Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli yaptığı açıklamayla hem kendi seçmenini hem de tüm Türkiye'yi şaşırttı. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'a, "Sayın Öcalan" şeklinde hitap eden DEM partililerin bile cesaret edemeyeceği bir çağrıyı Bahçeli'den duymak, siyasette, zaman içerisinde en önemli konulara gösterilen tepkilerin bile tam tersine dönebileceğini bir kez daha gösterdi.
2007 yılında bebek katili Abdullah Öcalan'ın idam edilmesi için konuşma yaptığı kürsüden ip sallayan Bahçeli, takvimler 2024'ü gösterdiğinde "Şayet teröristbaşının tecridi kaldırılırsa, gelsin TBMM, DEM Parti grup toplantısında konuşsun. Terörün tamamen bittiğini ve örgütün lav edildiğini haykırsın" deyince Türkiye'de adeta siyasetin çarşısı karıştı. MHP içinden ve diğer milliyetçi partilerden gelen tepki sesleri yükselmeye başladı.
Günlük siyasetle alakası olmayan sokaktaki vatandaşın da doğal olarak aklı karıştı. 40 yıldır Türkiye'nin başına bela olan, binlerce şehit verdiren, kurduğu EYPli tuzaklar, yaptığı saldırılarla binlerce genç yaşta insanın vücut uzuvlarının kopmasına yol açıp onların gazi olmasına sebep olan, sayısız anne babayı evlatsız, binlerce evladı babasız bırakan, ülkemizin 100 milyarca dolar zarar etmesine neden olan terör örgütü kurucusu bebek katili Abdullah Öcalan'ın, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne davet edilip üzerine bir de konuşma yap denilmesi tartışmalara neden oldu.
Çok öne çıkartılmış olmasa da DEM Parti Van milletvekili Sinan Çiftyürek, bir açıklama yaparak Bahçeli'ye, "Öyleyse ‘terörist’ değil, ‘Sayın Öcalan’ demelisin" diyerek MHP liderine ayar çekmeye çalıştı.
Diğer bir yandan da düne kadar CHP'nin DEM Parti ile işbirliği yaptığını dile getirip sıkça eleştiren ve ana muhalefet partisini adeta PKK destekçisi ilan eden MHP'nin bu hamlesi ülkücüler arasında ‘milat’ olarak nitelendirildi.
Tahminim odur ki önce AK Parti ve MHP arasında görüşülen bu mesele karara bağlandı, sonrasında İmralı'da bebek katili Abdullah Öcalan ile diyalog kuruldu ve onun da "Ben varım" demesinin ardından Devlet Bahçeli tarafından bu çağrı yapıldı.

Terörün bitmesi adına, Türkiye'nin birlik beraberlik ve kardeşliği için atılan bu adım had safhada önemli. Dikkat edilmesi gereken en önemli nokta halkın incitilmemesi. 40 yıldır Türküyle Kürtüyle tek yürek olup bölücü terör örgütüne karşı mücadele veren vatansever milyonlarca insanın hayal kırıklığına uğratılmaması.
Bahçeli'nin yaptığı açıklamaya gelen tepkilerin ana kaynağı da teröristbaşının Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne davet edilmiş olması. ‘Meclis'te gel konuş’ yerine, ‘hükümet olarak sana Anadolu Ajansı'ndan bir muhabir bir de kameraman göndereceğiz. İmralı'dan yapacağın açıklamayla kurduğun terör örgütüne silah bırakma çağrını yap, biz de üzerindeki tecridin kaldırılması için gerekeni yapalım’ denseydi tepkiler daha yumuşak olabilirdi.
Diğer bir önemli konuda terörist başı Öcalan böyle bir çağrı yaptıktan sonra PKK ve onun yan kuruluşları PYD ve YPG silah bırakıp terör faaliyetlerinden vazgeçerler mi? İşte burada büyük bir soru işareti var çünkü çağrı yapacak olan Öcalan 1999 yılından beri cezaevinde.
Aradan geçen bu süre içerisinde terör örgütü üzerindeki etkisi büyük oranda azaldı. Ne kadar bu hain örgütün kurucu lideri olsa da ipler uzun süredir onun elinde değil. PKK, PYD ve YPG tamamen ABD ve İsrail yörüngesine girmiş, onların siyasi, maddi ve silah destekleri ile ayakta kalan Ortadoğu'da Amerikan planlarına hizmet eden İsrail topraklarının büyütülmesine destek olan bir yapı olarak faaliyetini sürdürüyor.
Öcalan'ın böyle bir çağrı yapması Türkiye içinde PKK'ya destek verenler için elbette ki etkili olacak. Örgüte katılımları daha da azaltacak ve terör örgütünün asıl amacının ABD ve İsrail'e hizmet etmek olduğunu daha anlaşılır hale getirecektir.
Bahçeli'nin bu çağrısının olumlu yanlarından bir diğeri de teröristbaşı Öcalan'ın yapacağı bu çağrı ile PKK ve yan kuruluşlarının kullanılarak Ortadoğu'da yapılan dizayn verme çalışmasında ABD ve yandaşlarından daha çok Türkiye'nin söz sahibi olmasını sağlamak olacak.
Terör örgütü kurucusu Öcalan'ın yapacağı ‘silah bırakın çağrısı’ ile bu hain yapılanmanın Kürtlere değil başkalarına hizmet eden bir maşa olduğu daha görünür olacak. Ortadoğu'da gün geçtikçe büyüyen İsrail tehlikesi ile karşı karşıyayız. Şu an bize bir zararı yok demek, kendimizi avutmak anlamına geliyor.
Unutmayalım ki ABD başta olmak üzere Ortadoğu üzerinde amaçları olan Haçlı zihniyetindeki ülkelerin geleceğe yönelik planları 100 yıl sonrasını kapsıyor. Bugün yapacakları hamlelerin 100 yıl sonra nasıl etkiler yaratacağını bile İnce İnce hesaplıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti de bu coğrafyada ilelebet payidar kalmak istiyorsa planlarını buna göre yapmak ve gardını almak zorunda.
Bahçeli'nin yaptığı bu çağrı elbette ki bazı yönleriyle eleştirilebilir, fakat bu çağrının yapılmasının altında hangi düşünceler var diye daha derin düşünmemiz gerekiyor. Taşeron örgüt PKK ve uzantılarının iplerini ABD ve İsrail'in elinden almamız için terörist başı Öcalan'ın yapacağı "silah bırakın çağrısı" Türkiye'ye daha büyük adımlar atma fırsatını da getirecektir.
SAĞLICAKLA KALIN