Hava Durumu

Adiyuf’un etkileyici hikâyesi

Yazının Giriş Tarihi: 05.06.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.06.2026 00:08

Bugün kaleme almakta hayli geciktiğim bir yazıyla karşınızdayım.

Bursa’da düzenlenen sergilere fırsat buldukça gidiyor; tavsiye ettiklerimi de paylaşıyorum.

Bu defa sergi kapandı ancak bilgileri ve tarihi izleri asla geçmeyeceği için gündemimde ADİYUF’un hazırladığı, ‘Kadim Çerkes El Sanatları ve Günümüz Uygulamaları’ var.

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nın Kadim Çerkes El Sanatları ekibi; ADİYUF adını kullanıyor.

Peki, bu dikkat çekici isim nereden geliyor?

Hikayesini vakfın sayfasında aktarıldığı şekilde paylaşmak istiyorum:

Nartların ülkesinde bugün ki Karaçay-Çerkesk Cumhuriyeti sınırları içinde kalan Yincıc Nehri (Jelentçuk Nehri) kıyısında Habez Köyü karşısındaki bir kulede çok sevdiği eşi ile güzel bir gelin yaşarmış, adı Adıyuf’muş. Adiyuf’un en büyük özelliği karanlıkları aydınlatmasıymış.

Kocası sık sık ava çıkar ele geçirdiği at sürüsü veya avlarıyla dönerken Adiyuf nehrin üzerine keten bir köprü atar, kar beyazı kollarını ona doğru uzatırmış.

Ellerinin yaydığı ışık, köprüyü aydınlatır, bu sayede kocası her defasında sağ salim geri gelirmiş.

Bir gün eşi kendini fazla överek, “Görüyorsun, ne kadar mahirim. Benim sayemde yokluk çekmeden yaşıyoruz” demiş.

“O kadar da değil” diye sitem eden Adıyuf, “Benim keten köprüm ve ellerimin ışığı olmadan yapamazdın” diye itiraz etmiş.

“Sensiz de yapabileceğimi kanıtlayacağım” diyen kibirli koca, yeni bir ava çıkmış.

Akşam olunca, Adiyuf eşinin nal seslerini duymuş fakat keten köprüyü açmamış ve ışıldayan ellerini de uzatmamış.

Gecenin zifiri karanlığında, atlar ve onlarla birlikte Adiyuf’un kocası delice akan ırmağa düşmüş ve ölmüş.

Adiyuf sınırsız bir acı, pişmanlık ve kederle ağlayarak, ışık saçan ellerini, kıyıdaki dik kayalara vurmaya başlamış.

Derler ki; Yincıc kıyısındaki kayaların kırmızılığı, Adiyuf’un kanındandır.

Bu öykünün değişik varyantları da olduğu gibi aynı karakter Abhaz Nart destanlarında da “Işıldayan Parmak” adıyla geçmektedir.

***

Bu etkileyici hikâyeden esinlenerek kendilerine ‘Işıldayan Parmak’ adı verilen ekibin eserleri nisan ayında Bursa’daydı. Sorularıma yanıt veren ve ilmek ilmek dokudukları eserleri tanıtan Birgül Asena Güven’den öğrendiklerimi de fotoğraflarıyla birlikte aktaracağım.

Zira tarihi derinliği olan yazılarda dikkatli davranmaya çalışıyor ve iyi bilenlerden yardım alıyorum!

-Bir parantez açayım. TDK tarafından ‘Çerkez’ yazım şekli kabul edilmekle birlikte camianın kabulü ‘Çerkes’tir. Bu nedenle yazı boyunca bu şekilde ilerleyeceğim.-

İstanbul’dan Bursa’ya gelerek sergi açtıklarını kaydeden Birgül Hanım ayrıntıları şöyle aktardı:

“Bu sergide antikalar var.

1864 yılında Çerkesler ve Kuzey Kafkasya Halklarının birçoğu; Rusya’dan Osmanlıya sürgün yaşadı. Burada gördüğünüz antikaların çoğu sürgün öncesine ait.

