6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nin 3’üncü yıl dönümünde bölgenin son durumunu öğrenmek için görüştüğümüz Mimarlar Odası Kahramanmaraş Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Emre Kaçamaz; “Deprem gerçeği ile yüzleşme noktasında pek çok şey öğrendik ama çabuk unuttuk. Şunu kabul etmeliyiz: Biz afet ülkesiyiz!” dedi.
Acı bir ders olan 6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nin yıl dönümünde Mimarlar Odası Kahramanmaraş Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Emre Kaçamaz, “Şehir merkezinin yaklaşık dörtte biri yok oldu. Kahramanmaraş’ta akrabası ölmeyen insan yok” diyerek deprem gerçeğimizi bir kez daha hatırlattı!
Bu satırlar 2024’ten yılından…
Zaman bizim için çabuk geçerken, depremzedeler için durum aynı değil.

Felaketin 3’üncü yıl dönümünde de uzaktan yapılanlar yerine Kahramanmaraş’tan gelen açıklamaları gündeme taşımak istedim ve sözü yine Başkan Yunus Emre Kaçamaz’a bıraktım.
Bölgeden gelen çokça haber -doğru ya da yanlış- özellikle sosyal medya üzerinden yayılıyor; izlediklerimize, duyduklarımıza kahroluyoruz. Ancak kabul etmeliyiz ki bilmediğimiz çok şey var. Örneğin altyapı çalışmaları ne durumda? Veya konteynerlerde yaşam devam ediyor mu? Yeni konutlar güvenli mi? Depremzedeler konutlara yerleştirildi mi? Haklı olarak yayılan bir haberle galeyana geliyor, ne yapacağımızı şaşırıyoruz. Üstelik deprem bölgesinde yalnızca fiziki yıkıntıyla değil, ahlaki sorunlarla da boğuşuluyor. Bunu hem 6 Şubat’ta hem de 17 Ağustos 1999’da yaşadık. Gönderilen yardımların kötü niyetliler tarafından alınarak depremzedelere satılmaya çalışıldığını da gördük, artan kiralarla insanların mağdur edildiğini de…
Bu çerçevede bir akış sunmak amacıyla ilk yaptığımız röportajdan da alıntılar yaparak son durumu Başkan Kaçamaz ile değerlendirdik! En şaşırtıcı bilgi; bazı depremzedelerin konteynerlerden çıkmak istememeleri oldu, sebebi ise röportajımızda!

YIL 2024
AFAD BİNASI DA ÇÖKTÜ
6 Şubat Deprem’i sonrası şehrin geldiği hâli aktarabilir misiniz? Deprem sonrası süreç iyi yönetilebildi mi?
Depremle şehir merkezinin yaklaşık dörtte biri yok oldu. Kahramanmaraş’ta akrabası ölmeyen insan yok. Bazıları tüm ailesini, bazıları ikinci derece akrabalarını kaybetti. Oda olarak 13 mimar arkadaşımızı yitirdik. Yeni mezunlarımızı kaybettik. Deprem sonrasında ulaşım tamamen kapandı. 10 dakikalık mesafeler saatler sürdü, ulaşamadım. AFAD binası da çöktü. Herkes gibi Belediye Başkanı da bir depremzedeydi. Hayatta kalanlar kesinlikle çok şanslı.
BARINMA PROBLEMİ
Kahramanmaraş’ın son durumu nedir? Şehrin yeniden imarı için atılan adımlar yeterli mi?
Eski Maraş olarak tabir edilen bölgelerde şu anda devletin, TOKİ ve Emlak Konut aracılığıyla yatırımları başladı. 24 saat çalışan şantiyeler var ancak orta ve az hasarlı binalarda ruhsat verme problemini hâlâ yaşıyoruz. Kahramanmaraş’ta deprem alanı haricinde yaklaşık 200 hektarlık alan kapatıldı ve uygun olmayan alan ilan edildi. Hiçbir zemin değerleme, zemin etüdü, mikro bölgeleme haritaları yapılmadan bölge kapatıldı. Bu şehri kilitleyen bir karardı, şimdi yeniden rapor düzenlenecek. Temel sıkıntılarımız hala devam ediyor; barınma ile ilgili problemlerimiz var. İnsanlar orta hasarlı binalara göçmeye başladı. İçme suyu sorunları yaşıyoruz.

