Hava Durumu

Kadının mücadelesi değişmedi!

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.03.2026 00:08

Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Aldığım kutlama mesajlarıyla mutlu oldum. Ama önemli günler için tekrar ettiğim düşüncem değişmedi:

Olması gereken şeyleri tek bir güne sığdırıp kalanında aynı mücadeleyi devam ettirme zorunluluğu nasıl sona erecek?

‘Toplumda kadına da yer açmak’ tabiri neyin nesi? ‘Siyasette kota ayırdık.

Şirketimizde kadın-erkek sayısını dengede tutmaya çalışıyoruz…’ gibi onlarca ifade zihniyetin değişmediğini yalnızca baskılandığını ortaya koyuyor.

Hiçbir kadın kendisine ayrıcalık sağlanmasını, öncelik verilmesini talep etmiyor; yalnızca eşitler arasında cinsiyet sebebiyle dezavantajlı olmaması gerektiğinin altını çiziyor.

Size de bu durum garip gelmiyor mu?

***

Afili cümleler yerine keşke şu olanlara ‘dur’ diyebilseydik…

Sosyal medyada ‘Türkiye’de bir yılda kadın olmak’ başlığı altında bazı veriler paylaşıldı.

“2025 yılı geride kalırken hafızalarımızda iki ayrı Türkiye manzarası var. Bir yanda en güvenli olması gereken yerlerde, kendi evlerinde hayattan koparılan kadınların sessiz çığlığı; diğer yanda dünyanın dört bir yanında bayrağımızı dalgalandıran, laboratuvarlarda çığır açan, sahalarda devleşen kadınların zafer nidası” ifadeleriyle özetlenen veriler şöyle:

294 kadın öldürüldü!
Birçoğu kendi hayatlarını yaşamak istedikleri için en yakınındaki erkek tarafından katledildi. Boşanmak ya da ayrılmak istedikleri için bazıları çocuklarının önünde hayattan koparıldı.

297 kadın şüpheli şekilde öldü!

Adalete güvenerek şikayetçi olan bazı kadınlar tüm çığlıklarına rağmen duyulmadı, korunma sağlandı ya da sağlanmadı bir şekilde canlarına kıyıldı.

Çoğu kendi evlerinde öldürüldü!
Çocuklara kendilerine güvenildiği ama çevrenin ve çağın kötü olduğu öğretilir ve temkinli olmaları gerektiği söylenir. Ama en güvenli yer olarak öğretilen evlerde cinayetlere kurban gitti kadınlar…

Durum yalnızca fiziksel şiddetten ibaret değil; iş hayatında varlık gösterme mücadelesini sürdürenler mobbinge de maruz kaldı.

Üstelik sadece erkekler tarafından değil, kadın kadına zulmetti kimi zaman.

En çok birbirine sahip çıkması gerekenler birbirlerini aşağı çekmek için çabaladı. Adını da rekabet koydular!

***

Tabii sadece olumsuzlukların temsilcisi değiliz, aynı zamanda dünyaya nam salan başarılarda da imzamız var.

Yıl içinde sırası geldikçe paylaştım ama bir de hepsini bir arada sunayım…

Bilimde, sanatta, girişimcilikte engel tanımayanlar, tüm baskılara rağmen rol model oluyor ve yollarında ilerlemeye devam ediyor.

Dr. Canan Dağdeviren:

Giyilebilir kalp pili ve meme kanseri teşhis cihazı ile tıp dünyasına yön verdi.

Dr. Burcu Özsoy:

Antarktika araştırmalarıyla iklim krizine karşı bilimsel önderlik yaptı.

Buse Naz Sürmeli ve Busenaz Çakıroğlu:

Ringde Türk kadınının gücünü dünyaya gösterdi.

Filenin Sultanları:

Onlar tarih yazarken, kadın-erkek hepimiz heyecanlandık.

Astrobiyolog Doç. Dr. Betül Kaçar:

NASA’nın evrende yaşamın izlerini araştırmak amacıyla oluşturduğu interdisipliner araştırma ekibine kabul edildiğini duyurdu. Kaçar sosyal medya hesabında şu mesajı paylaştı:

“Güzel bir haber. Kelimelere dökmekte zorlanıyorum, ama şöyle: Evrende yaşamın izlerini araştırmak için oluşturulan yeni bir NASA ekibine kabul edilmişim!”

Kaç kişi duydu, bilemiyorum ama öğrendiğim andan beri kendisini takip ediyor ve gurur duyuyorum.

Hande Çilingir:

Kurduğu milyar dolarlık teknoloji firmasıyla yazılımını tanıttı.

Ve onlarca, yüzlerce kadın hâlâ çalışıyor, belki isimlerini bilmiyoruz ama onları desteklemeye devam ediyoruz.

Bursa’da da STK, dernek, meslek odası gibi kurum ve kuruluşlara liderlik eden kadınlar, özellikle üniversitede okuyan genç kadınlara ilham veriyor, mentörlük ediyor.

***

İki farklı profil; değişmeyen tek şey mücadele.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz bir kez daha kutlu olsun…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.