Hava Durumu

Kutup ayılarının sorunu değilmiş!

Yazının Giriş Tarihi: 20.11.2023 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.11.2023 15:40

İş dünyası sürdürülebilirlik üzerine yaptığı çalışmalara hız kesmeden devam ediyor.

Bunun için ilk basamak farkındalık sağlamak!

İnsanların bilinçlenmesi ile toplumlar yeniden şekillenecek, üretim ve tüketim alışkanlıkları bu sayede değişebilecek, değişmek zorunda!

Peki, bu duyarlılık seviyesine nasıl ulaşıldı?

Küresel ısınmanın, sadece belgesellerde gördüğümüz kopan buzul parçası üzerinde sürüklenen kutup ayısının sorunu olmadığı anlaşıldı.

Söndürülmesi uzun zaman alan orman yangınlarının çıkmaya başlaması, buzulların erimesi ile yükselen suların pek çok ülkede toprak kaybına yol açacak olması, iklimdeki değişimlerin gıda kıtlığını tetiklemesi gibi etkenler toplumlara:

“Kendine gel uyarısı” yapıyor.

Özellikle 2023 yılı sonun başlangıcı niteliğinde bir yıl oldu.

Acaba farkındalık etkinlikleri için geç mi kalındı?

***

Geçtiğimiz hafta, inşaat endüstrisi için kimyasal ürün üreticilerinden olan Mapei, “Sürdürülebilir Kent Buluşmaları” kapsamında Bursa’da sektör temsilcileri ile bir araya geldi.

“Sürdürülebilir Kentler İçin Yenilikçi Uygulamalar” başlığı altında konuşmacılar Mapei Türkiye Genel Müdürü Selman Tarmur ve Haber Global Meteoroloji Uzmanı Bünyamin Sürmeli’ydi.

Genel Müdür Selman Tarmur, yapı sektöründeki inovatif yeniliklerle ilgili bilgiler verdikten sonra, küresel ısınmanın etkilerini işin uzmanından dinleme fırsatı bulduk.

“Dünya kendisini soğutabilmek için buzullarını eritiyor” diyerek açıklamalarda bulunan Bünyamin Sürmeli başka bir bakış açısı sundu.

Bugüne kadar sorunun yalnızca sonuçlarıyla ilgilendik. Göç etmek zorunda kalacak insanları, nesli tükenen ve tükenecek olan hayvanları konuştuk.

Halbuki gezegenimiz kendi kendisini kurtarmaya çalışıyor, biz ise yardım çığlığına kulaklarımızı kapatıyoruz.

Durumu basitleştirerek şöyle aktardı Sürmeli:

“Şöyle bir durum yaşıyoruz. Mutfağınızda kaloriferi açıyorsunuz. İçerisi çok ısındı diye de buzdolabının kapağını açıp, bekliyorsunuz. Ne kadar serinletir? Biz dünyayı ekvatordan aynı bu şekilde ısıtıyoruz ve ısı kutuplara doğru yayılıyor. Dünya kendi buzdolabını devreye soktu. Teker teker sigorta noktalarını açıyor. Bunu insanlar hayatta kalabilsin diye yapıyor!

İklim değişikliğinden en çok etkilenecek yerlerde yağış düzensizliği olacağı diğer önemli bilgi.

Kuraklık demek, yağışların azalması değil, düzensizleşmesi anlamına geliyor.

Sel görülme olasılığı yükselirken, kullanabilir olan suyumuz azalıyor.

Belki de artık sel sularının nasıl değerlendirilebileceği üzerine çalışmak gerekiyor.

“Ama biz ne yapıyoruz?” diye soran Bünyamin Sürmeli: “Dere yatağına evler inşa ediyor, doğaya da sen buradan akacaksın diye şart koşuyoruz” dedi ve iklim değişikliği projeksiyonlarının da yetersiz kalmaya başladığını vurguladı.

‘Eylül ayı tüm zamanların en sıcağı oldu’ cümlesi aslında bir felaketi fısıldıyor.

Ağustosun kavurucu sıcaklığının bile üzerine çıkıldı anlamına geliyor bu.

Ve en dikkat çeken; bunun en kötü senaryodan bile daha kötü olması!

***

Verilere göre 193 milyon gıda güvensizliği yaşıyor.

Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından son ilan edilen rapora göre, dünya nüfusunun yüzde 29,6’sı iklim değişikliği, çatışmalar ve salgın hastalıklar nedeniyle gıdaya erişemedi.

İnsan onuruna yakışan bir yaşam değil, öyle değil mi?

Hava kirliliği nedeniyle, kardiyovasküler hastalıklar, kanser, diyabet, inme ve diğer metabolik hastalıkların sayısının arttığı belirtiliyor.

İklim değişikliği kapsamında kurak geçen sezonlar ardından havada nem yükseldiği için hastalıkların çoğalacağı da aldığım notlardan biri.

Aslında hiçbirine yabancı değiliz bu bilgilerin.

Ancak belirli aralıklarla tekrarlanınca daha etkili oluyor.

Sürdürülebilirlik, gelecek nesillerin üretebilme kabiliyetini elinden almadan, üretmeye devam etmek anlamına geliyor.

Günümüz insanı ise ben kendimi kurtarayım, gerisi önemli değil zihniyetinde.

***

Bir sitemde bulunarak konuyu noktalamak istiyorum.

Pek çok toplantı, basın programı sonrası özel ya da kamu kurumları hizmetlerine dair kitapçıklar, kataloglar veriyorlar.

İş paydaşları için muhakkak gereklidir.

Ama dijital çağda bu kâğıt masrafını gördükçe ‘doğanın sürdürülebilirliği’ başlıklı organizasyonları düzenleyenlerin, konunun ana fikrini kavrayamadıklarını düşünüyoruz…

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.