Tahminimce çoğunluğun beklentisi siyasetin güncel hâlini kaleme almamdır.
Bazen bu beklentiyi karşılayamama nedenime değiniyorum:
Siyasi partiler, şahıslar, kurumlar kalıcı değildir; değişir ama önemli olan devletin ve sunulan hizmetlerin devamlılığıdır.
Bundan 10 yıl sonra bugünkü tartışmaların hangisini hatırlayacağız?
Yine bu mantıkla yönümü bilime çeviriyor ve karşıma tesadüfen çıkan bir kavramla başlıyorum.
Dr. Seda Celep’ten öğrendiğim ve biz günlük rutinlerde kaybolurken, üniversitelerde tez konusu olan önemli bir başlık bu:
Biomimikri!
Yeşil ekonominin, sürdürülebilirliğin vücut bulmuş hâli…

Öncelikle literatürdeki tanımını paylaşayım:
Biomimikri; insanların sorunlarını çözmek adına taklit etmek daha doğrusu ilham almak için doğanın sunmuş olduğu nimetlerden faydalanmak anlamına geliyor.
Modeller, sistemler, süreçler inceleniyor ve kopyalanarak üretilenler insanların hizmetine sunuluyor.
Terim Yunanca ‘yaşam’ anlamına gelen ‘bios’ ve taklit etmek anlamına gelen ‘mimesis’ kelimelerinden oluşuyor.
Bu konu hakkında, ‘İşletme’ alanında yazılan ilk tezlerden biri Dr. Seda Celep’e ait.
Celep’in akılda kalıcı tanımı ise şöyle:
Biomimikri, doğadan ilham alarak inovasyon yapmaktır!
-İnovasyon için bir parantez açalım; genellikle yenilik deniliyor ancak önemli olan bunun kâr sağlayan bir yenilik olmasıdır.
***
Terimin daha iyi anlaşılabilmesi için elimizde şahane bir örnek var.
Celep’in aktarımıyla:
“Cırt cırt, İsviçreli elektrik mühendisi George de Mestral tarafından icat edilmiştir. Mestral, doğadaki bitki dikenlerinin köpeğinin tüylerine yapışmasından ilham alarak kanca ve halka sistemine dayanan bu bağlantı elemanını geliştirmiş. Bu bir biomimikri örneğidir. Buna benzer çevremizde çok fazla ürün var.”
Tabii neden önemli olduğunu da belirtelim; biomimikri mantığıyla yapılanlar hem doğaya zararsız hem de kârlılık aracı olabiliyor.
Sanayicilerin, yöneticilerin ve akademisyenlerin dilinde olan çevreye duyarlılık, sürdürülebilirlik, ekolojik denge, sıfır atık gibi ifadeleri düşününce bu yönelim çok doğru bir adres.
Celep’in tezine dâhil ettiği Kahramanmaraş’taki bir tekstil firması da kot pantolonlarını bu anlayışla üretiyor ve çevreye duyarlılığı-kârlılıkla bütünleştiriyor.
***
Çok daha eskiye bakarsak…
İlk örneklerini Leonardo da Vinci’de bulabiliriz.
İnsan uçuşunu mümkün kılabilmek adına çok sayıda girişimde bulunulmuş, Leonardo da Vinci de uçan makine denemeleri yapmış; gözlemlenen de kuşlar olmuştur.
Başarılı olunup-olunmaması ayrı bir mesele ama doğanın gözlemlenerek hayatımıza icatla dâhil edilmesi fikri kıymetli!
Elbette şu anda var olan ama henüz akademik terime dönüştürülmemiş çok sayıda olayla çevriliyiz. Biomimikrinin doğuşu ise Amerikalı biyolog Janine M. Benyus’un 90’ların sonunda ‘Biyomimikri: Doğadan Esinlenen İnovasyon’ adlı kitabının yayınlanmasıyla gerçekleşiyor.
Benyus’a göre biyomimikri; bir modeldir, ölçüdür, akıl hocasıdır!
Araştırmalarım sırasında karşıma çıkan, yesilist.com’da yer alan bir metni de paylaşmak istiyorum:
“…
İnsanlar ayıların vahşi pençelerinden ve üstün avlanma içgüdüsünden yoksun olsalar da, onların tekniklerini taklit edebiliyorlardı.
Ve insanlar giderek daha karmaşık mekanizmalar tasarlamaya başladıkça, doğayı örnek almaya devam ettiler.
1903 yılında ilk uçağı yapmayı ve uçurmayı başaran Wright Kardeşler de uçaklarının ilhamını uçuş halindeki güvercinlerin gözlemlerinden aldılar.
Kambur balinaların göğüs yüzgeçlerindeki çıkıntılar suda aerodinamik bir akış yaratır. Bu çıkıntılar rüzgâr türbini kanatlarının şekline ilham vermişlerdir.
Örümcek ağı doğadaki en etkileyici tasarımlardan biridir. Örümcek ağı deseni, ön camların çatlaması ancak parçalanmaması için otomotiv endüstrisi tarafından taklit edilmiştir…
***
Konu ilginizi çeker ve daha fazla bilgi edinmek isterseniz Dr. Celep’e sosyal medya kanallarından ulaşabilirsiniz.
Yazımı O’nun mesajıyla bitiriyorum:
“Çevre sorunları had safhada ve çözümü yine doğada…
Biomimikri farkındalığı şart!
Yeni nesil inovasyonun kaynağını doğada aramalı ve bulmalıyız.”