Bir arkadaşım çocuğunu gönderdiği okulda duydukları karşısında dehşete düşmüş ve beni arayarak, durum hakkında bilgim olup-olmadığını sormuştu.
Geçmiş gün konu neydi tam hatırlamıyorum ama verdiğim tepki dün gibi aklımda:
“Her şey mümkün, haber merkezine gelen bir bilgi yok ama doğruymuşçasına tedbirli olmalısın!”
Çünkü yaşadığımız çağda hiçbir şeyin garantisi yok.
İnsanlar hiç olmadıkları kadar tehlikeli ve bunu teknolojinin verdiği güçle de harmanlıyor, verdikleri zararla da keyif alıyorlar. Bu ifadeleri kullanınca tepki görüyorum ama siz aksini kanıtlayana kadar tezim geçerliliğini sürdürüyor…
***
Sanıyorum bir sene olmuştur; çocuklar arasında hızla yayılan ve akım haline gelen ‘bayıltma oyunu’ hakkında yazı kaleme almış ve aileleri uyarmıştım. Uzman isimlerden sık sık görüş alıyor ve ‘akran zorbalığı’ için de bilgilendirme yapıyoruz.
Yine benzer bir vaka ile karşı karşıyayız. Tehlikesi büyük; tabii aileler ve öğretmenler müdahale ederse bu furya da son bulur! Ayrıntılara geçmeden önce şunu belirteyim, ‘Benim çocuğum yapmaz, bizim için tehlike yok’ demeyin.
Zira sosyal medyada görünür olabilmek için birbirini etkileyen nesil hakkında konuşuyoruz!
***
2026’ya adını yazdıracak mide bulandırıcı oyunu:
“Öğrenciler okullarda virüs üretiyor” başlığı ile haber sitelerinde çok okunanlar arasında.
Akım yurt dışında başladıktan sonra Türkiye’ye sıçradı ve TikTok, Instagram gibi mecralarda ‘Covid-20 yapıyoruz’, ‘Virüs üretiyoruz’ ifadeleriyle servis ediliyor.
Videolarda öğrencilerin şişe ve kaplara dışkı, çöp, yemek artığı, sigara izmariti, boya, örümcek ağı gibi şeyler ekleyerek pislik kümeleri oluşturdukları görülüyor. Videolar sanki ‘deney serisiymiş gibi’ kademe kademe paylaşılıyor.
‘Gün 1, gün 2’ veya ‘part 10, part 18’ gibi başlıklarla yayımlanan içeriklerde öğrenciler, şişelerin içine farklı maddeler atarak karışımı hijyen açısından daha riskli hale getirmek için birbiriyle yarışıyor.
Okurken ve size aktarırken tiksindiğim bu eğlencede çocukların hiç rahatsızlık duymadan uygulamaya devam ediyor olması sosyal medyada oldukça tepki çekmiş durumda.
Merak edip, izlediğim bir videoda şu ifadeler mevcut:
“Arkadaşlar ben bir şey yaptım. Bunu buzdolabına koydum. İçinde çizi, yağ çözücü, helva, çay, kozalak suyu, bulaşık deterjanı, tahin var. Yeni video geliyor…”
Elbette çocukken her türlü yaramazlığın önü açık. Buradaki tehlike bu ürettikleri karışımları içmeye kalktıkları noktada başlıyor. Takipçiler, milyonlarca izlenen videolarda çeşitli taleplerde bulunuyor; eklenmesini istedikleri maddeleri belirtiyor, kaç gün geçmesi gerektiğini oyluyor ve ‘Birine içirince ne olur?’ diye soruyorlar.
‘Okul çıkışı her yere yay’ ifadesiyle de tehlike büyüyor.
Uzmanlar ise zehirlenme ihtimaline karşı uyarıyor: “Kusma, ishal, ateş ve ciddi bağırsak enfeksiyonları görülebilir. Bu tür karışımların içirilmesi veya temas ettirilmesi zehirlenmeye kadar gidebilecek sonuçlar doğurabilir!”
Abartıyor olabilir miyiz? Yoksa tecrübelerimize dayanarak olabilecekleri öngörüp ondan mı endişeleniyoruz?
***
Şaşırdığım bir açıklama ise hukuk camiasından gelmiş, konuyu araştırırken gördüm:
“Bir çocuğun arkadaşının içeceğine zararlı madde katması kasten yaralamaya girer ve kalıcı hasar oluşursa 12 yıla kadar ceza söz konusu olabilir. 12-18 yaş grubunda indirim uygulanabilse de adli sicil kaydı geleceklerini etkileyebilir.”
Demek ki uzmanların ve eğitimcilerin sosyal medyada yayılan içeriklerin özendirici etki oluşturduğuna dair yapılan uyarıları dikkate alınmalı!
Ve anne-babalar çocuklarıyla ilgilenmeli; bu yalnızca temel ihtiyaçların giderilmesi değil, hayatın her alanında eşlik edebiliyor olmak demek…
Buna akımları takip etmek de dahil!