1 Ekim’e sayılı gün kaldı…
Sanki genel seçime gidiyormuşçasına sürece hazırlanan Bursa’da, oy kullanmayacağı hâlde tartışmanın tam ortasında yer alan çok sayıda isim var.
BTSO yeni başkanını seçerken, şehir de tarafını belirliyor; kimse farkında değil mi ki:
2 Ekim’de tüm bu karmaşa sona ermiş, herkes işinin başına dönmüş olacak!
Türkiye’de siyasetin her türlüsü heyecan yaratıyor, insanlar bununla hayata bağlanıyor.
Komitelerin hazırladığı sosyal medya gönderileri de bunu kanıtlıyor.
Adeta savaşa gidiliyor, karşılıklı kullanılan ikna ifadeleri dikkat çekiyor.
Kimisi esnaf kimisi iş insanı…
Hepsi de diyor ki:
“Oyunu şu kişiden yana kullan ki Bursa’nın kaderi değişsin.”
Bizim bildiğimiz bu kentte yerel yönetimler, onların da üstünde devlet var.
Neyin, nasıl olacağına tek başına BTSO mu karar veriyor?
Söylemlerde ipin ucu kaçtı, bakalım sandıkta ne olacak?
***
Salı akşamı BTSO 36, 44 ve 52. Meslek Komitelerinin yer aldığı üye toplantısında Bursa Ticaret Borsası Başkanı ve BTSO Başkan adayı Özer Matlı kürsüdeydi.
‘Birlikte Güçlü, Birlikte İleri’ mottosuyla seçmeniyle bir araya gelen Matlı söze şöyle başladı:
“Çözümü en basit olan sorunlar görmezden gelinmiş.
Lojistik diyoruz…
Bursa gibi sanayisinin ön plana çıktığı, fabrikaların olduğu bir kentte lojistik nasıl sorun olabilir?
Fabrikalar batıya gitmiş, kamyon garajı doğuda kalmış, bunun cevabı kimsede yok?
Şehrin doğusuna bakınca 1995 yılından kalmış, hiçbir değişiklik yok, sanki film setlerinden bir sahne…”
Aslında tüm dinamiklerin farkında olduğu ama kimsenin çözüm üretmediği bir sorun bu!
Üstelik yeni dile getirilen bir konu da değil.
Yıl 2023…
‘Nakliyeciler de Dertli!’ başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
O zaman katıldığımız basın toplantısında Bursa Nakliyat Taşıyıcıları Komisyoncuları Derneği Başkanı Fuat Çelik, “Kefen bezinden bebek emziğine kadar her türlü ürünün herkese ulaşması için biz çalışıyoruz” demiş ve eklemişti:
“Kamyon garajımız bu şehre yakışmıyor. Tüm yükü sizlerin de desteğiyle bizler taşıyoruz. Dernek olarak illerden gelen kamyon ve tır şoförü arkadaşları burada ağırlıyoruz. İstiyoruz ki şartlarımız daha iyi olsun. Ulaşımla, taşınılan yükle ilgili çıkan sorunlara müdahale etmeye çalışıyoruz. Garajın asfaltında, çevre düzenlemesinde sıkıntılar var. Yollarda çukurlar bulunuyor. Burayla ilgili çalışmalar olacak mı?”
Yıl 2026…
İyi ki seçim var da birileri hatırladı!
Özer Matlı, “Lojistik, bizim velinimetimiz” dedi.
Tabii sonrası ne olur?
Bilemiyoruz…
***
Matlı, konuşmasının ikinci bölümünde BTSO’nun belirli bir zümreye değil, 60 bin üyeye ait olduğunu hatırlatarak sözlerine devam etti.
Seçim süresince bence en güçlü söylemi de buydu:
“Duvarları yıkmaya geliyoruz!”
Tahmin yapmayı sevenlerin son yorumlarına göre esnafın sandığa katılımı yüksek olursa sonuç Matlı’dan yana olacak ama bugüne kadarki katılım oranı korunursa sandıktan Burkay çıkacak.
Halbuki kentin şahıslardan bağımsız olarak bir karara varması gerek:
Sanayileşme tüm hızıyla devam mı edecek?
Matlı bu noktada şunları söyledi:
“Bursa büyüdü ama büyük ölçüde kendi dinamikleriyle büyüdü. Sanayici üretimini yaptı, lojistik ve gümrük sektöründeki firmalar da bu gelişime sonradan uyum sağlamaya çalıştı. Ancak bu büyümeyi destekleyecek planlı ve bütüncül bir yapı oluşturulamadı.
Sürekli yeni alan açarak mı, yoksa mevcut yatırımları daha verimli hale getirerek mi ilerleyeceğiz? Bursa aynı zamanda tarımsal üretimi, kültürü, sosyal hayatı ve doğal kaynaklarıyla yaşayan bir şehir. Su kaynakları sınırlı olan bir şehirde büyümenin nasıl olacağını yeniden düşünmeliyiz!”
Konuşmasının en can alıcı noktası ise BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın yatırımlarını eleştirmesiydi.
Matlı, “Otel yatırımında ilk yıl yaklaşık 180 milyon liralık zarar oluştuğuna ilişkin rakamlar konuşuluyor. Eğer böyle bir maliyet varsa bunun yükünü sonuçta üyeler taşıyor. Bu nedenle yapılan her yatırımın maliyeti, getirisi ve amacı açık şekilde anlatılmalı” ifadelerini kullandı.
‘180 milyonluk zarar’ ibaresi eminim ki basının iştahını kabartacak, tüm haberlerin, yazıların ana gündemi olacak.
“Otel yatırımı yerine hastanelere yoğun bakım üniteleri de kazandırabilirdik” diyen Matlı, son olarak KOBİ’lerin ‘Nefes Kredisi’ne erişimine de değindi: “Üyelerin beklentisi gayrimenkul yatırımlarından önce üretimin, ihracatın ve finansmana erişimin desteklenmesidir.”
***
Unutmayın!
Peş peşe açıklamalarda bulunan Matlı ve Burkay arasında gazetecilerin taraf olması söz konusu değil, olanı aktarıyor, kente ışık tutmaya çalışıyoruz.
Karar sizin…