Hava Durumu

İki ruh hastasının dünyaya eziyeti

Yazının Giriş Tarihi: 28.03.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.03.2026 00:07

ABD'nin akıl ve ruh sağlığı şüpheli başkanı Donald Trump'ın İsrail'in yoğun ısrarı ile 3-5 günde rejimi değiştiririz diyerek İran'a açtığı savaşın etkisi tüm dünyayı sardı. Terör oluşumu İsrail'in, Gazze'de yaptığı Müslüman katliamında hayatını kaybedenlerin sayısı 72.000'i geçmişken, İslam alemine yaptığı saldırıların artarak devam ettiğini görüyoruz. Bir taraftan da İsrail'in hamisi ABD'nin çeşitli yetkililerinin yaptığı açıklamalardaki pervasızlık karşımıza çıkıyor.

Trump'ın Haçlı zihniyetini taşıyan jöleli savaş bakanı bir taraftan Peygamberimize hakaret ederken, diğer yandan açık açık ister Sünni ister Şia olsun, İslam bizim düşmanımızdır demekten geri kalmıyor. Üstelik ülkesinde milyonlarca, ABD ordusunda da binlerce Müslüman asker varken. Kimdir bu şahsiyetsiz, biraz daha yakından tanıyalım.

Adı, Peter Brian Hegseth, 1980 doğumlu, 25 Ocak 2025 tarihinden beri eski adıyla Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığı’nı şu anki adıyla da Savaş Bakanlığı görevini yürütüyor. Geçmişi, yazar, televizyon sunucusu, siyasetçi, devlet görevlisi ve eski Ulusal Kara Muhafızları subayı olarak kayda geçmiş.

Kendisini, Hristiyan vatansever olarak tanımlarken, sevmeyenleri onu aşırı sağcı provokatör olarak adlandırıyor. Savaşlarda, sivillerin zarar görmemesi tüm dünyanın üzerinde anlaştığı ortak bir noktadır. Fakat ABD'nin İslam düşmanı jöleli bakanı, bunu saçma olarak gördüğünü ve savaş zamanı sivillerin de öldürülmesi gerektiğini açık açık söylüyor.

Bu hem uluslararası hukuka bir meydan okuma, hem de merhametsizliğin zirve yaptığı bir düşünce tarzını yansıtmaktı. Peki ona yol veren arkasında duran kimler? Elbette ki Donald Trump ve Netanyahu ikilisi. Öyle görünüyor ki, tasmasını elinde tutan Trump ile Savaş Bakanı olarak adlandırdığı kişi aynı ruh hastalıklarına sahip. Bunları hafızamıza kaydettikten sonra güncel durumu da bir bakalım. Öncelikle İran'ı tebrik edelim. 2.500 yıllık geçmişe sahip olan köklü bir medeniyetin sahibi İran, ABD ve İsrail karşısında beklenenden daha dişli çıktı.

Yaklaşık bir aydır devam eden savaş, herkese İran'ın iki özelliğini gösterdi. Pers Uygarlığı'nın torunları bu savaşın olacağını yıllar önceden görüp iyi hazırlanmışlar ve ellerindeki silahları kademeli olarak kullanacaklarına çok önceden karar vermişler. Öyle ki, İran düşünülenden çok daha fazla füze üretip stoklamış bunları da, az etkili olandan, çok etkili olana doğru kullanmayı hedef seçmiş.

Askeri taktik olarak oldukça etkili. Önce zayıf görünüyor düşmana gel gel yapıyor, ardından da etkili silahlarını ortaya çıkartıp düşmanı perişan ediyor. İsrail'in geçilemez dediği Demir Kubbesi'ni delik deşik edip, İsraillileri sığınaklardan çıkamaz hale getiriyor. Ama bir taraftan da dini lideri başta olmak üzere birçok komutanını ve devlet yetkilisini bu savaşa kurban veriyor.

Bu anlamda bizlerin de çıkartması gereken önemli dersler var. Her an, her dakika en güçlü şekilde savaşa hazır olmamız ve İran'ın düştüğü ajan tuzağına düşmeme konusunda dikkatli olmamız gerekli. Ne kadar sevmesek de, İsrail istihbaratının etkili olduğunu kabul etmemiz lazım. İran'ın en tepe noktalarına kadar ajanlarını yerleştirmiş olan bir İsrail var. Bir taraftan füze savaşları devam ederken İran en büyük kozunu da ortaya koydu.

Hakimiyeti altındaki Hürmüz Boğazı'nı petrol tankerlerinin trafiğine kapatan İran, ABD ve İsrail'e dolaylı olarak dersini verirken, diğer taraftan da dünya çapında petrol piyasasını etkilemeyi başardı. Petrol fiyatları hızla yükseliyor, başta akaryakıt olmak üzere tüm tüketim ürünlerinde bu yükseliş milyarlarca insanı olumsuz etkiliyor. ‘İran Hürmüz'ü kapatmakta haklı mı haksız mı?’ diye soracak olursak benim kanaatim son derece haklı olduğu şeklinde. Bizim için Çanakkale ve İstanbul Boğazı ne ise Hürmüz Boğazı'nda İran için aynı önemi taşımakta.

Binlerce kilometre öteden uçak gemileri ve askerleri ile gelen ABD ile Müslüman katili İsrail'e, “Al, Hürmüz Boğazı senin olsun” demesini beklemek büyük bir saflık olur. Yaşanan durum elbette ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de sarsar hale geldi. Enflasyon, ha düştü düşecek, bu sene geçen seneden daha az olacak diye beklerken, petrol fiyatlarındaki artış bizdeki enflasyonu da yukarıya çekti.

Bunun ilk yansımalarını pazarda, markette etiketlerden anlıyoruz. Olması gereken İslam düşmanı iki saldırgan, Trump ve Netanyahu'nun İran'a bir şey yapamayacaklarını anlayıp bu savaşı durdurmaları. Bunu dünyanın tamamı ile birlikte onlar da görüyor, biliyor. Geri adım atmayı gururlarına yedirebilirler mi bunu zaman gösterecek.

SAĞLICAKLA KALIN

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.