Hava Durumu

B-REÇETE, güvenilir gıdayı sağlar mı?

Yazının Giriş Tarihi: 10.07.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.07.2026 00:08

Meyve-sebze reyonunun önünde kara kara düşünüyoruz…

Gümrükten dönen ve Türkiye iç piyasasına sürülen ürünleri haberlerde okudukça poşeti doldurmaya korkuyoruz.

Bir yanda sağlıklı beslenme tavsiyeleriyle sosyal medya hesaplarımızı dolduran uzmanların açıklamaları diğer tarafta ne yediğini bilmeyen ve tedirgin olan toplum!
Yine benzer bir olayla karşı karşıyayız.

Son olarak şeftalide sıkıntı yaşandığı ve Avrupa tarafından reddedildiği bildirildi!

***

Haberin ayrıntıları şöyle:

AB'nin Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi'ndeki verilere göre Türkiye, 2025 yılında 105 ayrı uyarı aldı ve ürünlerin 51’i Avrupa sınırlarından geri döndü. Sınırdan geri çevrilen 51 ürünün 27’sini biber oluştururken; biberi 9 bildirimle domates, 5 bildirimle de nar takip etti. Listeye son güncellemede şeftali, kuru incir ve Antep fıstığı da girdi.

Ve gündemde yine ‘pestisit -tarımsal ürünlere zarar veren böcek, mantar ve yabani ot gibi zararlı organizmaları kontrol altına almak veya yok etmek için kullanılan kimyasal ya da biyolojik maddelerdir-’ tartışması var.

Yine bilgi karmaşası, yine endişe…

İşin doğrusunu öğrenebilmek adına Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü’nde görevli Prof. Dr. Nabi Alper Kumral ile görüştüm.

Aklımdaki tek soru; gümrükten dönen gıdaları yani zararlı ürünleri biz mi tüketiyoruz? şeklindeydi.

Ama önemli başka başlıklara da değindik.

Soru-cevap kısmı ile sizi baş başa bırakıyorum.

ALARM SİSTEMİ DEVREDE

‘Gümrükten dönen gıda’ ifadesi ne anlama geliyor? Ayrıntılarını paylaşır mısınız?

Gümrüklerde ve sınır kapılarında RASFF yani Gıda ve Yem için Alarm Sistemi mevcut. Avrupa Komisyonu tarafından kurulan bu ağ, gıda veya yem zincirinde insan sağlığını tehdit eden bir risk -pestisit, ağır metal, bakteri vb.- tespit edildiğinde ülkeler arasında acil bilgi akışı sağlıyor. Sınırda veya iç pazarda standartlara uymayan, riskli bir gıda tespit edildiğinde sistem alarm verir. Ülkeler bu gıdayı sınır dışı veya imha ediyor. Tabii burada belirlenen değerler çok önemli. Avrupa Birliği’nin ya da Rusya’nın belirlediği farklılık gösterebiliyor. Bazı ülkeler, bu seneden itibaren kalıntı değerini ‘10 kat aşağı indirdim’ açıklaması yapabiliyor. Biz de buna bağlı olarak gümrükten dönen gıdalarla karşılaşıyoruz. Çünkü çiftçi bir sene önce belirlenen oranlarla üretim yapmış oluyor!

BAKANLIK TAKİPTE

Türkiye’ye geri dönen meyve-sebze toplumu tedirgin ediyor. ‘Ne yiyoruz’ sorusu güncelliğini koruyor. Gerçekten endişelenmeli miyiz yoksa Avrupa Birliği kriterlerine mi takılıyoruz?

Durum, Avrupa Birliği’nin aldığı önlemlerle ilgili. Çiftçimizin her sene aynı oranda kullandığı pestisit, gümrük kapısında uyarı alabiliyor. Biraz önce söylediğim gibi bu güncellenen oranlarla ilgili. Bazen de yeni yasaklarla karşılaşıyoruz. 2020 yılında yapılan araştırmadan örnek vereyim; gümrükten dönen ürün çeşidimiz 100 iken; 20’ye inmiş.

