Canım insanlar…
Yeryüzünde bizim millet kadar siyaseti yakından takip eden ve her konuyu siyasete bağlayan var mıdır?
Tutarlılığı olmayan davranışlar sergileniyor.
Bir bakıyorsunuz birbirine kenetlenmiş; bilgi ve irfan dolu insanlar…
Bir bakıyorsunuz entelektüel seviyesi sadece okuma yazmayı bilmekle sınırlı olanlar…
Tüm görüşleriyle, inancıyla güzel toplumumuza bir öneride bulunayım:
Farklı olmak ve özgürlüğü gözümüze sokmak yerine biraz da saygılı mı olsak?
Eskiden akla gelmeyecek şeyler şimdi sorun oluyor.
Ee, özgürlük kisvesi altında kantarın topuzu kaçırılınca müdahale geliyor, o da tartışma yaratıyor!
Okullar açıldı ama bu defa bazı sınırlamalarla.
Sanıyorum anlaşıldı, öğretmenlerin kıyafetlerinden bahsedeceğim…
***
Yıl 1996…
Öğrenciler ilkokula başlarken mavi önlüklerini giyer, yakalarını takardı.
Hatta kurallara uyulması için nöbetçi öğretmenler sürekli kontrole çıkar; yakası kopuk, kırışık olan varsa müdahale ederdi.
Önlüklerin içinden başka bir renk bluz görünmesi de yasaktı.
Sınıf başkanları kendi aralarından okul başkanı seçeceği zaman, adayların en büyük vaadi okul müdürünü ikna edip, serbest kıyafete geçilmesini sağlamaktı.
Hiç başarıya ulaşanı görmedim ama mücadeleci ruhu hep takdir ettim.
Elbette öğrenciler gibi öğretmenlerin de bir giyim standardı vardı.
Kadınlar etek-bluz, erkekler pantolon-gömlek giyerdi.
Hiç aşırıya kaçanı, anormal tarzı olanı hatırlamıyorum.
Aradan geçen zamanda ‘özgürlük ve demokrasi’ anlayışı evrimleşti.
Anormal bulduğumuz şeyleri eleştiremez olduk çünkü ‘tercihe saygı’ diktesi geldi…
***
Öğrencilerin tek tip forma giymesinin mantığı, çocuklar arasında ekonomik, sosyal, kültürel ayrımın engellenmesine dayalıydı.
Durumu olanla olmayan birbirini bilmez, ‘kim daha zengin kim daha fakir’ kimse anlayamazdı.
Belki biraz gaddarca olabilir ama bence disiplinin öğretilmesi açısından da kıymetliydi!
Sonra…
2012 yılında hep istenen oldu ve serbest kıyafet uygulamasına geçildi.
Ta ki 2025’e kadar.
Hatta bu karar açıklandığında da bir yazı kaleme almış ve şu ifadeleri kullanmıştım:
“…
Açıkçası serbest kıyafet uygulamasının yürürlükte olduğuna da şaşırdım.
Çünkü çevremizdeki okulların öğrencileri hep üniformalıydı.
Bazı velilerle de bu konuyu konuşma fırsatım oldu.
Özel okul ve devlet okulu farkı burada da karşıma çıktı.
İstediği zaman kısa kollu, istediği zaman renkli kazaklı derslere gidebilenlerin çoğu özel okuldayken; devlettekiler standart giyiniyor ya da giyinebiliyor!
Sosyo-ekonomik farklılıkların yansıması bu.
Benim öğrencilik dönemimde de çokça tartışma konusu olan ‘serbest kıyafet’ için hep şu açıklama yapılırdı:
‘Arkadaşların senin imkânlarına erişemiyor olabilir. Bu nedenle herkes önlük giyiyor.’
Çocuk aklımızla işimize gelmezdi ama öğretmenimiz sürpriz yaparak herkesin istediği şekilde giyinip gelebileceği bir gün geçireceğimizi müjdelemişti.
Yakası yırtık gömlekle gelen arkadaşımla dalga geçildiğini fark ettiğimde anladım bazı kuralların incelik içerdiğini…”
Karara tepki gösteren, bugün öğretmenlerin zorunlu kıyafet uygulamasına tepki gösterdiği gibi illaki olmuştur.
***
Gelelim 2026’ya…
“2026-2027 Eğitim ve Öğretim Yılına İlişkin İş ve İşlemler” konulu genelge, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanarak 81 ile gönderildi.
Öğretmenlerin okul ortamına uygun olmadığı değerlendirilen ‘tayt, mini etek, tişört ve kot pantolon’ gibi kıyafetleri giymemeleri bildirildi.
Ayrıca mesleki temsil ve öğrencilere rol model olma bakımından önlük giymeyi tercih etmelerinin teşvik edilmesi gerektiği hatırlatıldı!
Erkekler için ise uzun sakal tercih etmemeleri doğrultusunda uyarı yapıldı.
Ancak aşırı özgürlükçülerden tepkiler yükseldi.
Eğer bu kurallar aşırıya gider ve çeşitli dayatmalara dönüşürse o zaman hep birlikte itiraz ederiz!
Fakat siz hiç dönem içinde velilerin şikâyet ettiği öğretmenleri gördünüz mü?
Çok ilginç vakalar var; kumsalda giyilen tül pantolonla ders anlatırken öğrencileri tarafından videoya alınan, bohem tarzıyla büyücülükle suçlanan -ki burada toplumun yorumlaması dikkat çekici. Bunun önünü kesmek için zaten standartlaşma gerekiyor- mini eteği nedeniyle rahat hareket edemeyip sınıfta gülünç duruma düşen…
Bunun adı özgürlük olmamalı, ne oldu edebe?