Her millet şanlı bir bağımsızlık hikayesine sahip değil. Kazanılan zaferlerin sonucunda gelen bağımsızlığın temelinde, şehit kanlarıyla sulanan topraklar gerçeği yatıyor. Başta Anadolu coğrafyası olmak üzere Ortadoğu, Balkanlar, Afrika'nın kuzeyine hükmetmiş koskoca bir imparatorluk çöküyor, kurucusu Osman Gazi'nin türbesi Yunan askerleri tarafından tekmeleniyor, halkı katlediliyor, devletin başındaki padişah bir şey yapamıyor, vatanın dört bir yanı düşman tarafından yakılıp yıkılıyor.
İşte böyle bir anda geldi 30 Ağustos zaferi. Batı Anadolu Bursa'da dahil olmak üzere Yunan işgali altındaydı. Bayrağımız indirilmiş, üzerinde haç olan Yunan bayrağı Bursa İzmir gibi birçok ilde kendini gösteriyor, Bilecik Eskişehir, Afyon işgal altında iken Yunanlılar Ankara'ya doğru ilerlemenin yolunu arıyordu.
Diğer bir yandan, Osmanlı'nın kadim başkenti İstanbul İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmiş, Meclis-i Mebusan ortadan kaldırılmış, Osmanlı askeri kışlaları basılarak askerler şehit edilmiş silahları ellerinden alınmış koca bir millet lidersiz ve çaresiz bırakılmıştı. Osmanlı ordusu diye bir şey kalmamış padişah ve ahalisi kendi canını kurtarma derdine düşmüş, Anadolu insanı adeta düşman karşısında yalnız bırakılmıştı.
Anadolu'dan doğacak bir güneşe, kötü gidişe dur diyecek, bağımsızlık için halkı örgütleyip o cesareti verecek bir lidere ihtiyaç vardı ki o liderde Mustafa Kemal'di. Sakarya Meydan Muharebesi ile düşmana alt edebileceğini gösteren Mustafa Kemal yeni bir taarruz için hazırlıklarına başlamış piyade birlikleri ile süvari birliklerini stratejik noktalara konuçlandırarak uygun zamanı kollamaya başlamıştı.
26 Ağustos 1922'de başlayan Büyük Taarruz'un devamında, 27 Ağustos'ta Afyon kurtarılmış 28-29 Ağustos günlerinde Yunan Ordusu dumlupınar'da sıkıştırılmış, 30 Ağustos'ta ise Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Yunanlılar büyük bir bozguna uğratılarak zafer ilan edilmişti. Tabii ki Mustafa Kemal ve şehitlik mertebesini arzulayan ordusu durmamış Paşa'nın "Ordular ilk hedefiniz Akdeniz'dir ileri" emriyle 9 Eylül'de İzmir'i 11 Eylül'de de Bursa'yı Yunan işgalinden kurtarmıştı.
5 günlük taarruzun ardından gelen ard arda zaferler Anadolu'da büyük bir heyecan yaratırken Mudanya Mütarekesi ile de bu önemli galibiyet imza altına alınıyordu. Birçoğumuzun defalarca önünden geçtiği Mudanya'daki Mütareke Evi bu anlaşmanın canlı şahidi olarak Mudanya'mızda dimdik ayakta duruyor.
Küçük bir tavsiye olarak Mudanya'ya gittiğinizde müze olarak hizmet vermekte olan mütareke evini ziyaret ederek özellikle çocuklarınıza o muhteşem atmosferi yaşatmanızı tavsiye ederim. 11 Ekim 1922'de Mudanya'da İtilaf Devletleri olan İngiltere Fransa ve İtalya ile imzalanan anlaşmaya Yunan temsilciler katılmamış Mudanya Rıhtımında bulunan bir gemide bekleyerek süreci İngiltere üzerinden takip ederek daha sonra imzalamışlardı.
30 Ağustos Zafer'in ardından gelen bu anlaşma ile Yunan Ordusu 15 gün içinde Trakya'yı boşaltmayı kabul etmiş, İstanbul ve Boğazlar'ın yönetimi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne devredilmiş Dolayısıyla Doğu Trakya, İstanbul ve boğazlar diplomatik yolla kurtarılmıştı.
Önemli noktalardan bir tanesi de yine bu mütareke ile Osmanlı İmparatorluğu hukuken sona ermiş, Anadolu ve Trakya'da Türkiye Büyük Millet Meclisi yönetimi itilaf devletleri tarafından da kabul edilmişti.
30 Ağustos zaferinin ardından imzalanan anlaşma ile İngiltere'de önemli bir Siyasi kriz baş göstermiş Başbakan David Lİyod George hükümeti de istifa etmişti. Osmanlı'nın yok oluş belgesi olan Sevr Antlaşması'nı geçersiz hale getirip, Lozan Antlaşması'nın yolunu açan bu büyük zafer Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun da en önemli aşamasıydı.
Yarın coşkuyla kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer Bayramımız şimdiden kutlu olsun. Binbir çaresizlik içerisinde mücadele ederek bu toprakları bize bırakan şehitlerimizin ruhu şad olsun.
SAĞLICAKLA KALIN