Hava Durumu

MESLEK KANUNU BEKLENTİYİ KARŞILAMADI

Yazının Giriş Tarihi: 05.09.2022 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.09.2022 18:51

Okulların açılmasına az süre kala Öğretmenlik Meslek Kanunu kapsamında uygulanacak kariyer sınavına tepkiler devam ediyor. Pandemi sonrası sorunsuz bir döneme hazırlanan eğitim camiası, sınavı daha kabul edilebilir bir zemine çekmeye çalışıyor. Sınava alternatif neler olabileceğini, Bursa’nın eğitim ile ilgili sorunlarını, öğrencilerin başarı durumunu ve ailelerin eğitimde tercihlerini Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Ramazan Acar ile konuştuk.

Ülkemizde genç nüfusun fazla olması eğitim sistemini daha da önemli hale getiriyor. Bu sürecin en önemli aktörleri ise öğretmenler. Yeni düzenleme ile belirli unvanlara göre ücretlerde iyileştirme yapılacak. Toplumda ise duyarlılık oluşmuş durumda. Her ne kadar yasada yer almış olsa da yeni bir düzenleme gerektiği vurgulanıyor. Sınavsız alternatifler üzerinde çalışılabilir diyen sendikalardan biri Eğitim-Bir-Sen. Başkan Acar; öğretmenlerin incinmemesi, başarısızlık algısı oluşmaması için sınav yerine başka sistem üretilebileceğini ya da sınav yapılacaksa şartların kolaylaştırılması gerektiğini vurguluyor. Konuyla ilgili sorularımızı Eğitim-Bir-Sen Bursa 1 Nolu Şube Başkanı Ramazan Acar’a sorduk.

TEK ÇARE, YASADA DÜZENLEME

“Öğretmenlik Kariyer Sınavı” için toplumda oluşan hassasiyeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

2005 yılında “Kariyer Basamakları” diye zaten sınav uygulamasına geçilmişti. Ancak yeni gelen sınav için toplumda bir duyarlılık oluştu. Öğretmenler KPSS ile atanıyorlar ve bölümlerinden uzman olarak mezun oluyorlar. Bu yüzden sendika olarak sınav olmamalıydı, olacaksa bile şartları hafifletilmeli diyoruz. Bakanlık sınavdan vazgeçilmeyeceğini açıkladı. Yasada düzenleme yapılması dışında başka bir çözüm şu anda yok! Yasa dar çerçeveli olarak çıktı. Öğretmenlik Meslek Kanunu beklentimizi karşılamadı.

SINAV BARAJ PUANI DÜŞÜRÜLMELİ

Sınavın şartları neler ve sendika olarak nasıl düzenlemeler olmasını öneriyorsunuz?

İşin hem yasal hem sosyal boyutu var. Sendika olarak genel merkezimiz ve değişik şubelerle yapılan görüşmelerde ortak görüş, sınavın olmaması yönünde. Uzmanlık, meslekte yapılan diğer hususlarla belirlenebilir; yüksek lisans, katılım sağlanan eğitimler vb. Yasada diyor ki; sınav yapılacak, barajı geçen başarılı olacak. Sınava girmek için de 10 yıllık tecrübe zorunluluğu var. Tepki gösterdiğimiz bir başka nokta da bu. Ayrıca baraj puanı 70. Bu puan aşağıya çekilebilir. İş zora koşuluyor. Biz bir uzmanlık mesleği icra ediyoruz. Öğretmenlerimizin incinmemesi, başarısızlık algısı oluşmaması için 8 ve 12 yıl kriterlerini taşıyanlar uzman ve başöğretmen olabilir.  Sınav illaki yapılacaksa, daha kolay olabilir. Uzman öğretmenliğe başvuracak yaşta değilsinizdir. Sınava girmek için meslek ömrünüz yetmez sınava giremez ve unvan alamazsınız, bu da kötü. Bize sorulursa bu noktada bir sınırlama olmamalı. Kendini yeterli gören herkes sınava girebilmeli.

ALGIYI YÖNETMEK ZOR

Veli ve öğrenci yönünden bakacak olursak; uzman, başöğretmen ayrımı bir çekişmeye neden olabilir mi?  

Yeni sistemde öğretmenler; aday öğretmen, öğretmen, uzman öğretmen, başöğretmen olarak 4’e ayrılıyor. Üniversitede doçent var, profesör var.  İnsanların bunları talep etmesinin asıl nedeni ekonomik olarak ciddi katkılarının olması. Doçent ya da profesör olmak özlük haklarında iyileşmeyi sağlıyor. Bu sınavda öğretmenlerin maaşlarında iyileştirme sağlayacak. Burada zor olan; veli ve öğrenci algısını yönetmek. Bu unvanlar yokken bile velilerde şu yaşanıyor; “bu öğretmen çok iyiymiş çocuğum o sınıfta olsun”. Şimdi uzmanlık, başöğretmenlik gelince durum daha da zorlaşacak. Bütün işlerde olduğu gibi risk var ama süreç içerisinde bunun tolere edileceğini düşünüyorum.

 Sınav olmaması için tepki gösterip eylem yapan öğretmenler var. Sendika olarak sizleri de meydanlarda görecek miyiz?