10 AİLEDEN 4’Ü EVSİZ
Şehrin yeniden imarı için hangi farkındalıklarla hareket ediliyor? İnsanlar bir ders çıkarıp, bilinçlendi mi?
Yıkılan bölgelerde depremden önce 8-10 katlı yapılara ruhsat izni veriliyordu şu anda bu izin zemin artı 3 kata düşürüldü. Aynı zamanda bodrum kat ve fore kazık uygulama zorunluluğu getirildi. Aslında bu afetlerden yapılaşma adına ders çıkardığımızı söyleyebiliriz. Kahramanmaraş’ın temel ihtiyacı geniş bir şehir planlaması. Maalesef bununla ilgili henüz bir çalışma yok, yalnızca kentsel dönüşüm çalışmaları devam ediyor. Sadece yeniden bina yapmak değil asıl mesele. Aynı anda şehri kurtarmamız lazım. Tarlalar imara açılmış, üzerine 10 katlı binalar yapılmış. 10 aileden 4’ü evsiz kaldı! Bu hataların tekrarlanmaması lazım. 30 yıl sonra çocuklarımız bize soracak; “Bu şehir yıkılmış yeniden aynı hataları mı yaptınız?” diye. İnsanlar enkazdan sağ çıkınca birbirlerine teşekkür ediyordu, şimdi maddi çıkarları için birbirlerine dava açmaya başladı. Yaşayanlar olarak da yeterince farkındalığa ulaşmış değiliz!

YIL 2026
80 BİN KONUT TESLİM EDİLDİ!
Hepimiz son gelişmeleri merak ediyoruz. 3 yılın ardından konut stoku ne durumda?
Ciddi bir toparlanma olduğunu belirtmeliyim. Çok hızlı bir şekilde rezerv alanlar ilan edildi ve konut stoku gerçekleştirildi. TOKİ ve Emlak Konut burada devlet kanalıyla büyük yatırımlar yaptı. Yaklaşık 114 bin konut ihtiyacı vardı. 3 yılda teslim edilen 80 bine ulaştı ve hâlâ devam ediyor. Bu belirlenen 114 bin ihtiyaç içinde orta hasarlı yapılar da vardı. Bunların bir kısmı bakanlığın düzenlediği yerel dönüşüm kampanyası sayesinde dönüştürüldü, haliyle rakamda geriledi. Fazla konut üretimini Kahramanmaraş adına büyük kazanım olarak görüyorum!
PLANLAMA YOK
Peki, sizce deprem sonrası süreçte hatalı, eksik olan bir şey var mı?
Tabii ki eksiklikler mevcut. Yapılan hataların en büyüğü plansızlık! Mimarlar Odası ve diğer STK’lar olarak hep dile getirdiğimiz şey eski konutların hemen dönüştürülmesi gerekliliğiydi. Kahramanmaraş’ta Mağralı, Namık Kemal, Orman Dairesi ve Yusuflar gibi mahalleler en eski yerleşim yerleridir ve oralarda yıkım olmamıştı. Merkezi alanlardan dönüşüm olması; rezerv alanlara dönüştürülmesi gerekliliğini vurguladık. Ama planlama eksik kaldı.
Ulaşım akslarında değişim olmadı, şehrin üçte ikisi yok olmuşken doğru planlama ile merkezi kaybetmeden ilerleyebilirdik ama bunu başaramadık ve merkez kaydı.
ZEMİN İYİLEŞTİRME YAPILDI
Süreç, Türkiye’nin deprem gerçeğiyle yüzleşmesi açısından sizce yeterince öğretici oldu mu? Çıkarılan derslerle yeniden inşa sürecinde bilimsel şehircilik ve mimarlık ilkelerine uyuldu mu?
Deprem gerçeği ile yüzleşme noktasında pek çok şey öğrendik ama çabuk unuttuk!
Tekrar başa dönüp belli rantlara odaklanılıyor. Halbuki yapılanları görünce, dayanıklı konut üretebildiğimize şahit olduk. Zemin iyileştirme yapıldı, fore kazıklar kullanıldı. Hızlı konut nitelikli mi diye? tartışılırken; devletin müşavirleri tarafından yapılan analizlere göre dirençli yapılar olduğunu düşünüyoruz.
KAÇAKLA MÜCADELE
Rezerv alanlar ve yeni yerleşim bölgeleri belirlenirken yerel mimarların-mühendislerin görüşleri ne kadar dikkate alındı?
Rezerv alanlar ve yeni yerleşimler belirlenirken Mimarlar Odası olarak ciddi çalışmalar yaptık. TOKİ rezerv alanları 5 bölge olarak belirlemişti ama biz heyelan bölgelerini çıkararak 3 bölge şeklinde bildirdik. Rezerv alanlar kötü görünüyor olabilir ama hızlı inşa sürecinde çok iyi iş gördü. Karışık bir hak sahipliği süreci vardı. Kaçak yapılaşmayla da mücadele edildi.
ALTYAPIYA DEV YATIRIM
Şehrin altyapı durumu (su, kanalizasyon, elektrik, yollar) ne durumda?
Bazı şüpheler söz konusu…
Altyapı sistemleri olası yeni bir depreme karşı dayanıklı mı yoksa geçici çözümler mi üretildi?
Şehrin altyapısında şebekeye verilen suyun 80’i kaçak hâle gelmişti. Yani 100 litre suyun 20’si kullanılabiliyordu. Ciddi altyapı çalışması yapıldı. 12 milyar lira ayrıldı ve belediyelerin borçlanarak kaynak oluşturmasıyla da yaklaşık 25 milyar liralık altyapı çalışması gerçekleştirildi. Merkez ve uzak ilçeler dahil olmak üzere süreç devam ediyor.
Yollara gelirsek…
Evet, kötü durumda ama biz biliyoruz ki bu 50 yıllık bir yatırım. Bundan 5 ay sonra yolları da konuşuyor olmayacağız. Su ve kanalizasyon çalışmaları her şeyden önemliydi ve bu sorun halledildi. Kesinlikle kalıcı ve dayanıklı yapıldı!

SÜRE DOLDU!
Depremzedelerin önemli bir kısmı hâlâ konteynerlerde mi yaşıyor? Güncel tablo nedir?
Depremzedelerin çoğu konteynerlerden çıktı. Kalanlarında 3-4 ay içinde çıkması bekleniyor. Konutlar üretildi ama burada iğneyi kendimize batırmamız gerekli. Çünkü vatandaşlarımız konteynerlerden çıkmak istemiyor; devlet hak, sosyal imkanlar veriyor. Bunu kullanmak istiyorlar ama son 3 ayları kaldı. İki yerde konteynerde kalım var yaklaşık bin-bin 500 kişi ancak dediğim gibi süre azaldı!
‘CADI AVI’ BİZİ ÜZÜYOR
Yıkılan binalarla ilgili hukuki ve mesleki sorumluluklar sizce yeterince yerine getirildi mi?
Yıkılan binalarla ilgili yaşadığımız en büyük sıkıntılardan biri cadı avı!
Sadece mühendis, müteahhit ve mimarın suçlu olduğu bir sistem üzerine gidildi. Bilirkişi raporları çok hatalı olarak geliyor. Bizim meslektaşlarımız günah keçisi ilan edildi, sanki onlar suçluymuş gibi tutuklular. İmzası olan, kamuda çalışanlar bile çok tedirgin. Bu sürecin içinde olan herkes yorgun, üzgün. Kesinlikle yeni bir tanım gerekiyor. Biz, meslek grubu olarak kaç yıl ve ne kadar sorumluyuz? Bunun revize edilmesi, reform yapılması lazım. Meslektaşlarım hukuki olarak çok sıkıntılı süreçlerden geçiyor.

YAPI DENETİM SİSTEMİ
Yapı denetim sistemi bugün gerçekten işliyor mu, yoksa kâğıt üzerinde mi kaldı?
Yapı denetim sistemi süreçten sonra işlemeye başladı ve bugün de işliyor:
Şantiye şefliği, beton dökümü, demir denetimleri hat safhada ilerliyor. ‘Yapı Denetim Sistemi’nin Türkiye için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda her yıl gelişerek devam ediyor. Yıkılan binaların 1999 öncesi yapıldığını gördük. Yapı denetim sistemine uygun olarak yapılmış binalarda yıkım oranı yüzde 1-2. Kalite olarak gerçekten değer kattı!

ŞEHİRLER YATAY BÜYÜMELİ
Aynı acıların tekrar yaşanmaması için yapı üretim sürecinde ne köklü şekilde değişmeli?
Yapı üretim sürecinde şehirlerin planlamaya ihtiyacı var. Şehirler yatay olarak büyümeli; sosyal alanlar, donatılar buna göre belirlenmeli. Bu planlar günümüz değil; 50-100 yıl sonrasını planlamalı, şehrin kendi dinamikleriyle ortak değerleriyle çalışabilecek kişiler tarafından oluşturulmalı.
Şunu kabul etmeliyiz: Biz afet ülkesiyiz!
Deprem ya da sel olabilir; bunu kabul edip, teknolojideki imkanları da kullanarak önlem alabiliyor olmalıyız!

DÖNÜŞÜM ÇAĞRISI
Kamuoyuna, yöneticilere ve topluma tek bir cümlelik uyarı ya da çağrı yapsanız bu ne olurdu?
Herkes 6 Şubat’ta hayatını kaybeden on binlerce insanı görüp; ‘şimdiki aklım olsa ne yapardım?’ diye sormalı. Yerinde dönüşüm fırsatı geldi, kısa süreli oldu. Bu konut stokunun yenilenmesi için yerel unsurların da devreye girmesi gerekiyor. Her şey daha kontrollü, şeffaf, uzmanından yardım alarak yapılmalı!
Bir daha böyle acılar yaşamamak dileğiyle, milletimizin başı sağ olsun!