Hava Durumu

Mobbing davalarında kritik eşik

Yazının Giriş Tarihi: 13.06.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.06.2026 00:07

İş dünyasında barınabilmek çok zor…

Bunu kadın ya da erkek diye ayırmaya bence gerek yok; sistemin çarkları cinsiyete bakmaksızın herkesi öğütüyor.

Ancak tükenmenin sebebi işlerin zorluğu veya yoğunluğundan değil; insanlardan kaynaklanıyor!
İnsanın insana uyguladığı bu psikolojik şiddete de mobbing deniyor.

Ne yazık ki iş yerlerinde buna maruz kalan kişilerin yaşamları derinden sarsılırken, dertlerini anlatmaları da bir hayli güç oluyor.

Çünkü davranışın mobbing sayılması için bazı şartlar var:

Eylemlerin belirli bir süreye yayılması ve sistematik bir şekilde tekrarlanması gerekiyor ki bu süre en az 6 ay olarak belirtiliyor.

Baskı, dışlama, yok sayma veya haksız görevlendirmelerin temel amacı çalışanı yıldırmak ve işten uzaklaştırmak olmalı.

Bunu kanıtlamak isteyenlerin en iyi yapabileceği şey ses kaydı almak ama bugüne kadar bu yasaktı!

Gizli ses kayıtları kanıt olarak kabul edilmiyordu.

Ancak gündeme düşen haberle her şey değişti ve kabul göreceği bilgisi paylaşıldı.

Ayrıntılı bilgi almak için Avukat Fatmanur Altun ile görüştüm.

DİNAMİK YASAL DÜZENLEME ŞART!

“Modern çalışma hayatının en yıkıcı olgularından biri olan mobbing; iş yerlerinde bir veya daha fazla kişi tarafından, belirli bir çalışana yönelik olarak sistematik, kasıtlı ve süreklilik arz eden bir biçimde uygulanan; yıldırma, dışlama, pasifize etme veya işten uzaklaştırma amacı taşıyan psikolojik şiddet ve taciz hareketlerinin bütünüdür” tanımını yaparak söze başlayan Av. Altun, mobbing ile ilgili doğrudan bir hukuki düzenleme olmadığına dikkat çekti.

Bu duruma ilişkin sorumluluklar ve yaptırımlar; Türk Borçlar Kanunu md 417, İş Kanunu md 5 ve 24/2, 2025/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi gibi düzenlemelerle ikame edilmekte.

Bundan sonrasında söze müdahale etmeden, Av. Altun’un açıklamasını olduğu gibi aktaracağım…

***

Haberlerde gördüğümüz ‘gizli ses kaydı kanıt sayılacak’ ifadesi doğru mu? Ayrıntıları paylaşır mısınız?

Mobbing davalarında kullanılmak üzere ses kaydı alınmasının hukuki ve cezai boyutu ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Her iki dava yönünden de ses kaydının delil olarak kullanılabilmesi için Yargıtay kararları ve yerleşik içtihatlarda 3 ana şart belirlenmiştir.

Bunlar; ani gelişme ve başka delil elde etme imkanının bulunmaması, yetkili makamlara sunma amacı ve planlanmamış olmasıdır.

Hukuk davası olan tazminat davalarında, uygulamada mahkemeler ses kayıtlarının olması halinde mobbing olduğunu kabul ederek tazminata hükmetmektedir.

Mobbinge uğrayan işçi, baskılara rağmen çalışmak zorunda kalmamakta, hak ve alacaklarını da almaktadır.

Ancak bir hukukçu olarak;

mobbinge uğrayan işçinin tazminat davasını kazanıp belli miktarda para almış olması hâlini; adaletin tam anlamıyla sağlanmış olduğu şeklinde değerlendirmem mümkün değil.

İsçi tehdit, hakaret veya tacize de maruz kalmış olabilir.

TCK kapsamında birçok suçun unsurları oluşmuş olabilir. Ancak yerel mahkemelerin uygulamasında gördüğümüz üzere mahkemeler; yukarıda saydığımız Yargıtay kararları ve yerleşik içtihatlarda kabul görmüş olan kriterleri çok katı ve şekilci bir şekilde uyguluyor.

İsçinin sadece mahkemeye sunmak amacıyla ses kaydı almış olması, başkaca delil etme imkanının bulunmaması haklılık için yetmiyor.

Ceza davalarının çoğunda isçi aleyhine yorumlanan kriter, planlanmamış olması kriteridir.

İşçi yıllardır aynı senaryoyu yaşasa da, mobbinge uğramak canına tak etse de, işverenin yine aynı yerde aynı baskıyı bildiği bir anda ses kaydını açmış olmasını yerel mahkemeler ‘planlanarak ses kaydı alınması’ seklinde değerlendiriyor ve hukuka aykırı delil sayıldığından, işveren beraat ediyor!

İşçiye uygulanan tehditlerin, hakaretlerin, tacizlerin bir yaptırımı olmamış oluyor.

Sonuç olarak işçinin anayasal ve insan hakları ihlal edilmiş olmakla beraber, işçinin adalete olan güveni zarar görüyor. Adaletin, güçlünün yanında olduğu yönünde bir algı oluşuyor.

***

Hâlbuki sürecin tabiatı gereği mobbing, anlık ve ani gelişen bir eylem olmayıp, zamana yayılan sistematik bir olaylar silsilesidir.

İşçinin bu durumu kanıtlaması için başına geleceğini bildiği anda almış olduğu ses kaydı planlanmış sayılmamalıdır.

Planlamanın çerçevesi "işçinin delil etmek amacıyla işvereni kışkırtarak ses kaydı almış olması" seklinde sınıflandırılması gerektiği kanaatindeyim.

***

Bazen bir özrün binlerce TL’ den daha kıymetli olduğu kültürümüzde bu durumun göz ardı edilemeyecek derecede önem arz ettiği kanaatindeyim. Yargıtay kararları ve yerleşik içtihatların bu noktaya gelmesi güzel bir gelişme olsa da, mobbing sayılan davranışlardan ötürü görülen hukuk davaları ve ceza davalarındaki delil değerlendirme durumunu eşit hale getirecek düzenlemeler yapılması gerekmektedir!

Yargıtay içtihatlarının, kişilerin gizlilik alanlarını koruma noktasındaki hassasiyeti teorik olarak kıymetli olmakla birlikte; mobbing gibi ispatı neredeyse imkansız olan sistematik suçlarda fail lehine bir koruma kalkanına dönüştüğü yadsınamaz bir gerçektir.

Gelinen aşamada, mobbing niteliğindeki davranışların yargılandığı hukuk ve ceza davalarında, delil değerlendirme kriterlerini somut olayın hakkaniyetine ve suçun doğasına uygun şekilde eşitleyecek, işçiyi koruma ilkesini ceza hukukunun alt ilkeleriyle harmonize edecek dinamik yasal düzenlemelerin yapılması elzemdir.

Aksi halde yargı, suçun cezalandırılmasını değil, sadece ekonomik bilançosunun çıkarılmasını sağlayan şekli bir mekanizma olmaktan öteye geçemeyecektir!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.