Mentorluk, dayanışma ve kadın girişimci ağlarının cesareti büyüttüğünü ifade eden BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır şu mesajı iletti: “Kendinize şans verin çünkü bir kadın kendine inandığında, sadece bir iş kurmaz, başka kadınlara da yol açar!”
Bursa’nın başarılı iş kadınlarıyla röportajlarımıza devam ediyoruz…
27 Mart’ta bu yıl 17’ncisi düzenlenecek ‘İş Yaşamında Başarılı Kadın Ödülleri Töreni’yle adından söz ettirmeye hazırlanan Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği-BUİKAD’ın Yönetim Kurulu Başkanı Şeyda Şençayır sorularımızı yanıtladı. Cam tavan ile karşılaşan kadınlara ilham olması adına önem verdiğim bu seride yine gündemimiz yoğun. Bu nedenle iki bölüm olarak ele aldığımız soru-cevap kısmıyla sizleri baş başa bırakıyorum…
YETKİNLİKLER SIK SORGULANIYOR!
Üniversitelerden mezun olacak binlerce genç kız başarı hikayeleriyle cesaretleniyor! Bu nedenle iş hayatında kadın olmanın avantaj-dezavantajlarına değinerek başlamak istiyorum. Söz sizde!
Kadın olmanın avantajları tabii ki çok, madde madde ilerleyelim.
Çoklu bakış açısı ve empati gücü: Kadınlar, ekip dinamiklerini daha iyi okuyabilen, kapsayıcı ve empatik liderlik sergileyebilir. Bu da çalışan bağlılığını ve ekip performansını artırır.
İletişim ve iş birliği becerileri: Etkin dinleme, uzlaşma ve ilişki yönetimi güçlüdür; paydaşlarla sürdürülebilir ilişkiler kurmayı kolaylaştırır.
Kriz ve belirsizlik yönetimi: Aynı anda birden fazla rolü dengeleme deneyimi, hızlı uyum ve çözüm üretme becerisi kazandırır.
Detay ve kalite odağı: Süreç takibi, kalite ve risk yönetiminde titizlik; müşteri memnuniyetine olumlu yansır.
Kurumsal itibar ve çeşitlilik katkısı: Çeşitliliği yüksek ekipler daha yenilikçi olur; kadın liderliği şirket markasına değer katar.
Bunları kendimizi övmek için söylemiyorum, hepsi gerçek…

Ne yazık ki dezavantajların başında toplumsal kalıp yargılar mevcut.
Sıkça söz ettiğimiz ‘Cam Tavan Sendromu’ bu yargıların bir sonucu. Terfi ve karar mekanizmalarına erişimde görünmez engelleri hâlâ toplum olarak aşamadık. Eşitsiz ücret ve fırsatlar: Aynı işe farklı ücret veya daha sınırlı kariyer olanaklarıyla karşılaşma riski söz konusu. Çifte yük: İş-özel yaşam dengesini kurarken bakım ve ev içi sorumlulukların ağırlığı. Ağlara erişimde zorluk: Gayri resmi iş ağlarına dahil olamama, mentorluk ve sponsorluk eksikliği.
Ve ön yargılar; yetkinliğimizin daha sık sorgulanması ve daha yüksek performans beklentisi kadınları yıpratıyor!
33 YILLIK YOLCULUK
Türkiye’de kadınlar için biçilmiş bir elbise var ve onun dışına çıkmak zor. İlham olması açısından kendi mesleki yolculuğunuzu paylaşır mısınız?
Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi Kamu Yönetimi bölümünden mezunum. Benim mesleki yolculuğum üniversite 3.sınıfta başladı. Babamla birlikte otomotiv alanında, imalat sektöründe hizmet veren firmamızda ‘Satış Direktörü’ göreviyle iş hayatına adım attım. Erkek ağırlıklı sanayi sitesinde çalışan 3 kadından biriydim. Daha sonra Türkiye’de ilk kez başlatılan ‘genç girişimci projesi’ kapsamında kendi şirketimi kurup, acentemi açtım ve 14 yıldır devam ediyorum. 33 yıllık iş hayatının verdiği tecrübeyi paylaşabilmek adına BUİKAD’da ekip arkadaşlarımla birlikte önemli projelere imza atıyoruz.

