak olağanüstü kurultay çağrısında bulunması oldu. Özgür Özel ve ekibi, delegelerden destek alarak mümkün olan en kısa sürede yeniden kurultaya gitmenin yollarını arıyor. Buna karşılık Kılıçdaroğlu cephesi ise geri adım atılmayacağı mesajını her fırsatta vermeye devam ediyor.
Tartışmaları daha da alevlendiren konulardan biri ise Kılıçdaroğlu'nun yaptığı "FETÖ ajanı" açıklaması oldu. Zaten gerilmiş olan siyasi atmosfer, bu tür sert söylemlerle daha da kutuplaşmış bir hale geliyor.
***
CHP'deki tabloyu bir aile örneğiyle anlatmak gerekirse; sürekli kavga eden, birbirine güvenmeyen ve her gün yeni bir tartışma yaşayan kalabalık bir aile görüntüsü ortaya çıkıyor. Öyle ki komşuların bile huzurunun kaçtığı bir ortamdan söz ediyoruz. Sorunlar büyüyor ancak tarafların ortak bir çözüm noktasında buluşabildiğine dair herhangi bir işaret henüz görünmüyor.
Öte yandan işin hukuki ve siyasi boyutunun yanında çok önemli bir seçim gerçeği de bulunuyor. Parti tüzüğü ve seçim mevzuatı açısından değerlendirildiğinde, belirlenen süreler içerisinde kurultayın yapılamaması CHP açısından ciddi riskler doğurabilir. Bu nedenle zaman da tarafların aleyhine işlemeye devam ediyor.
Bugün karşımızda iki farklı siyasi tablo var. Bir tarafta, genel başkanlığı döneminde girdiği birçok seçimi kaybettiği yönünde eleştirilen ve mahkeme kararıyla yeniden göreve dönen Kemal Kılıçdaroğlu bulunuyor. Diğer tarafta ise yerel seçimlerde önemli bir başarı elde eden ancak yine mahkeme kararıyla genel başkanlığı tartışmalı hale gelen Özgür Özel yer alıyor.
***
Bundan sonraki süreçte birçok soru yanıt bekliyor. Özgür Özel yeni bir parti kurarsa seçmenden ne kadar destek alabilir? CHP, Kılıçdaroğlu liderliğinde genel seçimlere girerse nasıl bir sonuç elde eder? Parti tabanı hangi tarafta konumlanır? Bu soruların kesin cevaplarını bugün vermek mümkün değil.
Ancak görünen o ki CHP'nin önündeki süreç oldukça sancılı geçecek. Taraflar arasındaki gerilim azalmak yerine artıyor. Uzlaşma ihtimali zayıflarken, bölünme ihtimali daha yüksek sesle konuşuluyor. Eğer kısa süre içinde ortak bir yol bulunamazsa, CHP'yi yalnızca zor günler değil, belki de tarihinin en büyük iç krizlerinden biri bekliyor.
SAĞLICAKLA KALIN!