Hava Durumu

Merhamet yok!

Yazının Giriş Tarihi: 24.02.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.02.2026 00:08

Yapay zekâ sistemlerinin dünyayı ele geçirdiği, insanlığı tehdit ettiği pek çok senaryoyu izledik; aksiyondan aksiyona sürüklendik ve bugünlere geldik.

Bir tarafta ‘sonumuz geliyor’ naraları atılırken; diğer tarafta teknolojideki gelişmeler devam ediyor.

Ve tahmin edeceğiniz üzere kimse bundan vazgeçemiyor…

Çünkü hepimizin işine geliyor; tek bir sözcükle gerekli metni hazırlayan, basit bir tarifle grafik tasarımcılara taş çıkartan belki de ilerde göreceklerimizin yanında çok basit kalacak yapay zekâ uygulamaları hayatı kolaylaştırıyor.

Tabii işini kaybedecekler arasında bulunan meslek grupları tepki gösteriyor; ‘bize hep ihtiyaç olacak’ diyerek öz güven gösterenler ise yanılıyor.

Belki en son işleri elinden alınacaklar doktorlar olacak ama onlar bile listede varlar.

Hep savunduğum şey; tüm bu olacakların önceden filmler ve diziler aracılığıyla bize aktarıldığı!

Bunlardan biri 2026 yapımı ‘Mercy-Merhamet Yok’; çok başarılı ve çarpıcı!

‘Herkesin ilgisini çeker’ gibi iddialı bir ifade kullanamam ama son zamanlarda izlediğim en iyi bilim kurgu-gerilim filmi olabilir Mercy.

Timur Bekmambetov'un yönettiği, Chris Pratt ve Rebecca Ferguson'ın başrollerini paylaştığı Amerikan yapımı filmde; karısını öldürmekle suçlanan bir dedektifin, yapay zekâ hâkimine karşı masumiyetini kanıtlama çabası konu alınıyor.

Tüm sosyal medya hesaplarına, şehirdeki kamera kayıtlarına, telefon görüşmelerine, numaralara, mesajlara, maillere, şirket bilgilerine, araçlara; kısacası aklınıza gelebilecek her noktaya erişimi olan yapay zekâ hâkime karşı masumiyetini kanıtlamak için verilen süreyle de bir yarış var; eğer süre dolarsa idam gerçekleşiyor.

Soluksuz izlenen müthiş gerilime; ‘bunlar büyük olasılıkla gerçek olacak’ düşüncesi de eşlik ediyor.

Hukuk alanına teknolojinin uyarlanma ihtimali, avukatlar üzerinden konu alınmıştı ancak hâkim yani son karar verici pozisyonu için gündeme gelmemişti.

Günümüzdeki hukuk sistemi ağır işliyor; kanıtların toplanması, tarafların dinlenmesi, doğru kararın verilebilmesi için verilen ek sürelerle tabir-i caizse şişiyor.

Üstelik insanın, insanı yargıladığı düzende hiç hata yapılmadığını da savunamazsınız, öyle değil mi?

Sarsıcı oluşu zaten bu noktada başlıyor çünkü karşınızdaki verilerle, kanıtlarla hareket ediyor; merhamet ve empati yok, süre ve erteleme de yok!

Zihinsel olarak kıvrak olmak zorundasınız ki suçu işleyip işlemediğinizi ortaya koyabilesiniz…

***

Filmde, başrol oyuncusu Chris Pratt dedektif olduğu için iz sürme, parçaları birleştirme ve yapay zekâyı yönlendirme alanında usta.

Haliyle işler bir nebze olsun kolaylaşıyor.

Bunu kendi hayatımıza adapte edecek olursak nelerle karşılaşabileceğimiz ise meçhul.

Muhakkak ütopik bularak beni ve senaryoyu eleştirecekler çıkacaktır.

Ancak hayata karşı açık kapı bırakılması gerektiğini pandemiden bu yana kabullenmiş olmanız gerekirdi.

Her şeyin ne kadar hızlı değişip, geliştiğiniz yoksa hâlâ fark edemediniz mi?

***

Kalpsiz bir ölüm makinesi olmakla suçlanan yapay zekâ hâkimin, verilen vazifeyi layıkıyla yaparken son sahnelerde yaşanan bazı olaylar sonucunda ‘kusursuz olmadığı’ vurgulanıyor ve alt metinde ‘insan ya da yapay zekâ hepimiz hata yapabiliriz’ mesajı veriliyor.

Yani tüm gelişmeler ışığında yine de insan ve robot birlikte çalışarak, dünyayı birlikte şekillendirmeli!

Bu mesaj geleceğe dair korkularınızı giderir mi?

Bilemiyorum…

Daha fazla bilgi vermek de istemiyorum zira bu ‘spoiler’ anlamına geliyor.

Bunun yerine filmi izlemenizi ve yorumlarınızı iletmenizi temenni ediyorum…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.