Eyerler, gümüş süsleriyle öne çıkar. Bütün Çerkes eyerlerinde gümüş süslemeler vardır. Aslında Çerkes objelerinin giysilerinin yaşam kültürünün içinde gümüş süsleme çok yer tutuyor. Burada aynı ustalıkla devam edip, üretebilen var. Göçün tabiatında hüzün vardır ancak biz yaşam ögelerimizden ödün vermeden devam edebilmişiz. Gördüğünüz tüm antikalarda 300 yıl savaşmış bir coğrafyanın izlerini görürsünüz.”

***

1864 te birçok Karadeniz limanına mesela; Sinop ve Trabzon’a sürgün edilmişiz. Trabzon’da bu işi ilk öğreten hanımın torunlarıyla da tanıştım. Gelen Kafkasyalılardan bu işi öğrenmişler. En temel figürler ve zincir örme sistemleri Trabzon işi diye biliyoruz. Ama aslında Çerkeslerindir!

Ayrıca buradaki örneklerde takı üretiminin bir türü sayılan gümüş örücülüğüdür; dünyada zırh örücülüğü olarak da bilinmektedir.

Yaklaşık 30-35 mikron (0,3 mm) kalınlığındaki altın ya da gümüş tellerin ilmek ilmek örülmesiyle icra edilen bu sanatın ürünleri Anadolu’da ilk defa 1890’lı yıllardan sonra, başka bir deyişle 1860’lı yıllarda başlayan büyük Çerkes Sürgünü’nden sonra görülmeye başlamıştır. Yani bu sanat türleri Kafkasya’da doğup sürgün sonrası ulaşılan coğrafyalarda mesela Karadeniz kıyılarında da uygulanmış ve değişen isimlerle günümüze kadar gelmiştir.

Çerkes el sanatlarında kullanılan düğümlerin ve örgülerin kökeni, Çerkes kadınlarının öncelikle kıyafetlerini süslemek için kullandıkları, ince veya kalın gümüş iple yapılan ve “dentleç” diye adlandırılan düğüm ve örgü şekilleridir. Bu düğümleri Çerkesler eski çağlardan beri, yaka kenarlarından tabanca kılıflarına, ilik-düğmeden başlıklara, kırbaç uçlarından yastık kılıflarına ve mücevherlere kadar çok geniş alanda kullanmış ve halen de kullanmaktadır. Her şey süslü ve zariftir.

Şu form Çerkes kaması olarak bilinir ve literatüre girmiştir. İki tarafı açıktır. Kamayı çıkarınca bıçağın tek tarafı açıktır ama bunun iki tarafı da açıktır.

Bu ise 150 yıllık bir elbise. Ubıh klanı var; kadınlar ata biniyor ama Ubıh kadınları savaşçılar ve at binerken saçlarını saklamak için bu şapkayı kullanıyorlar. Gümüş iplerle elde örülüyor.

Burada ek bir bilgi verelim:

“Yaşamlarında el sanatlarına geniş yer veren Kuzey Kafkasyalılar, özellikle dekoratif sanatlarda ve gümüş işlemeciliğinde oldukça estetik objeler, modeller üretmişlerdir.

Yapılan araştırmaların sonucu olarak dünyaya başka isimlerle yayılan bazı sanat dallarının, Karadeniz ile Hazar Denizi arasındaki coğrafyada yaşamış olan Kuzey Kafkasyalılara ait olduğu ve metal işlemeciliğinin Kafkasya’da MÖ 3000’de görüldüğü belgelerle ortaya çıkarılmıştır.

Bugüne ulaşmış birçok eser, yapıldığı çağ ve yer belirtilerek Kuzey Kafkasya müzelerinde ve ünlü Hermitaj Müzesi’nde sergilenmektedir.”

Resimde gördüğünüz ise at üzerinde soğuktan korunmak için giyilen Şharhon. Türkçesi başlık demek. Bazı örneklerinde yine gümüş el işçiliği ve tepelikler var.

***

Gezme fırsatı yakalayanlar şanslılar.

Kaçıranlar için yurt içi ve yurt dışındaki sergi programlarının devam edeceğini öğrendim; siteden takip edebilirsiniz.

Kapanışı ADİYUF ekibinin düsturu ile yapalım:

Ölen bir insanı yeniden diriltemezsiniz belki ama ölen bir sanatı canlandırabilirsiniz!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.