Defansif bir tıp sisteminin ortaya çıktığını vurgulayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ferda Firdin; “5 dakikada hasta tanınamaz! Doğru tanıya ulaşabilmek için hastanın öyküsünü dinlemeye zaman olmadığı için de devamlı testler isteniyor” dedi.

Hepimizi yakından ilgilendiren alan: Sağlık Sistemi!
‘Benim yolum hastaneye düşmüyor’ diyen nadirdir; hastalanınca kıymetini daha iyi anladığımız doktorlarla ilgili muhakkak herkesin söyleyeceği vardır. Toplum olarak ya teşhisler ya da ilaçlar hakkında sohbet etmeyi de seviyoruz üstelik. Ama gözbebeğimiz gibi koruyup kollamamız gereken sağlık alanının neferleri gün geçtikçe itibarsızlaştırılıyor, muayene süreleri 5 dakikaya kadar düştüğü için hasta-doktor güven bağı zayıflıyor, şiddet vakalarının ise çoğu basına yansımıyor. Yurt dışında çalışmayı tercih eden hekimlerle birlikte kendi geleceğimiz ve sağlığımız da uçup gidiyor. Bir şeylerin düzelmiş olması umuduyla son durumu konuşmak için Bursa Tabip Odası-Çağdaş Hekim Yönetim Kurulu Adayı-Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ferda Firdin ile görüştüm.
İletişimin her geçen gün önem kazandığı çağımızda şüphesiz hem doktorların hem de hasta ve yakınlarının çok sayıda şikâyeti bulunuyor. Bizi bize küstüren, kırdıran sistemsizliği Ferda Hanım ile analiz ederken; bir kadının başkan adayı olmasından duyduğumuz memnuniyeti de ifade ettim. Ancak kesinlikle bu bir pozitif ayrımcılık değil; başarının getirmiş olduğu sonuç.
Nitekim Firdin; “2 yıldır çok çalıştık. Tabip Odası’nda hekimle temasın en çok olduğu dönemlerden birini yaşadık. Bir kadın aday olsun diye değil, bu işi yaparım diye aday oldum. Eğer birilerine örnek olacaksa seviniriz” ifadelerini kullandı.
Sözü uzatmadan soru-cevap kısmına geçiyorum.
Tüm konu başlıklarını tek bir röportaja sığdıramadığım için dönem dönem ayrı yazılarda değiniyor olacağım…

CİNSİYET AYRIMI YOK
Sağlık sektöründe kadınların temsili konusunda ne düşünüyorsunuz?
Hekimler bazında cinsiyet ayrımı yoktur. Çalışkanlığımızla, sınavlardaki başarımızla doktor oluyoruz. Belki yöneticilik kademelerinde bir ayrım olabilir; hastane yöneticisi, başhekim vb. Ancak hekim bazında iş yapışta cinsiyet ayrımı ile karşılaşmıyoruz. Ancak hastalar tarafından kadın hekimler daha zayıf görülebiliyor ve daha çok saldırı olabiliyor.
HER DAKİKA ŞİDDET VAR
O halde sırası gelmişken ‘şiddet’ konusunu açalım. Son dönemde durum nedir?
Ölümlü olmadığı durumlarda artık şiddet vakalarını duymuyorsunuz. Sosyal medyada algoritma insanların neye dikkat ettiği üzerinden çalışıyor. Eğer doktor ölmediyse duyulmuyor ama biz kendi aramızdaki ağ sayesinde öğreniyoruz. Şiddet vakaları her gün, sözlü şiddet ve taciz her dakika var. Kadın, erkek fark etmeksizin şiddet var.

