Bulunduğumuz coğrafyada sular bir türlü durulmuyor. Kuzeyimizde yıllardır devam eden Ukrayna- Rusya savaşı ekonomik yönden bize zarar vermeye devam ederken, Suriye'de sona eren iç savaş ve devrilen Esad rejimi tam biraz da olsa bizi rahatlatmış demişken, ABD- İsrail-İran savaşı patlak verdi. Ülkemizi seviyoruz… 3 yanımız denizlerle çevrili, dört mevsimi yaşıyoruz, verimli topraklara, harika insanlara sahibiz. Çevremizdeki bizi de zora sokan savaşlara bakınca Finlandiya'nın, İsveç'in, İsviçre'nin, İspanya'nın olduğu bölgede bulunsaydık kafamız daha rahat olurdu demekten de kendimizi alamıyoruz.
Kim ne derse desin, coğrafya kaderdir. Fakat bu kaderi oluşturan da o coğrafyada yaşayan halktır. Bizi öncelikle ilgilendiren, çevremizden öte kendi coğrafyamız. Tarımın, hayvancılığın her türüne uygun topraklarımız, sanayinin her dalında faaliyet gösterebilecek çalışkan insanlarımız var. Her yönden kendi kendimize yetebilme imkanı, doğuştan bizlere bahşedilmiş. Mesele bunu iyi değerlendirebilmekte, kalkınma yolunda kullanabilmekte.
Kalkınma, dünyada söz sahibi olabilme, halkın zenginleşmesi, geleceğe güvenle bakabilmesi demek. Bunun en temel öğesi de, ekonominin sağlam temeller üzerine kurulmuş olması. Temeller sağlam olursa o ülkenin ekonomisi her esen rüzgarla sallanmaz, savaşla dahi yıkılmaz. Yıllardır, bu temeli bir türlü yerine oturtamadık. Ekonomik sorunlarla yatıyor, düşmeyen enflasyonla kalkıyoruz.
Pazartesi günü TÜİK nisan ayı enflasyon rakamını açıkladı. 2026-2028 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da bu yılın enflasyon hedefi yüzde 16 olarak belirlenmişti. Bir önceki programda da yine, 2026 enflasyonu hedefi yüzde 9,7 idi. Sıralamayı tam olarak yazacak olursak, 2026 hedefi yüzde 16,0, 2027 hedefi yüzde 9,0, 2028 hedefi yüzde 8,0 olacaktı. Görüyoruz ki bu hedefler tutmuyor, tutturulamıyor. Sadece 2026 Nisan ayı enflasyonu yüzde 4,18 olarak karşımıza çıktı. Buna göre yıllık enflasyon ise yüzde 32,37 olarak gerçekleşti. Yuvarlak hesap, hedefin 2 katı enflasyon ile yaşamaya devam ediyoruz.
Cebimizdeki paranın alım gücü günden güne azalmaya devam ediyor. İlk çıktığında birçok ihtiyacımızı karşılama niteliğine sahip 200 TL'ler, artık cebimizde yer kaplamaktan öte bir değere sahip değil. Yukarıdaki enflasyon rakamı TÜİK tarafından açıklanan idi. ENAG'ın açıkladığı nisan ayı enflasyonu ise yüzde 5,7 olarak karşımıza çıkıyor. Bu rakama göre de son 12 aylık enflasyon oranımız yüzde 55,38 olarak gerçekleşti. Türkiye'de kayıtlara geçen en yüksek yıllık enflasyon 1980 Mayıs ayında yaşandı ve yüzde 138,71 olarak hayata geçti.
90'lı yıllarda ise, kronik enflasyonla yaşamaya alıştık. Kemal Derviş ismini hatırlayan okurlarımız mutlaka vardır. 2000'li yılların başında siyasi istikrarsızlığında etkisiyle enflasyon yine zirve yapmış, Kemal Derviş ekonomik programı o günler için ülkenin imdadına yetişmişti. 2001 yılında Türkiye'nin yaşadığı ekonomik kriz sonrası dönemin başbakanı Bülent Ecevit tarafından, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ve Hazine Müsteşarı olarak görevlendirilen Derviş, uyguladığı politika ile başarı sağlamıştı. Bugün itibariyle de, Hazine Ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek aynı başarıyı yakalamanın peşinde. Uygulanan sıkı para politikası ile sabit maaşla çalışanlar, emekliler büyük maddi sıkıntılar yaşarken, bir türlü hedefe ulaşamayan enflasyon rakamları da yangının söneceğine dair umutları yok etmeye devam ediyor.
SAĞLICAKLA KALIN