Bu çağ, teknolojinin ve buna bağlı olarak değişen yaşam şekillerinin damga vurduğu bir dönem olmalıydı.
Ama ne yazık ki insan içindeki ilkel benliği bastıramayacak kadar geri kalmış!
Tarih kitapları 2026’daki savaşı da yazacak ve araştırmacılar diyecek ki:
“Gelişmişlikten bahsetmişler ama bir adım ileriye gidememişler.”
Sözde kalan ve tekerlemeye dönüşmüş barış sloganları hatırlanacak, hayatını kaybeden çocuklara yas tutulacak ve Orta Doğu’yu kan gölüne çeviren zihniyet lanetlenecek.
Ancak döngüden hiç çıkılamayacak…
***
Herkes endişe içinde gelişmeleri takip ederken, Türkiye’nin sürece dahil olup-olmayacağı merak ediliyor.
Asla bu cephede olmak istemeyiz zira bölgedeki bu çekişmenin sona ermesi için de çağrıda bulunan ülkelerden biriyiz.
Buna rağmen İran’dan ateşlenip Irak ve Suriye hava sahasından geçerek Hatay bölgesinden Türk hava sahasına yönelen bir füze gündemi ateşe verdi.

NATO Hava Savunma Sistemleri tarafından imha edilen füzeyi, engellemek için kullanılan füze parçasının Hatay Dörtyol’da açık bir alana düştüğü belirtilirken herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadı.
Bizi savaşa sürüklemek isteyenlerin aksine çok temkinli ilerlediğimizi gelişmeler neticesinde idrak ediyoruz.
Olayın ardından Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile telefonda görüşerek tepkisini iletti ve İran Büyükelçisi, Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Büyükelçiye düşürülen İran füzesine ilişkin Türkiye'nin tepkisi ve endişeleri iletildi.
Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise şu ifade dikkat çekiciydi:
“Ülkemize yönelik her türlü hasmane tutuma karşı cevap verme hakkımızın mahfuz olduğunu hatırlatıyoruz!”
Umarız bununla sınırlı kalır; savaşın içine çekilmeyiz.
Tabii ekonomik koşullardan misliyle etkileneceğimiz çok açık.
***
İktisatçı Mahfi Eğilmez;
“Hürmüz Boğazı’nın kapatılması çok büyük bir olay. Maliyetler çok artacak demek oluyor bu. Kabaca petroldeki 10 dolarlık bir artışın bizim cari açığa etkisi 2,5 milyar dolar! Enflasyon üzerinde de 1 puanlık etkisi var. Petrolün 100 dolar olması demek, 10-12 milyar dolar cari açık etkisi; 3,5-4 puan enflasyon etkisi olacak demek” ifadeleriyle gidişat için uyardı.
Tüm ekonomi camiası teyakkuzda.
Katar’ın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ihracatını tamamen durdurduğu bilgisi de mevcut. Katar, dünyanın en büyük LNG üreticilerinden biri ve küresel LNG arzının yaklaşık yüzde 20’sini karşılıyor. Bu gelişmeyle doğal gazda da fiyat patlaması bekleniyor.
Kendi kendine yetemeyen, dışa bağımlı olan ülkeler bu savaşın ilk kaybedeni olacak.
Herkes kabuğuna çekilerek kendi ülkesinin enerji güvenliğini sağlama yoluna gitmek isteyecektir ki Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin; “Belki de Avrupa pazarlarına doğal gaz tedariklerini hemen şimdi durdurmamız mantıklı olurdu.
Henüz bir karar veremedim, sadece yüksek sesle düşünüyorum” dedi.
Çin’in, daha fazla altın alabilmek adına ABD varlıklarını elden çıkardığı; Brezilya ve Japonya’nın da aynı şeyi yaptığı bildiriliyor. Bu da demek oluyor ki borsa çöküyor.
Peki, biz ne yapıyoruz?
***
Ekonomist ve Yazar Prof. Dr. Emre Alkin değerlendirmelerini sosyal medya hesabından paylaştı:
“Asıl risk çatışmanın uzaması. Eğer üç ayı aşan, özellikle Hürmüz Boğazı’nda kalıcı aksama yaratan bir tablo ortaya çıkarsa, o zaman mesele değişir. Petrol 110-160 dolar bandına yerleşebilir. Bu sadece akaryakıt fiyatı demek değil; elektrikten ulaşıma, gıdadan sanayiye kadar her alanda maliyet artışı demektir. Böyle bir senaryoda küresel enflasyon 2-3 puan artabilir, küresel büyüme ise 1-2 puan düşebilir. Yani dünya ekonomisi stagflasyona girebilir!”
Türkiye’deki ekonomi yönetiminin sürekli yanlış öngörüde bulunduğunu da vurguluyor Alkin, ayrıntılarını merak edenler hesabından erişebilirler.
***
Yine de umutsuz yaşanmaz diyor ve kısa sürede her şeyin düzelmesini temenni ediyoruz…