DUYARLILIK KAZANDIRACAĞIZ
Bursa Tabip Odası olarak önümüzdeki dönemde konuyla ilgili bir çalışma yapılacak mı?
Yeni dönemde planlarımızdan biri kadın hekimlerin çalıştıkları yerlerde mobbinge uğrayıp-uğramadıklarına dair anket düzenlemek. Anket sonucu işe yarar çünkü konu konuşulmaya başlayınca yapılanın normal olmadığını fark etmeye başlıyorlar. Bir kadına herhangi bir cümle sarf ettiklerinde onun şiddet olduğunu anlamıyor, normal sanabiliyorlar. Bundan 20 yıl önce bir erkek kadına tokat attığında ‘o senin kocan’ denirdi, şimdi böyle değil! Toplumsal muhalefet nedeniyle duyarlılık başladı. Bizim anketimizde bunu sağlayacak.
HEKİM İTİBARI
Bugün sağlık sisteminde en acil çözülmesi gereken üç temel sorun sizce nedir?
İlk sırada kesinlikle ‘5 dakikada muayene’ var.
İkincisi hekimin itibarsızlaştırılması. Bunun için sosyal medyada ve medyada ciddi bir kampanya var. Bu bazen siyasiler bazen de başka meslek grupları tarafından yapılıyor. Biri bir sorun yaşıyor ve olayı köpürterek genele yaymaya çalışıyor.
Son olarak hekim ücretleri; alınan riskin karşılığı bu olamaz!
DEFANSİF TIP ÇIKTI
Hastalar ve hekimler arasındaki güven ilişkisinin zedelendiği yönünde eleştiriler var. Bir hekim olarak sizin gözlemleriniz neler?
Sürenin kısa olması büyük bir sorun. 5 dakikada hasta tanınamaz. Hasta içeri giriyor, adını-soyadını söylüyor, şikayetleri soruluyor ve muayene sona eriyor.
Doğru tanıya ulaşabilmek için hastanın öyküsünü dinlemeye zaman olmadığı için de devamlı testler isteniyor. MR kuyrukları da bu nedenle oluşuyor. Biz geçmiş teknikleri görebiliyoruz; bir bakıyorum 3 ayda bir MR çekilmiş hastaya. Bu sürede çok büyük farklılıklar olmaz ki, gerek yok.
Yani Defansif bir tıp ortaya çıktı!

AİLE HEKİMİ SEVK SİSTEMİ
Buna yönelik somut çözüm önerileriniz neler?
Aile hekimi sevk sisteminin düzenlenmesi gerekiyor. Normalde olması gereken basit tıbbi işlemlerin aile hekimliğinde gerçekleştirilebilmesidir. Aile hekimi bir randevu alma merci değil sevk merci olmalı. Ayrıca teknik imkânlarda artırılmalı. Mesela bir çocuk düştü kolu şişti. Aile çocuğu hemen hastaneye ortopedi uzmanına götürüyor ama aile hekimliğinde basit bir röntgen olsa müdahale edebilir. Ülkemizde aile hekimleri çok iyi yetişiyor ama herkesin uzmana gitmesi gerek gibi bir alışkanlık edinildi.
EĞİTİM KALİTESİ DÜŞTÜ
Toplumda asla yeri sarsılmayan mesleklerden biri doktorluk. Peki, eğitim kanadında son durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Tıp fakültelerinde eğitim kalitesi düştü. Bazı okullarda uzman hoca yok. Sorunun en büyük sebebi yeni okulların açılması ve kontenjanların artması buna karşın profesör, doçent sayısının az kalması. Derslere uzman hekimler giriyor.
Ama şöyle düşünün; bir meyve fidanı dikiyorsunuz, meyve henüz olgunlaşmadan dalından kopartıyorsunuz!
Hızlandırılmış eğitime geçtik. Hatta bazı dersler online yapılıyor. Sağlıkta bu olamaz; vatandaşın sağlığı için doğru değil! Bu kadar çocuğun hocaya ulaşması, takip etmesi mümkün değil.

