Hava Durumu

Eğitim neferleri hep yaşayacak!

Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 00:07

Bazı önemli zamanların anma yazılarını günü gelmeden kaleme almayı kendim için gelenek hâline getirdim. Çünkü koskoca bir sene boyunca sözü bile edilmeyen şeylerin sırf o gün yıl dönümü diye gündemden taşarcasına vurgulanması yeterli değil!
Eğer değer veriyorsak ya da savunduğumuz bir görüş ise her zaman değinilmeli, yaşatılmalı. Bu nedenle 17 Nisan’da düzenlenecek Köy Enstitüleri’nin kuruluş yıl dönümü etkinliklerinden önce davranmak istiyorum…

***

Yıl 1935.

Savaştan çıkmış, küllerinden yeniden doğmuş bir ülke…

Nüfus 16 milyon, 12 milyonu köylerde yaşıyor…

Nüfusun yüzde 80’inin yaşadığı köylerde okul sayısı yok denecek kadar az.

Öğretmenler kentlerden gönderiliyor, yeterli öğretmen bulunamıyor.

Üstelik giden öğretmenler köy ağaları yüzünden işlerini yapamayıp geri dönmek zorunda kalıyor.

Cehaletle baş etmenin tek yolu eğitim ve Mustafa Kemal Atatürk bunun için çalışıyor.

Çünkü kalkınmanın temeli bu!

Mustafa Kemal Atatürk; köylünün memleketin efendisi olması gerektiğini söylüyordu.

Köy insanının sadece okuma yazma öğrenmesi değildi mesele.

Demokrasiyi yaşatacak, Cumhuriyet bilincini gelecek kuşaklara taşıyacak nesiller yetiştirilmeliydi!

Salgın hastalıklarla mücadele edilmeli, yeni okullar yapılmalıydı.

Köy insanının yönetimde söz sahibi olabileceği bilincine varması gerekiyordu.

Başarılı olunabilmesi için insanların dilinden anlayan öğretmenler lazımdı bu da kendi içinden olabilirdi ancak.

İşin sırrı buydu!

Atatürk’ün en büyük arzusunu yerine getirmek üzere ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü harekete geçti. Atatürk'ün eski kurmaylarından Milli Eğitim Bakanı Saffet Arıkan göreve getirilmiş, sonraki dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel onun bu girişimlerine sahip çıkmıştı.

Kendisi de köy çocuğu olan eğitimci dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç, Köy Enstitülerinin fikir babası ve kurucusu oldu.

Maddi manevi kayıp çok ama zafer kazanan Türk Halkı her şeyi başaracak, cehalete asla boyun eğmeyecekti.

Yeterli öğretmen olmaması nedeniyle işlere buradan başlandı.

Okuma yazma bilenler öğretmenlik eğitimine çağrıldı.

Kendi eğitimleri tamamlanınca köylere gidecek ve yeni nesilleri yetiştireceklerdi.

Aralarında dedem ‘Kerim Güner’in de bulunduğu eğitim neferleri Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde eğitim aldı.

Ülke 21 bölgeye ayrıldı ve trene yakın bölgelerde okullar kurulacaktı.

Köylerin kalkınma sorumluluğu aydın köy öğretmenlerine verilecekti.

Okulların adı ‘Enstitü’ oldu.

Üretim içinde eğitim, eğitim içinde üretim olacaktı.

Öğretmenler kendi branşlarına göre verilen aletlerle, köylülerin de yardımıyla okulları inşa ediyor, köylülere modern tarım tekniklerini aynı zamanda okuma yazmayı ve hatta müzik aletleri çalmayı öğretiyorlardı.

6 ayda 20 bina inşa edildi.

Dedem Kerim Güner Antalya Aksu Köy Enstitüsü kurucu öğretmenlerinden biri olarak Atatürk ilkeleri önderliğinde en kutsal görevi yerine getirdi.

O ve diğer öğretmenler yeni nesiller yetiştirdiler, insana emek harcayıp eğittiler.

Her öğrenci klasik eserleri okuyor, dersleri tartışarak öğreniyordu.

Yönetime katılıyor, korkmadan soru soruyor, kimseye imtiyaz olmayacağını biliyorlardı.

Her dersi uygulamalı öğrendiler.

Türkçe, tarım, inşaat, tarih, coğrafya, yurttaşlık bilgisi, ev idaresi ve çocuk bakımı, matematik, fizik, kimya, tabiat ve okul sağlık bilgisi, zirai işletme ekonomisi ve kooperatifçilik, yabancı dil, el yazısı, resim-iş, beden eğitimi ve ulusal oyunlar, müzik, askerlik, öğretmenlik bilgisi dersleri vardı.

Köy Enstitüleri Ziraat Marşı her dizede amaç vurgulanıyordu:

“…Milletin her kazancı, milletin kendi kesesine,

Toplandık baş çiftçinin Atatürk’ün sesine,

Toprakla savaş için ziraat cephesine,

Bizimdir o yenilmek bilmeyen TÜRK BENLİĞİ!”

Dönemin siyasi, politik sebepleriyle karalama kampanyasıyla ruhu alınan Köy Enstitüleri 27 Ocak 1954’te kapatıldı.

Geriye oralardan yetişen ve ülkenin birçok yerinde görev almış eğitim neferleri ve onlardan ders alma şansına erişmiş öğrenciler kaldı.

Bu eğitim modeli dünyada tekti ve UNESCO geri kalmış ülkeler için bu eğitim modelini önermeye başlamıştı.

Bugün Köy Enstitüleri devam edebilseydi; belki işsizlik, köyden kente göç, gelişmişlik farkı olmayacaktı.

O hep özlemini duyduğumuz, hedefine koştuğumuz gelişmiş ülkelerin en başında olacaktık.

17 Nisan 1940 yılında kurulan Köy Enstitüleri’nin 86. kuruluş yıl dönümü kutlu olsun.

Kaybettiğimiz dedem Kerim Güner ve diğer öğretmenlerimizin ruhu şad olsun!

Saygıyla, gururla, özlemle…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.