Gündem yaratmayı bilmek bu işin inceliklerinden biri.
Olur olmadık vakitlerde öyle bir rüzgâr estirmelisiniz ki bir anda herkes aynı şeyi konuşsun, tartışsın ve de internete girip araştırsın.
Hatta sanki kendi fikirleriymiş gibi sahip çıksın! Mart ayının da sonuna hızla yaklaşırken yine günlerce hepimizi oyalayacak bir mevzu açıldı:
Asgari ücrete ara zam olacak mı?
Ne kadar çok seviyoruz aylar öncesinden, hiç ihtimali bile yokken böyle şeylerle insanları meşgul etmeyi. Belki hükümet üzerinde kamuoyu baskısı oluşturmak amacı da güdüyor bu çıkışlar. Ancak milyonlarca asgari ücretliye nasıl bir zarar verildiğinin kimse farkında değil.
Üstelik maaşlara zam fikrinin varlığı bile marketlerde etiketlere yansıdığı bu dönemde çok da tehlikeli! Fırsatçılar hazırda bekliyor:
Vatandaşın cebine ‘üç kuruş fazla girerse, misliyle geri alalım’ diye!
İşte yine bozuk düzen çarkları arasında beyhude bir umutla bekleyiş başladı…
***
Bana sorarsanız ara zam yapılma olasılığı yok denecek kadar az.
Yine de şu gelişmeyi paylaşmak istiyorum.
Sosyal medyada ‘Müjde’ naraları atılarak aktarılan haberin temelinde eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar’ın açıklamaları var. Savaşın neden olacağı ekonomik kaosun yansımaları benzin nazarında kendisini günden güne gösteriyor.
Erken seçim söylemleri olsa da vatandaş çok yorgun ve haliyle yeni bir seçim atmosferine girmek isteyenlerin de oranı düşük. Tek beklenti derhal enflasyonun -ki ekonomiyi yönetenler enflasyonu dizginlediklerini beyan ediyor ancak inandırıcı gelmiyor- düşürülmesi, alım gücünün artırılması.
Yani maaşa zam değil; elimizdekiyle zaruri giderleri karşılayabilmek, biraz da birikim yapabilmek.
Şamil Tayyar’ın akaryakıt zamlarının piyasadaki fiyatları etkilediğini belirttiği ifadeleri ise haberlerde şöyle aktarıldı:
“Özellikle akaryakıta gelen zam bizde iğneden ipliğe her şeye zam olarak dönüyor. Hani bunların önemli bir kısmı gerçekçi olmasa da ne yazık ki sahaya yansıması böyle oluyor. Dolayısıyla savaş bugün bile bitse bu ana kadar yaşananların ekonomiye çok ciddi bir olumsuz etkisi olacaktır.”
Tayyar, vergi destekleri ya da Eşel Mobil -akaryakıt fiyatlarında uluslararası petrol veya döviz kuru kaynaklı artışların, pompa fiyatlarına doğrudan yansımasını önlemek amacıyla Özel Tüketim Vergisi'nden (ÖTV) indirime gidilmesi yöntemi- gibi uygulamaların da fiyat artışlarını dengelemekte yetersiz kalabileceğini belirterek ikinci bir asgari ücret zammının gündeme gelebileceğini işaret etti.
Çalışanlar, memurlar, emekliler üzerinde gelir kaybının görünür hâle gelebileceğini ve bunun siyasete yansıyacağını belirten Tayyar sözlerine şöyle devam etti:
“Bakın hani hükümet yapar yapmaz ayrı bir şey ama bu konudaki baskıların artacağını düşünüyorum. Çünkü ocak ayından temmuz ayına kadar çalışanların maaşlarında çok ciddi bir erime söz konusu olacak.
Fiyatlar inanılmaz derecede artacak. Önce asgari ücretli sonra memurlar daha fazla talepte bulunacak, emekliler daha fazla talepte bulunacak.
Sonuçta sandığı en derinden etkileyecek kitle bunlar. 17,7 milyon emekliden bahsediyoruz. Bu çevrelerden gelecek yoğun baskıların siyaset üzerindeki etkisini önümüzdeki dönemde daha fazlaca görmeye başlayacağız.”
***
Aslında hesap çok açık: Seçim varsa zam var; yoksa yok!
Memurlar hakkındaki düşüncemi daha önceki yazılarımı okuyanlar bilirler.
Ancak emekliler ve asgari ücretlilerin ne kadar mağdur olduğunu iyi biliyoruz; zam yapılmasına memnun olurlar, tek bir şartla:
Piyasa kontrol altına alınacak ve fiyatlar sabit kalacak, yoksa bir anlamı kalmıyor.
Tayyar, 2027 sonu ya da 2028 başında yapılması beklenen seçimler öncesinde ekonomik baskının iktidar açısından daha zorlayıcı hâle gelebileceğini de sözlerine ekledi.
Bu bir çağrı mı veya toplumun nabzını ölçmek için bir deneme mi bilinmez ama kamuoyunda beklenen sesi getirdiği kesin…