18. DÖNEM BAŞLADI
BUİKAD’dan söz açılmışken çok önemli projeleriniz olduğunu biliyorum. Ayrıntılarını paylaşır mısınız?
Elbette, öncelikle ‘Noktalama Koçluğu Projesi’nden bahsedeyim. BUİKAD olarak üyelerimizin katkıları ile başarılı bir şekilde sürdürdüğümüz ve artık bir markamız haline gelen Noktalama Projemizin 18. dönemi için start verdik.
10 Ocak’ta üyelerimizden oluşan KOÇ ekibi ile; iş birliği içinde olduğumuz Bursa Uludağ, Bursa Teknik ve Mudanya Üniversitelerinin 3. ve 4. sınıflarında okuyan kız öğrencilerimize, kariyer yolculuklarında destek olmak, farkındalık yaratmak adına KOÇ-KUZU eşleşmelerini gerçekleştirdik.
Cumhuriyetimizin 103. yılında da yüzlerce genç kız öğrencinin hayatına hep birlikte dokunalım istiyoruz.
NOT: Mezuniyet sonrası herhangi bir mentorluk verme durumumuz, koçluk görüşmeleri esnasında da staj imkânı sağlamak gibi hizmetler sunmuyoruz!

‘ERKEK İŞİ’NE KARIŞIYORUZ
Peki, ‘Bu İş Eşitlik İşi Projesi’ nedir?
Toplumsal cinsiyet eşitliğini desteklemek ve meslek sahibi olmayan kadınları iş gücüne kazandırmak amacıyla BUİKAD kurumsal üyemiz BORÇELİK, BORÇELİK Teknik Akademi (BTA) ve Nilüfer Organize Sanayi Bölgesi (NOSAB) iş birliği ile ‘Bu İş Eşitlik İşi Projesi’ hayata geçirildi.
Proje, Bursa bölgesindeki fabrikaların üretime yönelik alanlarda ihtiyaç duyduğu nitelikli kadın iş gücünü yetiştirmeyi ve geleneksel olarak “erkek işi” olarak görülen meslek dallarında kadın istihdamını artırmayı hedeflemektedir.
2022 yılında hayata geçirilen proje, Cumhuriyet’in 100. yılında 100 kadını istihdama kazandırma hedefiyle başlamıştır. Bugüne kadar 7. fazı (Forklift, kaynak, vinç ve kalite kontrol operatörlüğü) tamamlanan proje de 65 kadın eğitimlerini tamamladı ve Bursa sanayisinde iş hayatına kazandırıldı. Süreç, 8. fazında kaynak operatörlüğü aday görüşmeleriyle devam etmektedir.

HATA YAPMAK DOĞALDIR!
Tüm bu çalışmalar ışığında kadın girişimci olarak; girişimci olmak isteyip de cesaret edemeyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Kadın girişimciliğinde en büyük engelin çoğu zaman sermaye ya da fikir eksikliği değil, ‘hazır mıyım?’ sorusu olduğunu düşünüyorum. Şunu çok net söylemek isterim: Girişimcilikte kimse yüzde yüz hazır olmaz. Cesaret, yola çıktıktan sonra büyür.
Öncelikle şuna inanmak gerekiyor: Mükemmel olmayı beklemek, başlamanın en büyük düşmanıdır!
İkinci tavsiyem, küçük ama somut adımlarla başlamak. Büyük hayaller kurmak çok kıymetli ama ilk adımın büyük olması gerekmiyor. Bir pilot proje, küçük bir müşteri, sınırlı bir bütçeyle denemek hem riski azaltır hem özgüveni artırır.
***
YALNIZ YÜRÜNMEZ!
Mentorluk, dayanışma ve kadın girişimci ağları cesareti büyütür. Başka kadınların hikâyelerini görmek, “ben de yapabilirim” duygusunu güçlendirir. Dayanışma, girişimcilikte görünmeyen ama en güçlü sermayedir.
Bir anne ve bir kadın girişimci olarak özellikle şunu vurgulamalıyım:
Zaman hiçbir zaman tamamen uygun olmayacak. Doğru an diye beklerken yıllar geçebiliyor. O yüzden “şartlar mükemmel olsun” yerine, “mevcut şartlarla ne yapabilirim?” sorusunu sormak gerekir.
Cesaret korkusuzluk değildir. Cesaret, korkuya rağmen adım atabilmektir.
Kendinize şans verin çünkü bir kadın kendine inandığında, sadece bir iş kurmaz, başka kadınlara da yol açar.

