Günlük, hatta anlık olarak değişen ülke gündeminde arada kaynayan önemli bir mesele var ki, geleceğimiz için önemli bir tehdit oluşturuyor. Konu yaklaşık 3 hafta önce medyada "LBGT derneklerine operasyon" başlığı ile yer aldı. İstanbul, Ankara, İzmir Aydın ve Mersin Cumhuriyet Başsavcılıkları'nın ortak operasyonu ile 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldı.
"Ailem Güvende" adı verilen operasyonda, fuhşa aracılık, müstehcen içerik üretimi, ve çocukların bu içeriklere maruz bırakılması gibi iddialar incelendi. Buna müteakip, LBGT propagandası yapan kişi ve derneklerin 73 sosyal medya hesabına da engelleme getirildi. Temel olarak, kimsenin yaşamı ile alakalı hak ve hürriyetlerine, demokrasi kuralları çerçevesinde karşı değiliz, olamayız.
Bununla beraber, halk olarak ailenin önemini bilen, dini değerlerimizi ön planda tutan, örf ve adetlerimizi sonuna kadar yaşatma mücadelesi veren bir toplumuz.
Ailenin, toplumun temeli olduğunun, en büyük tehdidin aile içindeki bozulmadan geleceğinin de farkındayız. Geleceğimizi emanet edeceğimiz evlatlarımızı, ahlaki kurallar çerçevesinde hiçbir yönden uç noktalara kaymayacak şekilde yetiştirmenin uğraşındayız.
Anadolu coğrafyasında milyonlarca insan bunun mücadelesini verirken, birilerinin çıkıp da ellerindeki renkli bayrakları sallayarak bunu bozmasına da müsamaha gösterecek değiliz. Yukarıda da belirttiğim gibi herkesin istediği şekilde yaşama hakkı elbette ki vardır fakat toplumu bozacak aykırı yaşam tarzlarının normalleştirilmesi ve çocuklarımıza, bunlar da oluyor bunlar çok normal şeyler denmesi bize aykırı ve bize göre normal değil.
AVRUPA'DAN PARA DESTEĞİ
2013 yılındaki Gezi Olayları'nda LBGT derneklerinin ne kadar öne çıktığı hepimizin dikkatini çekmişti. Amaçları, toplumsal olaylarda öne çıkarak dikkat çekmek ve meşruiyet kazanmak olan bu derneklerin örgütlenmesi 2000'li yılların başlarına dayanıyor.
Öncelikle büyük şehirlerde dernekleşen gruplar, bu amaçları doğrultusunda Avrupa ülkeleri ABD'den de ciddi miktarda yardım alıyorlar. Türkiye'de bu derneklere yapılan operasyon sonrasında, destekçileri olan Avrupa ülkelerinden de ciddi tepki geldi.
Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, "Bu ahlaki gündemin dayatılması temel hakların bariz bir ihlali olup, ülkeyi karanlık bir rotaya sürükleyen Türkiye'nin uluslararası taahhütlerini ihlal etmektedir" açıklamasını yaptı.
Onlara göre ahlak, LBGT'nin korunup daha da yüceltilmesinden ibaret. Bize göre ise kimsenin hak ve özgürlüklerine karışmadan, toplum kurallarına aykırı yaşam tarzlarının daha da yaygınlaştırılmasına karşı tedbir almak anlamında.
Geleceğimizi koruma adına, Avrupa'dan para desteği alan bu derneklere karşı yapılan operasyona tepkiler bununla da sınırlı kalmadı. "Ailem Güvende" operasyonun sonrasında Fransa, İsveç, Finlandiya, Almanya, İzlanda Danimarka ve Hollanda'nın oluşturduğu 7 Avrupa ülkesi, Türkiye'ye tepki gösteren ortak bir bildiriye imza attı.
Tek olumlu yaklaşımı ise İtalya'dan gördük. Bu tür oluşumlara mesafeli yaklaşan İtalya başbakanı Meloni, Türkiye'ye karşıtı bu bildiriye imza atılmaması talimatını verdi. Avrupa ve ABD'nin Türkiye'deki LBGT derneklerine yaptığı maddi yardımın rakamsal boyutuna baktığımızda da, bu içeriği taşıyan 6 derneğe yabancı konsolosluklar, büyükelçilikler ve uluslararası fonlar üzerinden 3 milyon 359.000 Dolar aktarıldığı meydana çıkıyor .
Verdikleri yardımla diyorlar ki, siz bu yolda devam edin, Türkiye'deki gençleri kendi yanınıza çekin, para işini merak etmeyin, onu biz göndereceğiz, yeter ki Türkiye'deki sayınızı arttırın ve Türk halkına bunu normal bir şey olarak kabul ettirin.
Tekrar tekrar ifade etmekte fayda var, herkes istediği tarz ve tercihte hayatını yaşayabilir, cinsel tercih de buna dahildir. Fakat normal dışı olan, insanın yaradılış fıtratına aykırı olan tercihlerin sıradanlaştırılması da geleceğimize kurulan büyük bir tuzaktır.
Avrupa ülkelerinin bu tuzağa destek için verdiği milyonlarca dolar da bu tuzağın ispatıdır.
SAĞLICAKLA KALIN