Bakanlık önlemlerini alıyor, ruhsatları kontrol ediyor. Buna rağmen kalıntı sınırına takılabiliyoruz. Pratikteki en önemli sorunumuz bu.

Avrupa, araştırmalar yapıp, ilaç firmalarına yasaklar getirebiliyor. Bu, uzun bir süreç; deliller toplanıyor, karşılıklı davalar açılıyor. Biz de onların otoritelerini izliyoruz. Yasaklanınca da bakanlık uyum sağlıyor. Süreçlerimizde iyileşme olduğunu belirteyim!

MİKTARA GÖRE RİSK

Şeftalinin gümrükten döndüğü belirtildi. Oranına bakmaksızın bir kalıntı olduğu kesin. Bu hayati risk taşıyor mu?

İlaçlı ürünlerin ne miktarda tüketildiği önemli. Az tüketilen ürünlerde risk düşük ancak yaygın tüketimde olanlarda elbette. Hatta Avrupa Birliği bunu da baz alıyor ve toplumda yaygın tüketim alışkanlığı olan ürünlerde kalıntı rakamlarını daha da düşürüyor. Tüm gelişmeler ışığında altını çizmekte fayda var:

Zehir yiyoruz iddiasında bulunmak yanlış, tüm kontroller yapılıyor!

DİJİTAL SİSTEM

Peki, çiftçilerin kontrolsüz ilaçlama yaptığı da yaygın inanışlar arasında. Bunun için bir tedbir var mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı B-Reçete sistemini başlattı. Hem üretici hem de ilacı satanlar için çok önemli. B-Reçete (Bitki Reçetesi), tıpkı insan sağlığındaki e-reçete sisteminde olduğu gibi, zirai ilaçların yetkili kişilerce yazılıp takip edildiği dijital bir sistem. 1 Temmuz 2026'dan itibaren 81 ilde zorunlu hale getirildi. Örneğin çiftçinin arazi boyutuna bakılarak ne kadarlık bir ilaçlama yapması gerektiği hesaplanıyor ve kişi belirtilenden fazla ilaç alamıyor, karşı tarafta satamıyor. Bu uygulamanın etkilerini yıl sonuna doğru almaya başlayacağız.

ÇİFTÇİ EĞİTİLMELİ!

Yediklerimizin daha güvenli olması için önerileriniz neler?

Güvenilir gıda için öncelikle çiftçinin de eğitilmesi gerekli.

Bakanlığın iki uygulaması kıymetli; Avrupa Birliği’nin yasakladığı ürünü yasaklamak ve B-Reçete sistemi.

Eğer bunlara ilave olarak marketlere gelen ürünlerin dijitalleşmesi sağlanırsa yani; tüketici ürünün nerede, hangi şartlarda üretildiğini izleyebilirse daha da güzel olur. -Uygulayanlar var ama yaygınlaşmalı.-

Bir parantez açayım: Tüm ilaçlar kimyasal bazlı değil, bazıları bitkisel oluyor ya da etkileri daha az olabiliyor. Ayrıntıları görebildiğimiz reyonlar güvenilir gıda için iyi bir adım olacaktır.

*Son olarak meyve-sebze yıkarken sirke mi, karbonat mı kullanılmalı? Bu da çok tartışılıyor…

Şunu belirteyim, yalnızca su ile bile yıkamak, yıkamamaktan iyidir, ihmal edilmemeli! Benim önerim karbonatın tercih edilmesi.

***

Bu bilgiler ışığında sanıyorum ki biraz olsun kaygılardan uzaklaşıyoruz.

Yine de sürdürülebilir, kaliteli yaşam için güvenilir gıda mücadelesi verme zorunluluğumuz devam ediyor…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.