Yüksek enflasyon, düşen alım gücü, geçim zorluğu, esnafın eski işleri mumla araması, konkordato ilan eden firmalar, kapanan irili ufaklı işletmeler, emeklinin açlık sınırı altında yaşam mücadelesi vermesi derken İsrail'in bize saldırma ihtimali üzerine alınması tasarlanan yeni vergiler karşımıza çıktı. Bir bu eksikti dersek cümleyi tamamlamış oluruz. Bu öneri Meclis’ten geçerse savunma sanayi fonu için 62 milyon kredi kartından kart başına 750 TL tahsil edilmesi bekleniyor.

Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre ülkemizde limiti yüz bin lira ve üzeri olan kart sayısı 62 milyon, diğer bir deyimle cüzdanımızda, cebimizde taşıdığımız, nakit paramız olmadığı için mecburiyetten kullandığımız ödeme günleri geldiğinde, eyvah bu ay ne kadar çok kullanmışız nasıl ödeyeceğiz diye kara kara düşündüğümüz kredi kartlarının birçoğunun limiti yüz bin TL’nin üstünde.
Yaşadığımız enflasyon sebebiyle paranın değeri kalmadı. Durum böyle olunca kart limitleri bankalar tarafından hızla yükseltildi. Aldığı maaşı yetmeyen vatandaş, kredi kartlarına yüklendi ve limitler böyle yükselince akla bundan da bir vergi alalım düşüncesi geldi. Fakat fark edilmeyen bir şey var. Cebimizdeki limiti yüksek kredi kartları bizim için bir zenginlik ifadesi değil tam tersi günü kurtarma, ele güne muhtaç olmadan, ondan bundan borç istemeden yaşayabilme aracı.
Sadece limiti 100 bin Lira üzerinde olan kredi kartlarından alınması düşünülen yıllık 750 Lira değil, daha birçok alanda getirilmesi düşünülen yeni vergilerle vatandaşa "Pamuk eller cebe" denilecek. Sadece kredi kartlarından alınması düşünülen ve Savunma Sanayi Fonu’na aktarılacağı söylenen miktar yıllık 46,5 milyar TL oranında ve bu rakamın her yıl arttırılması düşünülüyor. Ülkemizin savunması elbette ki hepimiz için birinci derecede önem taşıyor. Ordumuz güçlü olmalı, tüm dış tehditlere karşı en iyi savunmayı sağlamalı, gücüyle caydırıcı olmalı. Bu konuda hepimiz hemfikiriz. Son yıllarda hayata geçirilen yerli üretim savunma ürünleri de bizi had safhada gururlandırıyor.
Havada, karada, denizde savunma amaçlı yapılan yerli üretim savunma sanayi ürünleri Türkiye'yi bu konuda tüm dünyanın dikkatini çeken bir ülke haline getirdi. Bunlar iyi, güzel, hoş gelişmeler. Fakat ister katkı payı, ister vergi diyelim milyonlarca kredi kartından tahsil edilecek 750 liralık kesinti tepkiye yol açıyor. Çok sayıda kart sahibi kart limitini 100 bin Lira'nın altına düşürmek için bankalara akın etmeye başladı. Durum böyleyken Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten de bir açıklama geldi:
"Parti grubumuz bazı konuları tekrar değerlendirebilir. Paketin bir kuruşu bile bütçeye girmeyecek. Amaç çok açık ve net. Ülkemizin caydırıcılık gücünü artırma dışında hiçbir seçeneği yok. Bölgemizde ateş var, zor bir coğrafyada yaşıyoruz, savunma projelerine kaynak gerekiyor" diyor bakan Şimşek.
Dediklerine harfiyen katılıyoruz. Ortadoğu kaynıyor, çıbanbaşı, terör devleti İsrail'in önümüzdeki aylarda ya da yıllarda ABD’yi arkasına alarak hangi ülkeye saldıracağı belli değil. Hepimiz bunun farkındayız fakat hükümetin geçim zorluğu yaşayan, kredi kartı ile hayatını devam ettirmeye çalışan vatandaşa da fazla yüklenmemesi gerekiyor.
Bankalar önce bol keseden kart dağıttı yani oltayı denize attı, sonra hızla limitler yükseltildi. Bu şekilde oltanın ucuna yem takılmış oldu. Nakit parası olmayan halk, kredi kartına yüklendi. Yani balık misali oltaya geldi. Şimdi de olta yukarı doğru çekiliyor. Şahsi düşüncem odur ki otomobil alım satımında, noter işlemlerinde, gayrimenkul devirlerinde getirilmesi düşünülen vergi ya da katılım payları bir yana, kredi kartlarından alınacak bu ücret AK Parti'nin oy oranını negatif etkileyecektir.
İllaki böyle bir şey planlanıyorsa gönüllülük esas alınmalı ve hükümet nasıl ki 6 Şubat 2023 deprem felaketinde IBAN verip yardım istemişse bu konuda da vatandaşı gönüllü olmaya ikna etmeye çalışmalı. Benim durumum müsait değil diyenlerden zorla alınmamalı. İkinci bir alternatif de gıda harcamaları düşüldükten sonra aylık kredi kartı harcaması 50 bin Lira ve üzerinde olanlar için yıllık 750 lira katkı payı kesilmesi daha mantıklı.
Burada dikkat edilecek önemli husus gıda harcamasının bunun dışında tutulması. Büyük bir kitle, kredi kartı ile 200- 300 liralık ayakkabı alıp giyiyorken, diğer bir kesim 8-10 bin liralık ayakkabıları kart ile alıp restoranlarda, eğlence yerlerinde, tatil beldelerinde para harcıyorsa iki taraftan da 750 liralık kesinti yapılması makul ve mantıklı değil.
Nasıl ki garibanın çocuğu askerliğini normal bir şekilde yapıyor, durumu daha iyi olanlar bedelli askerlik ile görevini yerine getirmiş oluyor ise limiti 100 bin Lira ve üzerinde olan tüm kredi kartlarından yapılacak bu kesinti de, cebindeki kartı can simidi olarak kullanandan değil keyfi lüks harcama yapanlardan alınmalı.
Ya da illaki savunma sanayi fonuna katkı gerekiyorsa küçük bir önerim olacak. 150 bin liralık arabası olan da, 3-5 milyon liralık arabası olan da akaryakıtı aynı fiyattan alıyor. Gelin lüks araçlara akaryakıtı daha yüksek fiyattan verin. Bu şekilde hem orta tabakayı kollamış, hem lüks araç ithalatını engelleyip dövizin yurt dışına gitmesini engellemiş olup parayı lüks yaşayandan alarak, Savunma Sanayi Fonu'na aktarmış olursunuz.
SAĞLICAKLA KALIN…