Başkan Şençayır’ın iş dünyasında kadın olmakla ilgili önemli açıklamalarından sonra odağımızı genişletiyor ve sanayiyi yakından ilgilendiren teknolojideki gelişmelere, yeşil dönüşüm, ekolojik denge gibi popüler kavramlara değindiğimiz kısma geçiyoruz.
‘TEKNOLOJİ PAHALI BİR VİTRİN’
Pek çok iş tecrübeniz mevcut ve çeşitli sektörleri yakından tanıyorsunuz. Bursa iş dünyası teknolojiyi konuşuyor ama sizce doğru ve etkili şekilde uyguluyor mu? Nerede iyiyiz?
Farkındalığın yüksek olduğunu belirterek başlamalıyım. Bursa sanayisi teknoloji gündemini yakından takip ediyor; ERP, otomasyon, robotik, e-ticaret, veri panelleri yaygın.
Donanım yatırımı güçlü: Özellikle otomotiv, tekstil ve makine sektörlerinde makine parkları modern.
Hızlı adaptasyon refleksi mevcut: Kriz anlarında (tedarik, maliyet, ihracat baskısı) teknolojiye yönelme cesareti var.
Fakat…
İnsan faktörü ihmal ediliyor!
Eğitim, yetkinlik ve kültür dönüşümü olmadan teknoloji “pahalı bir vitrin”e dönüşüyor. Veri var, iç görü yok. Toplanan veri; satış, üretim ve finans kararlarına gerçek zamanlı yansımıyor.

İHRACAT BASKISI
Yeşil dönüşüm, ekolojik denge, sıfır karbon salınımı gibi ifadelerini konuşmalarda çok sık duyuyoruz. Türkiye’de bu alanlarda öncü müyüz yoksa geriden gelen takipçiler mi?
Yenilenebilir enerji yatırımları: Güneş ve rüzgâr kurulu gücü hızla artıyor; sanayi tesisleri kendi enerjisini üretmeye başladı.
İhracat baskısıyla hızlanan dönüşüm söz konusu. AB’ye çalışan firmalar karbon ayak izi, enerji verimliliği ve izlenebilirlikte rakiplerinden geri kalmamak için hızlı aksiyon alıyor.
Büyük ölçekli şirketler: Kurumsal yönetimi güçlü, dış pazara açık firmalar karbon raporlaması ve enerji verimliliğinde ciddi mesafe kat etti.
MALİYET ENGELİ
Nerelerde geri kalıyoruz?
Kabul edelim ki zorunluluk olmadığı sürece dönüşüm yavaş oluyor. Çoğu KOBİ için yeşil dönüşüm hâlâ “maliyet” olarak görülüyor. Sıfır karbon hedefleri çoğu zaman vitrin; net yol haritası, ara hedefler ve ölçüm mekanizmaları eksik. Ekolojik denge bakışı sınırlı, yeşil dönüşüm çoğunlukla enerjiyle sınırlandırılıyor; su, atık, biyolojik çeşitlilik ve döngüsel ekonomi geri planda.
Önümüzdeki 10 yıl içinde bizi bekleyen radikal değişimler neler olacak? Teknoloji alanında sayabileceğiniz gibi, Bursa sanayisinde beklediğiniz üretim alanlarındaki değişmelere, kuşak farklılaşmasına da değinebilirsiniz!
Önümüzdeki 10 yıl, iş dünyası için alışkanlıkların değil reflekslerin belirleyici olduğu bir dönem olacak. Teknoloji, üretim ve insan kaynağı aynı anda dönüşüyor; bunlardan birini ihmal eden yapılar ayakta kalmakta zorlanacak. Bursa uzun yıllar güçlü olduğu otomotiv, tekstil ve makine sanayisinde; seri üretimden katma değeri yüksek üretime, emek yoğun yapıdan akıllı ve esnek üretim modellerine tek pazara bağımlılıktan çoklu ihracat ve niş pazarlara doğru evrilecek diye düşünüyorum!