Hava Durumu

Okul zili çalıyor, annelerin yüreği titriyor!

Yazının Giriş Tarihi: 23.09.2026 00:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.09.2026 00:09

Güne endişeyle, üzüntüyle ve ölümle başlamak…

Öğrenciyken okullar açılsın diye iple çekerdik; tatil iyi hoş ama bir noktadan sonra arkadaşlar, öğretmenler özlenirdi.

Günümüzde ise eğitim-öğretim yılının başlaması tedirgin ediyor; anne ve babalar güvenlik korkusu yaşıyor.

Şiddet ne yapılırsa yapılsın engellenemiyor, tehlike önlenemiyor.

Bu defa felaketin adresi Manisa’nın Turgutlu ilçesinde İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi oldu.

Saat 08.00 sıralarında bir kişinin ateş açması sonucu öğrencilerden yaralı ve ölüler var.

Haberler ‘Yine içimiz yandı…’ ifadesiyle başlıyor.

Elbette herkes üzgün, perişan ama gerçekten içi yanan o çocukların aileleri!
Kim bilebilir ki ders dinlemeye gönderdiği evladının akşama cenazesi gelsin…

Bu nasıl bir kâbus?

***

Sosyal medyaya düşen videolarda saldırganın elinde silahla sokaklardan geçtiği, en ufak bir korku yaşamadan gelişigüzel ateş edip kaçtığı görülüyor.

Söylenecek çok şey var…

Yaz tatili öncesinde yaşanan olaylar neticesinde güvenlik önlemleri masaya yatırılmış, yapılması gerekenler tartışılmıştı.

Hatta bu hafta başında İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Okul Güvenliği Protokolüne” imza attı.

Bakan Çiftçi imza töreninde yaptığı konuşmada, geçen eğitim öğretim yılında 10 öğrenci ve öğretmenin hayatını kaybettiği Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki silahlı saldırıların ardından okul güvenliğine ilişkin tedbirleri artırdıklarını ifade etti.

Çiftçi, “İçişleri Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ve diğer bakanlıklar olarak gerekli tedbirlerimizi aldık” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

"Biz öğrencilerimizin güvenli bir şekilde okula gelmelerini, okulda huzurlu bir şekilde eğitim öğretim görmelerini ve sağ salim tekrar evlerine dönmelerini istiyoruz. Aldığımız bütün tedbirlerin gayesi, maksadı bundan ibaret."

Millî Eğitim Bakanı Tekin de güvenlikle ilgili, "Bütün okullarımızı, 65 binin üzerindeki okulumuzu tek tek gözden geçirdik" açıklamasını yaptı.

Şimdi bunların işe yaramadığı konuşuluyor ve kurumlar yetersizlikle suçlanıyor!

Veliler isyanda; böyle bir ortamda çocuğunu okula göndermek istemeyenler nasıl ikna edilecek?

Dahası can güvenliği için nasıl garanti verilecek?

***

Adalet Bakanı Akın Gürlek, saldırganın anne ve babası ile silahın sahibi olduğu belirlenen dedesinin gözaltına alındığını duyurdu: "Yakın zamanda öncülük ettiğimiz yasal düzenleme ile ailelerin bakım ve gözetim yükümlülüklerine ilişkin sorumlulukları daha açık ve güçlü hâle getirmiştik. Bu kapsamda anne, baba ve saldırıda kullanılan silahın kullanımında bulunduğu belirlenen dede de gözaltına alınmıştır."

Gürlek, X hesabından yaptığı paylaşımda, "Saldırıda kullanılan silahın çocuğun eline nasıl geçtiği, silahın muhafaza koşulları, anne ve babanın bakım ve gözetim yükümlülükleri ile olay öncesinde akran zorbalığı yaşandığı yönündeki iddialar çok yönlü ve titizlikle araştırılmaktadır" ifadelerini kullandı.

Ama toplumun neyin, neden kaynaklandığı kısmıyla ilgilenecek hâli kalmadı.

Hiçbir açıklama acıyı dindiremez!

Cinayetler nasıl önlenecek?

Yetkili kurumlardan ikna edici tedbirler bekleniyor, güven duygusu gittikçe azalıyor.

Bunun sonucu da psikolojik bozuklukların yaygın soruna dönüşmesi!

***

Bir parantez açarak Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki olaylardan sonra Klinik Psikolog Emir Keteci ile yaptığımız röportajdan kesit paylaşacağım.

Keteci, şiddet vakalarının tekrar etmemesini dileyerek sorularımı yanıtlamıştı!

Ne yazık ki yine aynı şeyleri konuşuyoruz.

Ansızın çıkıp gelen bir magandanın kurşunundan tabii ki konuşarak korunmamız mümkün değil.

***

Bu soruyu sorduğuma inanamıyorum...

Okullarda şiddetin artık ölümle sonuçlanması…

Sizce bu bir kırılma noktası mı yoksa uzun süredir görmezden gelinen bir krizin patlaması mı?

Bu tür olaylar ani bir kırılmadan ziyade, uzun süredir biriken risklerin görünür hâle gelmesidir.

Okul ortamları, aile yapıları ve sosyal dinamikler birlikte değerlendirildiğinde, aslında uzun zamandır artan bir gerilimden söz ediyoruz!

Şiddet bir anda ortaya çıkmaz; çoğu zaman fark edilmeyen bir sürecin sonucudur. Bu noktaya geliş tek bir nedene bağlanamaz. Ancak ortak paydada genellikle şu faktörler yer alır:

Yoğun ve düzenlenemeyen öfke Dışlanma ya da değersizlik hissi Yetersiz duygusal destek, sağlıksız baş etme yolları vb.

Burada önemli olan, bu çocukların çoğu zaman duygularını yönetebilecek becerileri geliştirememiş olmasıdır.

***

Akran zorbalığı ile bu tür ağır şiddet olayları arasında nasıl bir bağ var?

Akran zorbalığı, bu tür ağır şiddet davranışları açısından önemli bir risk faktörüdür. Sürekli zorbalığa maruz kalınan ortamlarda çocukta biriken gerilim, zamanla yoğun bir öfke ve çaresizlik duygusuna dönüşebilir. Zorbalığın erken fark edilmemesi ve yeterince ciddiye alınmaması, bu sürecin derinleşmesine neden olur. Özellikle kronikleşmiş zorbalık durumlarında, çocuk kendini değersiz, dışlanmış ve yalnız hissedebilir. Bu da ya içe kapanma ya da bir noktada dışa yönelen agresyon riskini artırır. Ayrıca zorbalık sadece mağduru değil, zorbalığı uygulayan ve tanık olan çocukları da etkiler!

***

Bu olayların önüne geçmek için en acil atılması gereken adım nedir?

En acil ihtiyaç, önleyici sistemlerin güçlendirilmesidir. Okullarda psikolojik destek hizmetlerinin yalnızca kriz anlarında değil, düzenli ve erişilebilir şekilde sunulması büyük önem taşır. Bunun yanında zorbalıkla mücadele programlarının etkin şekilde uygulanması, öğretmenlerin riskleri erken fark edebilecek şekilde desteklenmesi ve aile ile okul arasındaki iletişimin güçlendirilmesi gerekir.

Kısacası çözüm, tek bir alana odaklanmak değil; çocuğu çevreleyen tüm sistemi birlikte güçlendirmekten geçer!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.