Merkezi teşkilatların alacağı kararlara şubeler olarak uyacağız. Paylaşımlarla eksiklikleri söyleyeceğiz. İyi yanları söylediğimiz gibi olumsuz yanları da söyleyeceğiz. Meslektaşlar ve biz de sendika olarak gerekli uyarıları, itirazları yapacağız. Meclis tatilde. Açılıp yasada düzenleme yapılmasını bekleyeceğiz, başka çözümü yok!

 

MESLEK ONURUNA YAKIŞMIYOR

Ücretli öğretmenlik için düşünceleriniz neler? Kaldırılmalı mı?

Öğretmenin; sözleşmelisi, kadrolusu, ücretlisi gibi çeşitlemeleri olamaz. 15 Temmuz’da yaşanan darbe kalkışmasından sonra devlet, sözleşmeli alıp bir müddet sonra kadroya almaya başladı. Süreç içinde tasfiye olacak diye düşünüyorum. Ücretli öğretmenlik için düzenleme geldi, maaş artışı oldu. Ama yeterli değil. Resmi yolla asgari ücret altında insan çalıştırılıyor. İnsani değil, meslek onuruna yakışmıyor. Okula geldiği kadar ücret vermek, geldiği kadar sigorta yapmak kabul edilemez. Kabine toplantısı sonrası şartlarda bir miktar iyileştirme oldu. Beklentimiz en az asgari ücret verilmesi ve diğer öğretmen haklarından faydalanabilmeleri. 

 

OKUL SAYISININ ARTMASI GEREKİYOR

Bursa okulları yeni eğitim ve öğretim yılına hazır mı?

Depreme dayanıklılık için yeniden yapılmak üzere yıkılan okullar var. Bu okulların öğrencileri başka binada eğitim alıyor ve sıkıntı yaşanıyor. 2019 yılında tekli eğitime geçilecekti ama pandemi ve ekonomik krizler derken yapılamadı. Örneğin; Demirtaş Meslek Lisesi yıkılalı dört sene oldu. Tamamlananlar da var. Tabii ki zor bir süreç. Bursa’nın dezavantajı göç alan bir il olması. Bu yüzden her sene okul sayısının da artırılması gerekiyor. Fiziki eksiklikleri olan Yıldırım, Gürsu, Osmangazi yol altı dediğimiz bölgelerdeki okullarda ve yeni oluşan yaşam alanlarında yeni binalara ihtiyaç var. Maliyetlerin artışıyla birlikte işin tamamlanma süreleri de aksayabiliyor. Okullara bir bütçe gönderilmeye başlandı. Temizlik personeli için de bir sıkıntı olacak gibiydi kabine toplantısıyla onunda aşılacağı söylendi. Okullarda iki problem var; fiziki ve personel sıkıntısı. Bunlar karşılanırsa artık yöneticiler bunları düşünmek yerine başarıyı artırıcı şeylere odaklanabilecekler.

AKADEMİK LİSE TERCİHİ DEĞİŞMİYOR

Meslek liselerinde artışı nasıl değerlendiriyorsunuz? Aileler meslek lisesine nasıl bakıyor?

Yerel dinamikler ve milli eğitimin son yıllarda yaptığı yatırım ve yaptırımlarla sayı artırıyor. Kolaycılık var toplumda. Herkes masa başı iş istiyor. Sanayide kir, pas olsun istemiyorlar. Bu beklentiyle çocuklar da o imaj etrafında yaşıyor. Daha rahat bir geleceğin, üniversite okumakla olduğunu düşünüyor ve meslek lisesinde okumak istemiyorlar. Ama burada belediye ciddi burs uygulamaları yapıyor. İstihdam teşvikleri var. Akademik lise tercihini asla değiştiremiyoruz. Herkes Anadolu ya da Fen Lisesi istiyor. Meslek lisesinde okuyanlar; erken yaşta iş hayatına atılıyor. Hem diploma alıyorlar hem meslek sahibi oluyorlar. Bu politika ile işsizlik rakamları da düşürülebilir. İstihdam da sıkıntı var.  Sanayide çırak kalfa bulmakta zorluk çekiliyor. Kazançları da yüksek aslında ama insanların şekilsel takıntıları yüzünden oluyor. Öğrenme maliyeti deniyor buna yaşayarak öğreniyoruz!

ÜNİVERSİTELER TANITIM YAPMALI

Türkiye nazarında şehrin eğitimde başarısı ne durumda?

Akademik olarak Bursa hak ettiği yere gelmeye başladı. Meslek lisesi şehri olması, fabrika sayısının yüksek olmasıyla ilgili ve belediyelerin burs teşvikleriyle atılım sağlandı.

ÖSYM sınavlarında tüm türler açık lise dâhil olmak üzere 6. sırada yer aldık. Tabii iyi anlatamamış olabiliriz ya da şehrin üniversitelerini çeşitlendirememiş olmasından kaynaklı sıkıntı olabilir. Kendi ilinin üniversitesini seçme sıralamasında Bursa 50.sıraya düşüyor. Yani Bursalı kendi şehrinde okumak istemiyor. Rektörlere her toplantıda söylüyorum, yeterli tanıtım yok. Bursa üniversiteleri liselerde kendilerini anlatmalı, tanıtmalı. Ayrıca tematik üniversiteler kurulabilir. Daha da başarılı olacağımıza inanıyorum.

Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.