Hava Durumu

Çalışan istiyor, sanayi direniyor!

Yazının Giriş Tarihi: 08.05.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 08.05.2026 00:06

Gündemi meşgul eden konulara sırasıyla açıklık getiriyoruz…

Sırada 4 gün çalışma-3 gün tatil modelinin Türkiye’de uygulanıp, uygulanamayacağı konusu var.

Yine sosyal medyanın köpürtmesiyle bazıları bunun yürürlüğe gireceğine emin!
Hatta öyle ki yalnızca memurların bu çalışma düzenine geçeceği; özel sektörün ise yine dışlanacağı fikrinde ısrarcılar.

Ancak bazı gerçekler gözden kaçırılıyor; sanayide bu düzenin işlemesi imkânsıza yakın.

Nitekim otomotiv sektöründe çalışan bir insan kaynakları uzmanı bunu teyit etti ve şu ifadeleri kullandı:

“Bursa’da otomotiv sektöründe 300 bin kişi çalışıyor. Bir fabrika durmadan, diğerleri duramaz. Bu söylenen yalnızca pandemide gerçekleşti. Üretim planlamamızda böyle bir şey yok. Ama yine bir salgın olur ya da savaşın etkileri ağırlaşırsa, üretimde yavaşlama olur. O zaman hibrit çalışma modelleri gündeme gelir. Şu anda 4 gün çalış-3 gün tatil yap modeli gündemimizde değil!”

Elbette çalışanlar tarafında beklenti yüksek.

Ne yazık ki bir gün bu ütopik istek yerine getirilirse de; özel sektör çalışanları kendilerine uygulanmayacağında da hemfikir.

Geniş perspektifle değerlendirebilmek adına Lev-Ka Kalıp İnsan Kaynakları ve Mali İşler Müdürü-İK 360 Platform Kurucu Başkanı Fatma Memiş ile görüştüm.

“4 gün çalışma-3 gün tatil modeli son yıllarda dünyada oldukça konuşulan bir çalışma sistemi. İnsan Kaynakları gözüyle bakıldığında ise bunun Türkiye’de uygulanabilirliği sektör, iş modeli ve çalışan profiline göre değişir” ifadeleriyle söze başlayan Fatma Memiş amacın ‘az çalış-aynı maaşı al değil; aynı işi daha verimli yap’ olduğunu da vurguladı!

PİLOT UYGULAMA ÖNERİSİ

Bahsi geçen çalışma modeli sizce mümkün mü?

4 gün çalışma modeli Türkiye’de tamamen imkânsız değil ancak her sektör için aynı şekilde uygulanması şu an için kolay görünmüyor. Özellikle üretim, sağlık, perakende ve hizmet sektöründe operasyonun devamlılığı önemli olduğu için sistem vardiyalı şekilde planlanmak zorunda kalabilir. Buna karşılık teknoloji, danışmanlık, yazılım, kreatif işler ve hibrit çalışma düzenine uygun ofis çalışanlarında daha uygulanabilir bir model olarak öne çıkıyor.

Türkiye özelinde değerlendirildiğinde ilk etapta özel sektörde pilot uygulamalar şeklinde başlaması daha olası görünüyor. Çünkü özel sektör çalışma modellerinde daha hızlı esneklik sağlayabiliyor. Kamu tarafında ise mevzuat, hizmet sürekliliği ve personel planlaması nedeniyle geçiş daha uzun vadeli olabilir.

Ancak burada kritik nokta şu:

Her sektör için tek tip bir model yerine, işin dinamiğine uygun hibrit çözümler geliştirmek gerekiyor. Bazı şirketler 4 gün tam çalışma modeline geçebilirken, bazıları esnek saat veya dönüşümlü izin sistemlerini tercih edebilir.

***

‘MUTLU ÇALIŞAN’ PROFİLİ

İnsan Kaynakları profesyoneli olarak Z kuşağı çalışanların iş hayatından beklentilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce 4 günlük çalışma modeli sürdürülebilir bir çözüm olabilir mi?

İnsan Kaynakları perspektifinden baktığımızda yeni nesil çalışanların artık yalnızca maaşa değil; yaşam kalitesine, psikolojik iyi oluşa ve iş-özel yaşam dengesine önem verdiğini görüyoruz. Özellikle Z kuşağı ve genç profesyoneller için ‘çok çalışmak’ değil, ‘verimli çalışmak’ değer kazanıyor. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda şirketlerin rekabet gücünü belirleyecek unsurlardan biri de çalışan deneyimi olacak. Ancak burada önemli olan sadece bir günü tatil ilan etmek değil; çalışma kültürünü yeniden tasarlamaktır. Eğer süreç doğru yönetilmezse 4 güne sıkıştırılmış yoğun tempo çalışan üzerinde daha fazla stres oluşturabilir. Bu nedenle mesele süre değil; verimlilik, dijitalleşme, liderlik anlayışı ve çalışan mutluluğudur. Bu modelin hayata geçmesini hepimiz isteriz; inanılmaz bir yorgunluk var. Ben geleceğin şirketlerinin, çalışanını sadece performans üreten bir kaynak olarak değil; duygusu, sosyal yaşamı ve motivasyonu olan bir değer olarak gören kurumlar olacağına inanıyorum. Çünkü mutlu çalışan artık sadece bir ‘İK hedefi’ değil, sürdürülebilir başarının en güçlü anahtarıdır!

***

TÜKENMİŞLİK AZALIYOR

Dünyada örnekleri var mı?

Evet. Özellikle İzlanda, Birleşik Krallık ve Japonya gibi ülkelerde pilot uygulamalar yapıldı.

Sonuçlar genel olarak:

Verimlilik aynı kaldığı ya da arttığı, çalışan mutluluğunun ciddi düzeyde yükseldiği, işten ayrılmaların azaldığı gözlemleniyor.

Bu modelin temel amacı daha az çalışmak değil; verimli, odaklı ve sonuç odaklı çalışmayı artırmak. Dünyadaki bazı örneklerde çalışan bağlılığının yükseldiği, tükenmişliğin azaldığı ve işveren markasının güçlendiği görülüyor.

İŞ DAĞILIMI NET OLMALI

Türkiye’de mümkün mü?

Evet, ama bazı şartlarla: Ofis-danışmanlık-İK gibi alanlarda çok daha kolay uygulanır.

Benim çalıştığım firma gibi üretim sektöründe olanlar için 3 gün işi durdurmak zor ama vardiya sistemiyle ekipler oluşturulabilir. Esnek çalışma saatleriyle, rotasyonla uygulanabilir.

Burada bazı uyarıları da yapmamız lazım:

Süreçler net değilse, iş dağılımı karışıksa, performans ölçümü yoksa sistem çöker!

Bu sistem az çalış, aynı maaşı al değil; aynı işi daha verimli yap modelidir!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.