Tarihe meraklı olmadığını öne sürerek her türlü bilgiye kendisini kapatanlara ne yazık… Belki bu itirazın temelinde eğitim sistemindeki bozukluk yatıyordur; sınavlar için savaşların yıllarını ezberlemekten neden-sonuç ilişkisi göz ardı ediliyor.
Haliyle öğrencilerin tek amacı dersi geçmek olduğu için fazladan bir öğrenme çabası harcanmıyor. Bu şekilde ince ince dokunan geçmişimiz ziyan oluyor. Hangi taşı kaldırsak altında büyük bir hikâye var hâlbuki.
Dönemin şartlarına kafa tutan iktisadi yapı, bilimsel uğraş ve ortaya konmuş çok sayıda mimari eser mevcut.
Tabii bir de bunları yapan deha isimler.
Günümüzün teknolojik imkânları da kullanılarak pek çoğu taklit edilmeye çalışılıyor ama aynı etkiyi yaratacak sonuca ulaşılamıyor. Belki şekil yönünden aynı ama ruhu yok!
Bugün bizlere aklıyla ışık tutan ve ayrıntıları düşünme şekliyle kendisine hayran bırakan Mimar Sinan’dan bahsedeceğim.
Çünkü ölümünün 438. yıl dönümünde dahi ölümsüz eserleriyle adını nesilden nesile aktarıyor. Keşke herkese nasip olabilse; tarihin tozlu sayfalarında yok olmamak…

“Sinan mimarlığının belki de en önemli özelliği, her bir yapısının ‘o’ yere özgü tasarlanmış olması ve ‘biriciklik’ değeri taşımasıdır” ifadesiyle Mimarlar Odası Bursa Şubesi çarpıcı şekilde Mimar Sinan’ı özetledi.
Pazartesi günü BAOB’da gerçekleştirilen basın toplantısında Büyük Usta’nın ölümünün 438. yılı anma etkinlikleri tanıtılırken Yönetim Kurulu adına Başkan Şirin Rodoplu Şimşek sözlerini söyle sürdürdü:
“…
Mimar Sinan’ın mimarlığı çağdaş dünya tarafından takdirle karşılanmakta ve üstün evrensel değeri ortaya konularak UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne taşınmaktadır. Süleymaniye ve Selimiye külliyeleri ‘insanın yaratıcı dehasının yapıtları’ ve ‘insanlık tarihinde dikkat çekici bir aşamanın seçkin örnekleri’ tanımlamasıyla bu listede yer almaktadır.
Cumhuriyet devrimi ile kurulan genç Türkiye’nin modernleşme sürecinde kültür varlıklarının korunması da bir gereklilik olarak görülmüş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün 1931’de Konya’dan yazdığı telgrafında eski eserlerin bir an önce onarımını istemesi, bu yaklaşımı ortaya koymuştur. Mimar Ali Saim Ülgen’in yine Gazi’nin isteği ile tüm Türkiye’deki Mimar Sinan’ın yapılarını belgelemesi, genç Cumhuriyet’in kendi kültüründen yoğrulan çağdaşlaşma çabasını göstermektedir…”
Elbette alanın uzmanları olarak mimarlar çok başka bir gözle değerlendirmelerde bulunabiliyorlar. Bize ise onlardan öğrenmek ve tarihi bilgilerle harmanlamak kalıyor. Muhakkak herkesin tanıdığı bir Mimar Sinan vardır; hayran kaldığı, incelediği bir eserinde O’nunla tanışmıştır! Bir parantez açıp ayrıntı aktarayım…

29 Mayıs 1489 tarihinde Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğmuş, asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı‘na 22 yaşında alınmıştır. Burada yapı işlerinde görev almış, dönemin önde gelen mimarlarının yanında çalışma fırsatını yakalamıştır.
Mimar Sinan, Osmanlı Padişahları; 2. Selim, 1. Süleyman ve 3. Murad dönemlerinde baş mimar olarak görev yapmıştır. Çaldıran Savaşı ve Mısır Seferlerinden sonra Yeniçeri Ocağı’na alınmıştır. Kanuni döneminde, 1521‘de katıldığı Belgrad, 1522‘deki Rodos seferlerinden sonra subaylığa yükselmiştir. 17 Temmuz 1588 yılında İstanbul’da ölmüştür.
Arkasında yüzlerce değerli mimari eser bırakan Mimar Sinan’ın beyaz taşlı, sade bir yapı olan türbesi, Süleymaniye Külliyesi’ndeki, Haliç duvarının önündedir.
81 camii, 51 mescit, 55 medrese, 26 darülkurra, 17 türbe, 17 imarethane, 3 darüşşifa (hastane), 5 su yolu, 8 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 hamam olmak üzere 375 eser inşa etmiştir. Edirne’de yaptığı Selimiye Camisi Dünya Kültür Mirası listesindedir.
***
Tabii Bursa’da da bir eser bırakmış olmasını canıgönülden isteriz.
Ortadoğu Üniversitesi’nden (ODTÜ) bir heyetin yakın geçmişteki incelemeleri neticesinde Bursa’daki Galle Han’ın Mimar Sinan’ın eseri olduğuna dair iddiaları gündeme taşınmıştı.
Mimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Aytül Küçüközdemir Aydın ise bu konuya açıklık getirerek şu ifadeleri kullandı:
“Galle Han’ı inceledik. Yapının tarzı itibariyle Mimar Sinan’ın eseri olmadığını düşünüyoruz. Bununla ilgili bir belge de bulunmamaktadır. Zaten Bursa’da Osmanlı’nın kuruluş dönemi eserleri var. Sinan’ın herhangi bir eserinin Bursa’da olduğuna dair bulgulara ulaşılmadı.”
Tarihte yolculuk mümkün olabilseydi net bir cevap verebilirdik ama işin uzmanlarına güvenmek dışında başka bir seçeneğimiz yok.
***
Nisan sonuna kadar devam edecek anma etkinliklerine ise Mimarlar Odası’nın sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz…