Size ‘Atatürk öldü’ diyecekler, inanmayın!
Tek bir cümle her şeyi anlatmaya yetiyor aslında.
Hayatını Türk milleti için devlet kurmaya adayan birini bugün hâlâ benimseyememiş, sevmemiş, anlayamamış, hazmedememiş olanlar var aramızda.
Belki bu ifadeleri okuyacak, sinirlenecek, bana tepki gösterecekler.
Siyasi durumla ilgili yazılar yazarken tarafsız olduğumu defalarca vurguluyorum ama bu başka!

Ben tarafım; Atatürk’ten yana ilkelerinden yana, vatandan yana…
Kimsenin Ulu Önderimize hakaret etmesine saygı duyacak değilim.
‘Düşünce özgürlüğü’ adı altında yapılan eleştirilere, bir de bunu marifet gibi çıkıp konuşanlara bakıyorum da…
Hiç yaşadığı topraklar işgal edilmemiş, evleri basılmamış, eşleri, çocukları zarar görmemiş, malları yağmalanmamış, cephede savaşmamış, süngü yememiş, bayrağı hiç gönderden aşağı inmemiş…
Dahası tarihi okumamış; kulaktan dolma bilgilerle bu yaşına kadar gelmiş, ömrünü bir ideal uğruna harcamamış, ülkesi var olsun diye mücadeleye hiç girmemiş.
Ama konuşmuş, beğenmemiş, şikâyet etmiş, eleştirmiş yetmemiş hakaret etmiş.
Çünkü sanıyorlar ki Atatürk öldü, kim demiş?
O’nun ilkelerini yaşatmak için çalışanlarla, çocuklarına öğreten anne-babalarla, bilim ışığında ders anlatan öğretmenlerle, katma değer yaratarak dünya ile yarışma gayretinde olan emekçilerle dolu bu vatan!
Atatürk demek, Türkiye Cumhuriyet’i demektir!
***
Milletlerin kurtuluş ve kuruluş destanları vardır.
Bir de bunlara öncülük eden kahramanları…
Bizim de Mustafa Kemal ATATÜRK’ümüz var!
2022’de kaleme almış olduğum yazıma atıf yapmak istiyorum.
Çünkü görüşüm, duruşum hep aynı.
“…
Küçük yaşlardan itibaren onun hayatını okuyarak, ülke için yaptıklarını öğrenerek büyüdük, çalıştık, azmettik.
Vatana faydalı olmayı, zor zamanlarda mücadeleyi bırakmamayı ondan gördük.
O yılları yaşayan, ülkenin kurtulması için canını dişine takan halk 10 Kasım’da, yas gününe uyandı.
10 Kasım 1938’de saat 9’u 5 geçe Mustafa Kemal Atatürk hayata gözlerini yumdu.
Ama arkasında büyük bir devlet ve kendi izinden ilerleyen bir millet bıraktı. Devrimlerinin her zaman savunucusu, uygulayıcısı olan yeni nesiller, izindeler. 57 yaşında hayatını kaybettiğinde aslında yapmak istediği daha pek çok şey vardı.
‘Hepimizin aklından geçmiyor mu, daha fazla yaşayabilseydi bugün ülke olarak dünyadaki yerimiz ne olurdu?’
Savaş yıllarında ortak hedefe kenetlenerek hareket etmek, köklü değişiklikler yapmaya sıra geldiğinde imkânsız olabiliyor.
Bugün yanınızda olan, yarın karşınıza geçebiliyor.
Radikal değişiklikler insanları zorluyor.
Bütün bu direnişlere rağmen ve en önemlisi de ülkeyi kendi hayatının önünde tutarak hareket edebilmek kolay değil.
O yüzden borçluyuz; Ata’ ya ve silah arkadaşlarına!”
***
Bu sene de Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk’ ün hayatı araştırılacak. Ülkenin dört bir yanında anma törenleri düzenlenirken 10 Kasım şiirleri, mesajları, Türk bayrağı görselleri saat 9’u 5 geçe en çok paylaşılanlar arasında yerini alacak.
Bu 10 Kasım’da da tabii ki saati geldiğinde sirenler çalmaya başlayacak, saygı duruşunda bulunulacak.
Dolmabahçe Sarayı’nda Atatürk’ ün son günlerinin geçtiği oda ziyaretçi akınına uğrayacak. Aynı şekilde Anıtkabir’de de izdiham yaşanacak.
En güzel Mustafa Kemal Atatürk resimleri günün anlam ve önemini anmak ve hissettirmek adına sosyal medyada paylaşılacak, kıyasıya yarışılacak.
Kimin gönderisini daha çok beğendiysek onu kendi hesabımıza taşıyacağız.
Ama gerçekten onun istediği gibi, ışığını yaktığı yolda yürüyebiliyor muyuz?
Önemli olan bu!
***
Bugün hâlâ aramızda, ‘keşke Türkiye Cumhuriyet’i kurulmasaydı, manda ve himaye kabul edilseydi’ diyenler var.
Bir de onlara inat hiç görmediği, tanışmadığı halde Atatürk’ü “Başöğretmen” olarak benimseyen, bu şekilde büyüyen çocuklar, gençler…
Onlar geleceğimizin garantisi olarak bu ışıkta yürümeye devam ediyorlar, edecekler de...
İtalya’da radyoda yapılan şu anons her şeyi anlatıyor:
“SEZAR, NAPOLYON, BÜYÜK İSKENDER, AYAĞA KALKIN! BÜYÜĞÜNÜZ GELDİ!”
Bu 10 Kasım’da da saygı ve özlemle…