Bizim gibi toprakla uğraşan toplumların mücadeleyi iyi bilmesi gereken kene istilasında ‘alarm’ dönemine geçildi.
Her sene belirli döngülerle tekrar eden konulardan biri de bu!
Sanki son 3-4 yıldır böyle şeylerle karşılaşılıyormuş gibi sosyal medyanın da köpürtmesiyle kriz yaşanıyormuş algısı oluşturuluyor.
Dahası Türkiye’de görev yapan binlerce uzmanın sanki keneyle mücadele hakkında hiç fikri yokmuş gibi de çeşitli kaos teorileri ortaya sürülüyor.
Madem mevsimi geldi o halde tekrar bu başlığı değerlendirelim; ne olup bittiğine birlikte bakalım…
***
Haberlerin çoğunda her olayda olduğu gibi İstanbul ön planda.
Zaten Instagram’da da başlıklar şu şekilde:
“İstanbul’da kene istilası başladı.
İstanbul’da son 1 haftada 500 kene imha edildi…”
Ayrıntılar şöyle:
“Hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte ortaya çıkan keneler, özellikle yeşil alanlar ve otluk bölgelerde yoğun olarak görülmeye başladı. Sarıyer ilçesi Ayazağa'da 132. Sokak ve çevresinde son günlerde çok sayıda kene ile karşılaştıklarını belirten mahalle sakinleri endişe duyduklarını ifade etti.”
Halbuki medyanın odağından bağımsız olarak tüm ülkede bu sorun var.
Özellikle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı nedeniyle vatandaşlar tedirgin olurken, Tarım ve Orman Bakanlığı da peş peşe uyarılar yayımlamaya başladı.
Riskin özellikle belirli illerde daha yüksek olduğuna dikkat çekilirken, açık alanlarda bulunacak vatandaşların basit ancak hayati önlemleri almaları gerektiği vurgulanıyor.
Çeşitli değerlendirmelere göre KKKA’nın yaygın olduğu bölgelerin başını İç Anadolu'nun kuzeyi ile Karadeniz'in iç kesimleri çekiyor. Sivas, Tokat, Yozgat, Çorum, Kastamonu uyarıların merkezindeki ilk 5 il.
***
Toplum tarafından yaygın olarak bilinen KKKA’nın dışında keneden kaynaklanan başka hastalıklar olduğu da unutulmamalı! Bu bölgelerdeki kene türlerine göre değişiyor. Örneğin ülkemizde KKKA'nın en önemli taşıyıcılarından biri olarak kabul edilen Hyalomma marginatum türünün İç Anadolu ve Karadeniz'in bazı bölgelerinde yaygın olarak bulunduğu belirtiliyor.
Bu nedenle kırsal alanlarda çalışanlar, çiftçiler, hayvancılıkla uğraşanlar, piknik yapanlar ve doğa yürüyüşüne çıkan kişiler daha yüksek risk grubunda yer alıyor.
Kene tutunmasının ardından ortaya çıkabilecek belirtiler kişiden kişiye değişiklik gösterebiliyor. Ancak uzmanlar özellikle şu belirtilerin dikkate alınması gerektiğini belirtiyor.
Elbette yaşadığımız kentin durumunu merak ediyoruz.
Türkiye Kene Haritası’na göre Bursa’nın kırsal kesimleri orta şehir merkezi ise düşük risk kategorisinde.
Bu içimizi rahatlatsa bile tedbirli olmanın bir sakıncası yok!
***
Tarım ve Orman Bakanlığı artan vakalar nedeniyle bir video yayınladı. “Keneyi hafife almayın, tedbiri elden bırakmayın” mesajı veren Bakanlık önlemleri de sıraladı:
“Açık renkli kıyafetler tercih edin. Uzun kollu giysiler kullanın. Pantolon paçalarını çorap içine sokun. Çalılık ve yoğun ot bulunan alanlarda dikkatli olun. Arazi dönüşünde tüm vücudunuzu kontrol edin. Kulak arkası, koltuk altı, boyun, kasık ve diz arkalarını mutlaka inceleyin!”
Ama bazıları tüm bu uyarıları dikkate almayarak bildiğini okuyor.
İnatlaşmanın sebebini ise anlayabilmiş değilim.
Birkaç ay önce bir aile tarlada oyun oynayan çocuklarının saç köklerine yapışan keneleri paylaşmış; ilk müdahalenin nasıl olması gerektiğine değinmişti.
Ancak hiç kimse bu anne babaya neden tedbirsiz şekilde çocuklarını otların arasına yolladığını sormamıştı.
***
Tüm önlemlere rağmen tabii ki kene tutulması başımıza gelebilir. Burada da önemli olan bunun erken fark edilmesi. Belirtiler arasında; yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kas ve eklem ağrıları, iştahsızlık, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı var. İleri vakalarda ise kanama da oluşuyor. Fark edildiği andan itibaren en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği uzmanlar tarafından vurgulanıyor.
Ama ülkemin güzel insanları her şey hakkında bilgi sahibi olduğu ve bunun öz güvenini yaşadığı için keneye de kendisi müdahale etmek istiyor.
Her sene yanlış ve bilinçsiz uygulamalar nedeniyle zor anlar yaşayanlar haberlere yansıyor.
Neler mi yapıyorlar?
Sigara bastıran, kolonya döken, gaz yağı süren, keneyi vücuda yapışıkken ezmeye çalışan hatta yakmaya uğraşan bile var.
Hayretle izliyor, ibretlik görüntülerin ders niteliği taşımasını umut ediyoruz.
***
Son bir uyarı:
Eğer kene kopar ve baş kısmı deride kalırsa paniğe kapılmayın. Kalan parçayı çıkarmak için cildinizi fazla kurcalamayın. Isırılan bölgeyi sabun ve suyla ya da antiseptik bir sıvıyla temizleyip en yakın sağlık kuruluşuna koşun!
Huzurlu ve sağlıklı bir yaz dönemi geçirebilmek ümidiyle…