Ev kirası, dükkan kirası, araç kirası… Dinen ne kadar sakıncalı olsa da, bu devirde faize bulaşmadan yaşamak oldukça zor. Faiz, paranın sahibi için bir gelir kaynağı, kredi kullanan ya da borç alan bakımından da artı bir maliyet. Bir de bunun çeşitleri var. Merkez Bankası vasıtasıyla duyduğumuz politika faizi, ticari bankalara borç verirken fonlama maliyetinin belirlendiği ve piyasadaki genel faizlerin ana yönlendiricisi olarak karşımıza çıkıyor.
Basit faiz de, ana para üzerinden hesaplanan bir faiz türü. Biraz daha karışık olan bileşik faiz ise ana para ile önceki dönemlerde biriken faizin de faizinin hesaplandığı ve zamanla katlanarak artan bir maliyet. Pek bilmediğimiz nominal faiz ise enflasyon oranı hesaba katılmadan banka ve piyasalar tarafından ilan edilen kağıt üzerindeki rakam. Reel faizin anlamı da, nominal faiz oranından enflasyon miktarı çıkarıldıktan sonra elde edilen gerçek getiri ve maliyet oranı şeklinde.
Bir de bunların ayrı ayrı hesaplama türleri var ki oraya hiç girmiyorum. Kısacası borçlu için "Faiz belası" diye adlandırabileceğimiz uygulamanın bu kadar çok çeşidinin olduğundan muhtemelen birçoğumuzun haberi yok. Ülkemizde yaşanan ve bir türlü istenilen seviyeye indirilemeyen yüksek enflasyon sebebiyle, ne kadar birçoğumuz tarafından sevilmese de faiz kelimesi günlük hayatımızda yer etmiş durumda.
Enflasyon rakamları düşük ülkelerde mevduat ve kredi faizleri yıllık olarak yüzde 1 ve 2'lerde iken, bizim gibi yüksek enflasyonla mücadele eden ülkelerde faiz oranları iki şekilde de zirve yapma durumunda.
Bu yazıyı kaleme aldığım dakikalarda, İstanbul Eyüpsultan'da kolonlarından ses gelen bir binanın tahliye edildiği ayrıca Mersin'de zemini çöken binanın duvarlarında çatlaklar oluştuğuna dair haberler medyada yer aldı. Faizden girmişken, yazının istikametini değiştirip son dakika haberleri ile bağlantı kuralım.
Milyonlarca insanımız kalitesiz malzeme ile yapılarak ömrünü tamamlamış, kolonları kesildiği için tehlike yaratan, iki katlı binanın üzerine 4-5 katta kaçak olarak ilave edilmiş tabut evlerde yaşamaya devam ediyor ve deprem olmadan dahi bu binalar durduğu yerde çöküyor.
Bu duruma son vermek için acil bir şekilde kentsel dönüşümlerin yapılması, en kaliteli malzeme ve mühendislik hizmeti alan binaların inşa edilmesinin şart olduğunu hepimiz biliyoruz. Gel gelelim ki, bilmekten öteye gidemiyor para noktasında tıkanıp kalıyoruz.
Ne vatandaşta, ne belediyelerde ne hükümette bu işi topyekün halledecek maddi imkan yok. Kısmi yapılan dönüşüm alanları ile durumu idare ederek, günü kurtarmaya çalışıyoruz. Şimdi bu acil ihtiyacımızı faizle ilişkilendirelim.
Türkiye'nin borçlu olması ve bu borcun faizinin de milyarlarca dolar olarak bizim cebimizden çıkması, yapmamız gereken birçok işe de engel oluyor. Ülkelerin borç sebepleri de aynı vatandaşları gibi, ürettiğinden ve kazandığından daha fazla harcaması, bütçe açıkları ve kamu harcamalarının borçla karşılanması kartopu gibi büyüyen borç ve faiz miktarı ile bizi yüz yüze bırakıyor.
Türkiye'nin toplam dış borç stoğu, 2026 yılı ortaları itibariyle 539 milyar dolara ulaştı. Yine 2026 yılı için bu borcun faizi olarak ödenen parayı TL olarak hesapladığımızda da, 2 trilyon 742 milyarlık devasa bir rakamla karşılaşıyoruz.
Hazine arazisi dediğimiz devlete ait arazilerin yeni toplu konutlar ve sağlam şehirler oluşturmak için arsa maliyeti yaratmadan kullanabileceğini düşünerek bir hesap yapalım. Ülkemizin yıllık dış borç faiz ödemesi ile kentsel dönüşüm planlayalım.
Hazine arazilerine yapılacak her birinin 3 milyon liraya mal olacağı sıfır daireler inşa edelim, milletimizi eski binalardan kurtarıp rahata erdirelim. Yıllık ödediğimiz faiz miktarını yukarıda vermiştim, 4 kişilik bir ailenin barınabileceği 2+1 dairenin ortalama maliyetini de gün itibariyle 3 milyon TL olarak belirledikten sonra 2026 yılı faiz ödemeleri ile ortalama 950.000 sıfır daire yapılabileceğini görüyoruz.
Bunu 10’la çarptığımızda ise 10 yılda 9 milyon 500 bin depreme dayanıklı konut rakamına ulaşıyoruz. 86 milyon civarı nüfusa sahip Türkiyemizde, 10 yılda ki dış borç faiz ödemelerimizle 38 milyon insanımızı onlardan bir kuruş para istemeden yepyeni evlerin sahibi yapabiliyoruz.
Paranın kirası dediğimiz faiz, ülkemiz için işte böylesine büyük bir dert ve dertlerimize derman bulmamıza büyük bir engel.
SAĞLICAKLA KALIN