Hava Durumu

Bir koleksiyonun yolculuğu

Yazının Giriş Tarihi: 19.02.2024 00:05
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.02.2024 16:57

Bursa Kent Müzesi’nde meraklılarıyla buluşan Nazif’in Düğmeleri Sergisi artık İstanbul’da Rami Kütüphanesi’nde!

Önce sergiden mi yoksa açılış için gittiğimiz ve hayran kaldığımız kütüphaneden mi bahsetmeliyim diye düşünüyorum…

Daha önce Bursa’da Koleksiyoner Tenzile Güler’in, Nazif’in Düğmeleri’ni görmüş ve kapsamlı hazırlanan sergi hakkında bir yazı kaleme almıştım.

Daha çok kişiye ulaşması tabii ki koleksiyonun yolculuğu sayesinde oluyor.

Cumartesi günü İstanbul’un trafiğini göze alarak yollara açılış için düştük.

Tam vaktinde olmamız gereken adresteydik.

Rami Kütüphanesi’nde 1 ay boyunca açık kalacak serginin açılışında konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Nurullah Yıldız, “Bu serginin burada açılmasında Başkanımız Alinur Aktaş’ın emeği çok var. Selanik’ten Bursa’ya uzanan bir düğme hikayesi bu. Hayatımızda çok basit gibi görünen obje olsa da düğme, hayatımızda önemli bir değer. Bursa’mızın Türk Sanat Müziği’nde değerli sesleri olan kişilerin de düğmeleri burada. Rami Kütüphanemizin yetkililerine ve tüm ekiplere ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bizleri kırmayıp davetimize icap ettiler. 1 ay boyunca bu sergi hizmette olacak. Hayırlı olsun” ifadesini kullandı.

Bursa'nın kültürel zenginliğini vurgulayan, Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürü Kamil ÖZER ise;

“Düğmenin sadece bir düğme olmadığını ve küçük bir objenin nasıl hayat hikayesi ve kültürü aktarabildiğini görüyoruz. İnsan bu kültürü yaşayan ve zamanla, mekanla ona değer kazandırıp, geleceğe aktaran en önemli varlık. Küçücük bir düğme hikayesini İstanbul'a taşımış olduk. Buradan da dünyaya giden bir hikâye olacak” dedi.

Ve gezimize başladık…

Koleksiyonun oluşmasının perde arkasında acı bir hayat hikayesi var.

Tenzile Güler, aile geçmişini sanatla buluşturuyor ve bizlere yaklaşık 4 bin adet düğme ile tarihe yolculuk yaptırıyor.

Ayrıntılı bilgi edinmek isteyenler internet üzerinden erişim sağlayabilir ya da sergiye gidebilirler.

Benim için en dikkat çekici olan ‘Ters Hayat Ağacı’ oldu.

Onlarca rengarenk düğmeden oluşan bu ağacın kökleri ve dalları Selanik’ten İznik’e göç eden bir aileyi temsil ediyor. Aynı zamanda hikâyenin baş rolünde yer alan Nazif’in düğme oyunundan döndüğü gün annesi için ceviz toplarken düştüğü ağaçtaki kazayı işaret ediyor. Doğumu, yaşamı ve ölümü sembolize ediyor. Bakır tellerden el emeği olarak üretilen ağaç Bursa Olgunlaşma Enstitüsü’nün sergiye hediyesi!

İlginçtir ki; Bursa’dan açılışa katılanlar arasında sergiyi şehrimizdeyken görmeyenler vardı.

Bu ilgisizlikten ya da zamansızlıktan mı kaynaklanıyor?

Yoksa yeterince tanıtımı mı yapılmadı?

İlk ihtimalin üzerinde daha çok duruyorum ve etrafında olup bitene duyarsız kalabilmenin sırrını merak ediyorum.

Sıra Rami Kütüphanesi’nde!

Tarihçesi kendi sitesinde şu şekilde yer alıyor:

İstanbul Eyüpsultan’da bulunan geniş arazi, Osmanlı Sultanı II. Mustafa döneminde (1695-1703) sadrazamlık yapan Rami Mehmed Paşa’ya sultan tarafından çiftlik olarak armağan edilir.

Kayıtlara Rami Kışlası Çiftliği olarak geçen bu bölge ilk olarak Sultan III. Mustafa döneminde, Rumeli koluna sefere çıkan orduya lojistik destek veren ve bir takım ek hizmetler sunan bir alan olarak kullanılır. Ayrıca sultanların saltanat gezilerinde biniş-i hümayun alanı olur.

1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının hemen ardından kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusu için bu bölgede inşa edilen ve 1828 yılında kullanılmaya başlanan askerî kışla da Rami Kışlası olarak anılmaya başlanır. 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Sultan II. Mahmud’un karargâhı olarak da hizmet veren Rami Kışlası, 1836-1837 yılları arasında Mühendishane talebelerinin de kışla içinde bulunan Mekteb-i Harbiye’ye taşınması ile yalnızca askerî bir üs olmaktan çıkarak bir bilim yuvası kimliği de kazanır.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yer yer tahrip olan Rami Kışlası, Cumhuriyet Dönemi’nde işlevini korur ve 1971 yılına dek askerî amaçlı kullanılır. Bu tarihten sonra kışla mülki idareye devredilir.”

Ve 13 Ocak 2023’ten beri 220 dönümlük alan içinde, 51 bin metrekarelik peyzaj alanına sahip alan, Rami Kütüphanesi olarak hizmette.

Kısacası Çiftlik-i Hümayun’dan Kışla’ya, kışladan da kütüphaneye bir dönüşüm yaşanmış.

7’den 70’e herkes için tasarlanmış bölümlere sahip kütüphanede; yüksek lisans ve doktora öğrencileri için düşünülmüş ayrı ayrı çalışma alanları bulunuyor.

Aydınlatma ve ısınmada tasarruf var.

Sensörlü ışıklar sayesinde boşuna kaynak israfı yok.

2 buçuk milyon kitap Türkiye’nin en kapsamlı arşivi.

“Keşke daha uzun ve huzurlu hayatlarımız olsa da kendimizi okumaya, araştırmaya adasak” dedirtiyor.

Aynı anda pek çok sergiye de ev sahipliği yapıyor.

Örneğin Valide Sultanlar Yazma Eser Sergisi gibi.

Ayrıca tahrip olmuş el yazmalarının onarımı için restorasyon bölümü mevcut.

Bir bahane bulup muhakkak gidin.

Ancak tüm kütüphaneyi gezmek tüm gününüzü alabilir ona göre hazırlıklı olun!

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.