İpin ucu kaçırıldığı için bir yasak daha geldi!
Son günlerde peş peşe açıklanan bu yasakları paylaşıyor olmam tepki topluyor, oldukça ilginç!
Bu defa yaptırımın hedefinde kimler var?
Ayrıntılarına birlikte bakalım…
***
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği, Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) gönderdiği yazıyla akademisyenlerin ve kamuda görev yapan memurların YouTube gibi sosyal medya platformları, internet siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden içerik üreterek gelir elde etmesini yasakladı.
Memurlar hakkında bir yazı zaten yazmıştım, onları bugün kapsam dışında bırakıyor ve akademisyenlerle devam ediyorum.
YÖK'ün kararı sonrası binlerce akademisyen, YouTube kanallarını kapattığını duyurmaya başladı.
Bu kanallardan bazıları ücretsiz ders videolarından veya bilim-kültür tartışmalarının işlendiği programlardan oluşuyordu.
Haliyle tepki kanal sahiplerinden önce takipçilerinden geldi.
Lise ve üniversite giriş sınavına, KPSS’ye, YDS’ye, ALES’e hazırlanan kitle yani milyonlarca insan bu videolar sayesinde ders çalışıyordu.
Tarih, coğrafya hatta yabancı dil öğrenmek isteyenlerin de yolu hep bu videolara çıkıyordu.
Instagram’da kesitlerini izlediğimiz ilginç deneylerin devamı da YouTube’daydı.
Akademisyenlerin yani üniversitelerde ders anlatan hocaların bilgilerini ve tecrübelerini bu şekilde aktarıyor olması çok iyiydi!
Küreselleşmenin tanımından hatırlarsanız, teknolojideki gelişmeler, artan ticaret ve bilgi aktarımıyla ülkeler arasındaki duvarlar yıkılıyor, dünya küresel bir köye dönüşüyor.
Bunun nimetlerinden biri de enformasyona kolaylıkla ulaşabiliyor olmamız. Hangi okulda, bölümde, şehirde olduğunuzun önemi olmadan istediğinizi öğrenebilmek bu çağın en büyük nimeti.
Bundan 30-40 yıl önce ihtimali bile coşkuyla karşılanırdı.
Peki, şimdi ne olacak?
***
Tüm bu süreç, YÖK'ün 17 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı’ndan akademisyenlerin dijital mecralardaki faaliyetlerinin hukuki durumuna ilişkin görüş istemesiyle başladı.
Temel amaç; devlet memurlarının, memuriyetlerinin yanında ticari veya serbest meslek niteliğinde ikinci bir faaliyet yürütmelerini sınırlamak!
Buradan devlet ve vakıf üniversiteleri ayrımı gündeme geldi.
Kural yalnızca devlete bağlı çalışanları kapsadığı için vakıf üniversiteleri kadroları düzenlemeden muaf gibi duruyor.
Akademisyenlere ‘içerik üretimi yasağı’ konusunda en önemli tartışma başlıklarından biri ise bilim iletişiminin karardan nasıl etkileneceği.
Haberlere göre;
YÖK, geçen yıl üniversitelerde üretilen bilimsel bilgiyi toplumla buluşturmak ve kampüs dışına taşımak amacıyla bünyesinde Bilim İletişimi Ofisi kurmuştu.
Yeni düzenlemeyi eleştiren pek çok yorumcu, üniversitelerde üretilen bilgiyi toplumla buluşturmanın en önemli yollarından birinin dijital mecralar olduğunu vurguluyor.
Öte yandan, bazı akademisyenler buradan hareketle, kar amacı gütmeyen yayınların yasaklanmış olamayacağını dile getiriyor.
Bir kargaşa söz konusu ama buna yol açan yine insanların sınır tanımamazlığı, ceremesini hep birlikte çekiyoruz.
Derslere asistanları göndererek, kendilerini sosyal medyaya adayan hocalar nedeniyle şikâyetlerin arttığı belirtiliyor.
Aynı şekilde liselerde de ders sırasında Instagram’la uğraşan branş öğretmenlerinin olduğuna dair duyumlar var.
Ana görev aksatıldığı anda devletin sürece müdahale etmesine şaşırmamak gerek.
Elbette sapla saman ayrılmalı ve toplumun öğrenmesi engellenmemeli!
***
Bir örnek de paylaşmak istiyorum.
Akademiklink sayfasıyla tanıdığımız Prof. Dr. Behçet Yalın Özkara, yaptığı paylaşımla takipçilerine seslendi:
Tamam mı, devam mı?
Başlattığı anketle kanalını kapatıp kapatmama kararını takipçileriyle birlikte alacak olan Özkara,
“İçeceğinizdeki buzlar temiz mi?
En berbat sürücüler hangi ilde yaşıyor?
En iyi powerbank hangi markaya ait?
Ürünlerin gramajları gerçekten doğru mu?” gibi insanların merak ettikleri konuları ele alıp, çeşitli görüşmeler ve deneylerle sonuçlandırıp, aktarıyordu.
Sayfasından açıklama yapan Özkara; “11 yılın sonunda kanalımız için yeni bir yol ayrımındayız. Ve her zaman olduğu üzere karar yine sizlerin… Bugüne kadar bizleri hiç yalnız bırakmadığınız için teşekkürler” ifadelerini kullandı.
***
Tabii bir de durumun perde arkasında büyük maddi kazançlar olduğu da söyleniyor ve bu gelirin nereye harcandığı da merak ediliyor.
Bana öyle geliyor ki ‘yasak’ kelimesi duyulduğu anda bir kaos yaşanıyor ama ilerleyen günlerde neyin, nasıl olacağı netleşecektir ve sular durulacaktır…