Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı bu yıl Antalya’da düzenlenecek!
9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya, yalnızca güneşi, denizi ve turizmiyle değil, dünyanın en büyük iklim gündemlerinden biriyle konuşulacak.
COP31 için yaklaşık 100 bin katılımcıdan bahsediliyor; devlet ve hükümet temsilcileri, diplomatlar, bilim insanları, STK’lar, iş dünyası ve gazeteciler aynı çatı altında bir araya gelecek.
Hem ülkemiz adına hem de kent için büyük bir fırsat, kulağa etkileyici geliyor ama benim aklımda şu soru var:
Bu kadar insan Antalya’ya geldiğinde gerçekten dünyada bir şey değişecek mi?

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin imzaya açıldığı 1992 yılından başlayarak, bugüne kadar iklim krizi adına çeşitli adımlar atıldı.
Kyoto Protokolü, Paris Anlaşması ve COP toplantıları için ülkeler defalarca buluştu. Hedefler belirlendi, bildiriler yayımlandı, küresel taahhütler verildi.
İşe yaradı mı?
***
Sene 2021.
COP26 Zirvesi’ne bir bakalım…
Dünyanın dört bir yanından liderler ve delegeler, iklim krizine ilişkin sorunlar ve çözümlerin ele alındığı COP26 zirvesi için İskoçya'daydı.
Ama yıllarca akıllardan çıkmayacak bir konuyla gündeme taşındı.
Liderlerin ve delegelerin özel jetleriyle zirveye katılmaları, hedeflenen ‘karbon ayak izinin azaltılması’ maddesini deldi geçti.
Uçuş analitiği şirketi Cirium'un BBC'ye aktardığına göre 1 Kasım'a kadarki dört gün içinde Glasgow ve çevresine iniş yapan özel jetler ya da VIP uçuşların sayısı 76’ydı.
Uçuşlardan kaynaklanan sera gazı salımlarının büyük bir bölümünü fosil yakıtların kullanılmasından ortaya çıkan karbondioksit (CO2) oluşturuyor.
Bu da küresel ısınmaya katkıda bulunuyor!
Yani özel jetlerle uçuş gerçekleştirmek, kilometre başına yapılan karbon salımında, diğer ulaşım yöntemlerine göre en kötü seçenek; genellikle yolcu başına, ticari uçuşlardan çok daha fazla karbon salımına sebep oluyor.
Hâliyle insan şunu düşünüyor:
COP zirveleri düzenlenmese daha mı faydalı olurdu?
***
Hadi, geçmişi bir kenara bırakıp, Antalya’ya odaklanalım…
Türkiye’nin COP31 Başkanlığı, zirveyi uygulamaya odaklanan bir COP olarak tanımlıyor.
Enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, döngüsel ekonomi, dirençli şehirler, sürdürülebilir tarım ve iklim finansmanı gibi başlıklar ön plana çıkıyor.
Şunu anlıyoruz ki:
Antalya’da kurulacak masada yalnızca iklim raporları olmayacak; enerji, sanayi, tarım, turizm, PARA ve SİYASET de olacak!
Yaklaşık 100 bin kişinin geleceği bu organizasyon şüphesiz Antalya’da ekonomik hareketlilik sağlayacak. Oteller, restoranlar, ulaşım sektörü, esnaf, kongre turizmi ve hizmet sektörü açısından ciddi bir ekonomik hacim oluşabilir.
Zira kısa bir araştırma yaparsanız, şimdiden otellerde verilen tarih aralığında yüzde 100 doluluğa ulaşıldığını görebilirsiniz.
Ne yazık ki bizim için avantaja dönüşecek COP31’den dünyadaki iklim krizine karşı mucizevi bir çıktı beklemiyorum.
Bugüne kadar yapılanlar ve sonuçlarına bakınca 2030 hedeflerinin çok gerisinde kalındığı kesin.
Ve sadece 4 sene kaldı…
Bu kalan sürede ne değişebilir?
***
Elbette COP’ların hiçbir işe yaramadığını söylemek haksızlık olur.
Paris Anlaşması gibi küresel iklim politikasının temel taşlarından biri bu süreçten çıktı.
Bu toplantılar, ülkelerin ortak hedefler belirlediği ve ilerlemeyi müzakere ettiği temel uluslararası platformlardan biri olmayı sürdürüyor.
Ama diğer taraftan, bugüne kadar verilen taahhütlerle sahadaki uygulama arasında hâlâ ciddi farklar bulunuyor.
Örneğin 2021’de Glasgow’da kabul edilen iklim paktında, karbon tutma teknolojisi olmayan kömür enerjisinin aşamalı olarak azaltılması yönünde çağrı yapılmıştı.
Ancak aradan geçen sürede kömürden çıkış hedefi, dünyadaki enerji tablosuna bakınca askıda kaldı.
***
Gelelim 2026’ya…
Antalya öncesi sorulması gereken bazı sorular var:
Şehirler iklim risklerine karşı ne kadar dirençli hale geldi?
Ne kadar iklim finansmanı gerçekten sahaya indi?
İşte gerçek başarı tablosu bunlar!
Türkiye açısından da mesele yalnızca ‘COP31’e ev sahipliği yaptık’ demek olmamalı.
Önemli olan Antalya’da, zirve bittikten sonra Türkiye’nin kendi iklim politikalarında neyi değiştireceği!
COP31’in gerçekten başarılı olup olmadığını 20 Kasım’da değil, yıllar sonra tartışacağız.
Çünkü iklim krizinin takvimi zirvelere göre işlemiyor…