UZAKTAN YAPILAMAZ
Kontenjan artışındaki amaç ne?
Kişi başına düşen hekim sayısını artırmaya çalışıyorlar ama nitelik düşüyor. Herkes de uzman olmak istiyor; tüm vücudun nasıl muayene edileceğini bilmeden sınava giriyorlar. Burada tüm suçu hekimin eğitimine yüklemek de doğru değil. Sistem başlı başına sıkıntılı, bu eğitim kısmı da bir aktör.
Biz 4. sınıfta ameliyatlara girerdik; meraklı olanlar hocalarla birebir iletişim kurar, sorar, öğrenirdi. Hekimlik uzaktan yapılacak iş değil!
‘ÇOK SEVMELİSİNİZ’
Burada şunu da sormalıyız: Herkes doktor olabilir mi?
Bu kadar yatırımı bir insan ticarete yapsa inan daha çok kazanır. Bu yatırımı yapıyorsanız burada başka bir şey olmalı; insanları anlamanız, dert dinleyip çözmekten tatmin olmanız, İletişim kurmayı seviyor olmanız lazım.
Doktorluk para kazanmak için bir yol değildir. Bu emeğe katlanırken sonucunda ne alacağınızı biliyorken, devam ediyorsanız bu idealist olmaktır!
Bana gelen hastalar soruyor; “Çocuğum tıp fakültesini yazsın mı?”
Cevabım şu: Eğer ben başka bir iş yapamam diyorsan, doktor ol. Yok mühendislik de yazacağım diyorsanız bu yola girmeyin. Eşinizi çok seviyorsunuz ama elden ayaktan düştü; çok sevmezseniz bakabilir misiniz? Doktorluk da böyle bir şey; o kadar çok sevmelisiniz ki her şeye rağmen yapıyor olmalısınız.

Teknolojinin bazı meslek gruplarını yok edeceğine dair bir inanç var.
İşsiz kalacakları tahmin edilenler arasında doktorlar da bulunuyor. Sırası gelmişken bu konu hakkında da Uzm. Dr. Ferda Firdin ile konuştuk…
KUPKURU TANI OLMAZ
Yapay zekâ ve robotik cerrahi devri başladı. Hastalar güveni kaybettiği için robotların gelmesini talep ediyor; sağlıkta teknoloji insanın yerini alabilir mi?
Teknolojiden faydalanmak tabii ki gerekiyor ama bizim işimizde bir insanı, kültürünü, hangi etkileşimle geldiğini anlamak temasla gerçekleşir. Bu bilgiyi almazsanız yapay zekâ size kupkuru bir tanı verir. Örneğin benim branşım fizik tedavi. Bir hastayı sadece dinleyerek veya MR sonuçlarına bakarak teşhis koyamam. Kalçasındaki ağrının sebebi belki de diş sıkmasıdır. Bunu gösteren bir test yok; iletişim kurmadan, muayene etmeden anlayamazsınız. Bizim parmaklarımızın ucu gözlerimizdir.
Normalin dışına çıkan farklılığı görür ve onu takip ederiz. Vücut fasya -kasları, kemikleri, organları ve sinirleri saran, destekleyen ve birbirine bağlayan, kolajen liflerinden oluşan ağsı bir bağ dokusu kılıfı- ile birbirine bağlıdır ve tüm vücut arasında iletişim sağlar. Ağrının olduğu yerde olmayabilir kök sebep.
Ayrıca vereceğimiz bir ilaç kişiye dokunabilir. O halde tüm hasta öyküsünü ve vücudun nasıl çalıştığını bilmeliyiz. Kural: Önce zarar verme! Tıp Fakültesinde hocamız ilk önce bunu söylemişti. Bunu bir yapay zekanın yapabilmesi mümkün değil, ileride olacak mı göreceğiz…
‘NEDEN ÜCRETSİZ?’
Yapay zekâ sistemlerinin teşhis koyup, tedavi öneriyor olması sonucu hasta ile karşı karşıya kalıyor musunuz?
Ben de şunu sorayım: Yapay zekâ neden ücretsiz?
Çünkü sizden veri topluyor, oraya kim ne veri veriyorsa onları genelleyip, toplayıp, size iletiyor. Biri sisteme girip hastalığını yazdıysa, siz aramanızda onun girdiği verileri görüyorsunuz. Hastalarım bana böyle şeyler sormuyorlar. Çünkü her şeyi anlatıyorum. Saygı otoriteden kaynaklanmaz, bilgiden kaynaklanır. Bu bilginin hastaya aktarılabilmesi için de zamana ihtiyaç var!
SONSÖZ
Son olarak meslektaşlarınıza ve sağlık çalışanlarına vermek istediğiniz mesaj nedir?
‘Özlük haklarıyla daha çok ilgilenin ve bize daha yakın olun’ diye hekimlerden mesajlar alıyoruz. Ciddi bir hekim havuzumuz var. Çağdaş Hekim’den aldığımız geleneği devam ettireceğiz.
