Zamanın en büyük tanıklarından biri 23 Nisan!
En sevdiğim bayram…
Yaşım kaç olursa olsun hep aynı coşkuyla kutlayacağım; çocuklarla birlikte aynı neşeyi paylaşacağım.
Her sene aynı ifadeleri mi kullanıyorum? diye düşündüm ama bir kutlama yazısı yazmazsam olmaz.
Ve ilkokul sıralarında heyecanla törene hazırlanmamış olanlar bunu asla anlayamaz…
***
Bazı anlarda mutlu olmamızın temelinde geçmiş anılarımız olduğunu okumuştum.
Onlardan biri 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı!
Rengârenk kıyafetlerle gösterilerin hazırlandığı, ellerimizde bayrak statlara koştuğumuz asla kutlamayı ihmal etmediğimiz milli değerimiz.
Benim için yeri çok daha özel ve güzel.
Çocuk Meclisi’ne seçilme ve şehri temsil etme şansını ortaokulda yakalamıştım.
Ankara’da TBMM’de milletvekili gibi bir hafta boyunca, 81 ilden gelen diğer yaşıtlarımla çalıştım.
Hatırlar mısınız?
O dönemde liselerde katsayı problemi vardı.
Çocuk aklımızla bunun kaldırılması için TBMM’ye önerge sunmuş, tartışmış, oylama sürecine geçmiştik.
Bir şeyleri değiştirebilecek gücümüz olduğuna inanmış, bunun verdiği azimle de kulis yapmıştık.
Kıymetini, verdiği mutluluğu tarif etmek güç.
Çocuk Meclisi’nden beni takip eden arkadaşlarım varsa, ne kadar şanslı olduğumuzu hatırlatayım onlara da…
Bayramımız kutlu olsun!
***
Tarihin, önemine bir kez daha değinmek istiyorum.
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK liderliğinde, 23 Nisan 1920 tarihi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni bir devlet kurduğunun ilanıydı.
Halkın yeniden doğuşuydu.
Günün çocuklar ile anılmasının başlangıcı ise geçmiş savaşlarda ortaya çıkan acı tablonun yansımasıdır.
Yeni Tük Devleti’nin kamusal yükümlülüğe sahip olduğunun göstergesi olarak, Çocuk Esirgeme Kurumu’na benzer bazı cemiyetler ile iş birliği yapılarak, savaşta öksüz ve yetim kalan çocukların korunması için ilk faaliyetlere başlanmasını temsil eder bu tarih.
TBMM Başkanı ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın da destek verdiği bu yardım süreci devamında mektep talebeleri Ankara’da yapılan 23 Nisan Hâkimiyet-i Milliye Bayramı’nın 1922 yılındaki ilk kutlamalarına katılarak farklı bir hava katmıştır.
23 Nisan, 1925 yılında ‘Çocuk Günü’ olarak 1926’lardan itibaren ise; ‘Çocuk Bayramı’ olarak kutlanmaya başlamıştır.
Ama çocuk, genç, yaşlı fark etmez.
Bu coşkuyu duyan herkese ait!
***
Ne yazık ki geçen hafta çok acı olaylar yaşandı, okul bahçesinde neşeyle koşturarak hep bir ağızdan marşlar, şarkılar söyleyecek çocuklar korkunç bir saldırıyla hayata gözlerini yumdu.
Halbuki Türkiye’nin aydınlık yarınları için yeni kuşağa çok başka şeyler yaşatmak, öğretmek, göstermek ve umut vermek gerekiyordu.
Kayıplarımız için kutlamaların iptal edilmesini talep edenler var, belki kendilerince haklılar.
Ancak ülke içinde sürekli kaos yaratmaya; korku iklimiyle insanları karanlığa sürüklemeye çalışanlar varken hiçbir değerimizden feragat etmemeliyiz.
Her sorunda meydandan çekilmek bize yakışmaz!
Konu her ne olursa olsun uğrunda mücadele etmenin verdiği gururu; demokrasinin sunduğu nimetleri ve Cumhuriyet’in kıymetini küçük yaşlarda öğretmemiz gerekliliği de göz ardı edilemez.
***
Tartışma konusu hâline gelen bir nokta daha var.
“Bayramların anlamlarını bir kenara bırakarak yalnızca konserlere odaklanan bir toplum oluşturulmaya çalışılıyor” deniyor.
Ancak en azından Bursa için söyleyebilirim ki çok sayıda eğitici, öğretici etkinlik yapılıyor.
Törenlerin dışında sergiler, söyleşiler, konferanslar; çocuklar için çeşitli resim, müzik atölyeleri, tiyatro ve kısa film gösterileri her sene ihmal edilmeden düzenleniyor.
Bir vatandaş olarak herkesin üzerine düşen vazifeler mevcut.
Bunlardan biri de eğer gerçekten ülkesini tanıyan, seven ve sahip çıkan evlatlar yetiştirmek isteniyorsa sunulanlar takip edilmeli ve katılım sağlanmalı.
Beni sorarsanız…
Tabii ki yetişebildiğim her etkinliğe coşkuyla eşlik edeceğim!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu ve daim olsun…
***
Gazetemizin kuruluşunun 17. yılını da bu anlamlı günde kutluyor olmak ayrı bir mutluluk ve gurur kaynağıdır.
Nice yıllara YeniDönem!