Bir Kitap Fuarı’nın daha sonuna geldik…
Zaman nasıl geçti anlamadım; bütçelerini delerek kitap alanlar anlarlar beni, bu süre hiç yetmedi!
Hafta içi okullarda yaşanan olaylardan sonra fuar tenhalaşmıştı ama cumartesi günü tabir-i caizse izdiham yaşandı.
Giriş kısmında bile kuyrukta bekledik.
Bu durumdaki etkenlerden biri de ünlü isimlerin imza günü düzenlemesiydi.
Yetişkinlerin gençlerden daha hevesli olması gözümüzden kaçmadı.
Bu vesileyle Osmangazi Belediyesi’nin İstanbul’da Orhan Kemal Müzesi’ni ziyaret için düzenlediği organizasyonda tanıştığım Işık Öğütçü ile bir kez daha karşılaşma fırsatı buldum.
Ayrıntıları paylaştığım yazımda belirtmiştim:
Kırmızı Küpeler; benim en sevdiğim Orhan Kemal kitabıdır.
Ve onu imzalatabilmek için Işık Öğütçü’nün -Orhan Kemal’in oğlu ve müzenin kurucusu- Bursa’ya geleceğini öğrendiğim gibi fuara koştum.
Tabii gezi amacım bu olsa da gitmişken yine tur atmayı ihmal etmedim.
Ve son günden bazı gözlemlerimi paylaşmak istiyorum…
***
Sayıları az olsa da ‘sınavlara hazırlık’ kategorisinde marka olan yayınevlerinin stantları da alandaydı.
Tabii ilgi alanına girmeyenler fark etmemiş olabilir ama özellikle KPSS hazırlık kitapları çok sattı.
Üstelik beni şaşırtan test kitaplarını hazırlayan öğretmen kadrosunun imza günü düzenlemiş olması!
Büyük bir masada yan yana oturan öğretmenler sınava gireceklerle hem sohbet etti hem de kendi branşlarına göre kitap bölümlerini imzaladı.
Sohbetin birine kulak misafiri oldum.
Hoca “Hangi şehre atanmak istiyorsun?” diye sorunca aldığı yanıt Türkiye’nin gerçekliğini ortaya koydu:
“Yeter ki kazanayım, neresi olduğunun önemi yok!”
Her ne kadar girişimcilik eğitimleriyle gençler, memur olma sevdasından vazgeçirilmeye çalışılsa da ‘garanti meslek’ ünvanı her zaman gözde olacak.
Memurluk, yaz-kış tatil imkanları; vaktinde yatan maaş, ikramiye vb. sosyal haklarla cazibe merkezi.
Buna rağmen hâlinden mutlu olan bir memurla da henüz karşılaşmadım.
Ülkemizde işini layıkıyla yapma kavramı çoktan rafa kalktı, herkesin tek istediği az emek-çok para.
Bu uğurda parasını lise ve üniversite sınavlarını geçebilmek için deneme kitaplarına harcayanlar büyüyor; KPSS kitaplarına yatırım yapmaya başlıyor.
Yani sistem hiçbir zaman rahat bir nefes alınmasına izin vermiyor…
*****************************************************************
GİRDAPTAN ÇIKMAK ZOR!
Fuarda, en çok ilgi gören stantlar arasında çocuk kitapları var.
Yayınevlerinin ismini paylaşmama gerek yok; ziyaretçiler kastettiğim firmaları anlamıştır.
Aileleri aşıp da kitaba erişmek bu alanlarda imkansızdı.
Tabii bu görüntü elbette çok kıymetli.
Okullarda yaşanan katliamlardan sonra en çok tartışılan şey nasıl anne-baba olunacağı.
Sanki toplum olarak hiç çocuk yetiştirmemiş, okula göndermemişiz gibi…
Değer yargıları, ahlak, saygı kayıp!
Kimisi öğretmenlere kabahat buluyor, kimisi ailelere.
Ama evlatlarıyla vakit geçirip, onlar için en iyisini isteyenlerin varlıkları göz ardı edilmemeli!
***
Sırası gelmişken bazı tartışmalara da parantez açayım.
Uzmanlar eğitim sistemindeki hataları aktarırken şunu söylemeye başladı:
“Veliler, öğretmenlerle asla iletişim kuramamalı; okula karışmamalı.
Çocuk tamamen eğiticinin kontrolünde olmalı.”
Fuarda tanıştığım öğretmenlerden de görüş aldım.
Yeni nesil velilerin kendi çocuklarını ‘tek, biricik, çok zeki, en akıllı’ gibi nitelendirerek, hep özel ilgi beklediklerini vurguladılar.
Yine kiminle konuşsak onun haklı olduğu bir olayın içindeyiz.
Ancak sistemden ailelerin çıkarıldığı bir eğitimi de doğru bulmadığımı belirtmeliyim.
Çünkü öğretmenlik idealist bir meslektir ama işini gerçekten severek, isteyerek yapan az!
Zira hiç kimse bu süreçte masum değil ve tam anlamıyla çocukların emanet edilebileceği biri yok.
Acilen kendi değerlerimize geri dönmemiz ve bu girdaptan çıkmamız lazım.
Bu, oldukça zor olacak gibi…