Her şey bir yana, bilim dünyası bir yana…
İnsanlığın daha iyi şartlar altında yaşayabilmesi için emek veren; hastalıkları sonlandırabilmek için uğraşan bilim insanlarının çabaları ne kadar görülüyor, takdir ediliyor?
Farkındaysanız çağımızın vebası kanser!
Kiminle konuşsak ya kendisinde ya da yakınında bir kanser öyküsü mevcut.
Hastanelerde çaresiz bekleyişler ve geride kalan acılar var.
Beslenme şekliyle ve strese ne kadar maruz kalındığıyla bir bağlantı kurulmaya çalışılsa da bence hastalığa yakalanma sebepleri muamma!
Zira kendisine dikkat eden; spor yapan, organik gıdalara erişerek düzenli beslenen, rahat hayat tarzıyla stresten, kaygıdan uzak olanların bile ‘kansere yakalandı’ haberlerini duyabiliyoruz.
Ne yaşa bakıyor ne de diğer özelliklere…
‘Kader’ diyor ve geçiyoruz ama perde arkasında bu illeti yenebilmek için canla başla çalışanları unutuyoruz.
Gündemimiz kısıtlı konularla dolu.
Atlanmasına göz yumamayacağım gelişmeyi bugün satırlarıma taşıyacağım.
Zira başrol bizden biri, gurur sebebi:
Nobel Ödüllü Türk Bilim İnsanı Prof. Dr. Aziz Sancar, beyin tümörlerini tamamen ortadan kaldıran araştırması hakkında açıklama yaptı!

Şikâyet edilen ve kötülüklerin kaynağı olarak kabul edilen sosyal medya olmasa çoğunluğun bu gelişmeden hiç haberi olmayacaktı.
Prof. Dr. Aziz Sancar; fareler üzerinde yapılan deneylerde ölümcül beyin tümörlerini tamamen ortadan kaldıran yeni bir tedavi yöntemi geliştirdiklerini -tahminim bilginin daha hızlı yayılmasını hedeflediği için- önce sosyal medyadan paylaştı.
Elde edilen bulguların bilim dünyasında büyük yankı uyandırdığını belirten Sancar, çalışmanın henüz deneysel aşamada olduğunu vurgulayarak; “Bu bulguların insanlar için güvenli ve etkili bir tedaviye dönüşebilmesi doğrultusunda kapsamlı klinik çalışmalar gerektirmekte olup bunun için en az iki yıl daha zamana ihtiyacımız vardır” dedi.
Bazıları 2 yıl ibaresini görünce hayal kırıklığına uğrayabilir ama bugüne kadar pek çok hastalık tarihe karışmışsa bu çalışmalar sayesindedir.
Belki altyapısını merak edenler olur diye bilimsel terimlerle dolu aktarımı da paylaşmak istiyorum:
“Beyin kanserinin en agresif türlerinden biri olan glioblastoma üzerine yoğunlaşılmıştır.
Deneylerde, ‘EdU’ adlı molekülün kemoterapide yaygın olarak kullanılan Temozolomid (TMZ) ile birlikte uygulanması sonucu, glioblastoma tümörlerinin farelerde tamamen yok edildiği tespit edilmiştir ve gözlemlerde, 23 gün gibi kısa bir sürede tümörlerin temizlendiği ve deneklerin yaşam süresinin belirgin şekilde uzadığı kaydedilmiştir!”
Umut verici değil mi?
*****************************************************************
TÜRKİYE’DEN NASA’YA YOLCULUK
Ve yine çoğunluğun duymadığı müthiş bir gelişme daha…
Türk Astrobiyolog Doç. Dr. Betül Kaçar, NASA’nın evrende yaşamın izlerini araştırmak amacıyla oluşturduğu interdisipliner araştırma ekibine kabul edildiğini duyurdu.

Kaçar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, bu gelişmenin kendisi için büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti:
“Güzel bir haber. Kelimelere dökmekte zorlanıyorum, ama şöyle: Evrende yaşamın izlerini araştırmak için oluşturulan yeni bir NASA ekibine kabul edilmişim. Bu seneye ufak bir sağlık sorunuyla başladım, ilaç gibi geldi bu haber sabah sabah. Her şeyin başı sağlık diyerek bitireyim."
Bursa’da TÜMKAD başta olmak üzere kadını merkeze alan dernekler, STK’lar bu başarıyı tebrik mesajlarıyla birlikte yayınladı.
Belki futbolla, siyasi partilerle ya da dizi camiasıyla ilgili olsaydı bu gelişme çok daha fazla ilgi görürdü.
Ne yazık ki bilimsel yolculuklar toplumumuz tarafından beklediğimiz şekilde karşılık göremiyor.
***
Türkiye’den bir bilim insanının NASA’nın yaşam araştırma projelerinde aktif görev almasıyla gurur duyuyor ve merak edenlerin Kaçar hakkında daha fazla bilgi edinebilmeleri için araştırma yapmaya davet ediyorum…