Herkes daha iyi şartlarda yaşamak ister…
Ancak bunu hak etmek için de emek vermek gerekir.
-En azından biz böyle biliyoruz!-
Her kesimin şikâyetlerini dinliyor, daha iyisine toplum olarak erişebilmek adına kalemimizle destek veriyoruz.
Çünkü bir aksaklığın giderilmesi yalnızca bireysel değil toplumsal fayda sağlıyor.
Ama bazı meslek grupları, gözümüzde ciddiyetlerini kaybetti ve bunların bir kısmı memur!
Yani iş ve gelir garantisi sağlanmış; resmi tatillerini yıllık izinleriyle birleştirerek uzun tatiller yapabilen, gelecek kaygısını özel sektöre nazaran daha az hissedenler.
Bir memur arkadaşım şöyle sitem etmişti, hiç unutamıyorum:
“Biz esnaf değiliz ki gelirimiz günden güne artsın. Mağduruz, enflasyonla paralel her ay maaşımıza güncelleme istiyoruz.”
Peki, aynı oranda emek harcıyor mu? diye sorarsanız, kendini kıyasladığı esnaf kadar yorulduğunu hiç sanmıyorum.
***
Nitekim ağustos ayında gündeme şöyle bir haber düştü:
“Bir belediyeye yeni atanan memurun çalışma ortamı, iş verimliliği ve maaş skalasına dair sosyal medyada paylaştığı gözlemler kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. ‘Eski memurlara iş yaptırılamıyor, herkes telefon oyunu veya YouTube ile vakit geçiriyor’ diyen çiçeği burnunda memur, kamudaki adalet ve maaş dengesizliğine tepki gösterdi.”
Haberi okuduğumda, ‘Bu ne rezillik? Böyle şey olabilir mi?’ gibi tepkiler vermedim ya da çevremden de şaşıran olduğunu görmedim.
Bu duruma alışılmış ve kimse de düzeltmek için çabalamamış.
Elbette işini düzgün yapma gayretinde olan ve işini yapmayanların görevini de sırtlananlar var.
Öyle olmasaydı sistem çoktan iflas ederdi.
Ama bu kamu çalışanlarının maaşı devletin kasasından ödeniyor.
Yani hepimizin vergisinden, geleceğimizden gidiyor.
Habere göre:
Kendi müdürlüğündeki günlük işleyişi ve personelin çalışma temposunu tek tek sıralayan yeni memur, kamudaki personel fazlalığına ve iş disiplinsizliğine dikkat çekti ve gözlemlerini aktardı; "Bulunduğum müdürlükte 150 kişi falan var ama emin olun 30 kişi olsa yine işler hiç aksamaz. Eski memurlara kimse iş yaptıramıyor. İş seviyesi yerlerde... Mesai 08.30’da başlıyor ama iki poğaça, bir çay alıp bilgisayarın başına oturmaları 09.30’u buluyor.”
Paylaşımında birimdeki maaş skalasına ve işçi kadrosunda çalışan personelin görev tanımlarına da değinen yeni atanan kamu görevlisi, tablonun kendisini hayrete düşürdüğünü belirtti. En düşük memur maaşının 80-90 bin TL bandında olduğunu ifade eden çalışan, tekniker ve mühendislerin 110 bin ile 150 bin TL arasında ücret aldığını aktardı. Kurumdaki işçi kadrosuna ayrıca parantez açan memur, şu ifadelerle isyan etti: "Hele bir de işçiler var, en az 130 bin TL alıyor. İşçi dediğime bakma, tek işi bir evrakı yan masadan alıp üst kata bırakmak. Bu ülke nasıl ayakta duruyor? Anlamadım."
***
“Bu ülke nasıl ayakta duruyor?” sorusu her şeyi özetliyor.
Biliyorum ki memurlar tepki gösterecekler ama bugün geleceğini kurtarmak adına memur olmak isteyenler arasında, “Kamuya kapağı atar, hayatıma bakarım” ifadesini tekrar edenler yok mu?
Gelirlerinin az olduğunu dillendirenlerin bir de alternatif yöntemleri vardı; sosyal medyadan para kazanmak gibi.
Belki de mesai saatlerinde bununla ilgilenenler olduğu tespit edildi de çarşamba günü devletten müdahale geldi.
Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) görüş talebi ve Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın değerlendirmeleri doğrultusunda devlet memurlarının dijital gelirlerine ilişkin resmî çerçeveyi çizdi. Alınan kararla memurların YouTube içerik üreticiliği, sosyal medya paylaşımları, web siteleri ve mobil uygulamalar üzerinden gelir elde etmesi veya gelir potansiyeli oluşturması 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 28. maddesindeki ticaret yasağı kapsamında değerlendirildi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı'nın mütalaasında, Gelir Vergisi Kanunu'nda sosyal içerik üreticileri için vergi istisnaları -2026 yılı için 5 milyon 300 bin TL'ye kadar olan kazançlarda yüzde 15 banka stopajı- bulunmasına karşın bu gelirlerin hukuken ticari kazanç niteliğinde olduğu vurgulandı.
***
Görüş yazısında, bir faaliyetin ticari kabul edilmesi için kâr kastının bulunmasının zorunlu olmadığı, yapının "kazanç sağlama potansiyeline sahip olmasının" yeterli görüldüğü aktarıldı. Bu doğrultuda kazanç amacı gütmeksizin site kuran, internet haberciliği yapan veya YouTube'a video yükleyen memurların dahi bu potansiyel sebebiyle yasak kapsamına girdiği ifade edildi.
Kararda, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca sosyal içerik üreticilerine tanınan vergi istisnalarının, memurlar için geçerli olan mesleki yasakları esnetmediği net bir dille belirtildi.
***
Bir yolunu bulup, bir tanıdığının üzerinden işlem yapmaya devam edecekler illaki çıkacaktır.
Aslında sorun zaten insanların elde ettiği ek gelir de değil; görevlerin yerine getirilmiyor olması!
Bu durumu saatlerce bankalarda, devlet dairelerinde kuyrukta; sabırla gişedeki görevlinin telefon görüşmesini, mesai arkadaşıyla sohbetini, bilgisayardaki oyununu bitirmesini bekleyenler iyi bilirler!
Memur Cumhuriyeti’nde getirilen yasağı uygun buluyor; daha da büyük yaptırımlar bekliyoruz…