Hava Durumu

Özel sektöre geçmiş olsun!

Yazının Giriş Tarihi: 14.08.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.08.2026 00:07

Yazın rehavete kapılıyoruz, belki işsizlerin de tatil yaptığını düşünüyoruz ama işgücü piyasasında sorunlar devam ediyor.

Başta büyük şehirler olmak üzere iş arayanların haykırışları sosyal medyada yankılanıyor.

Beyaz yakaya karşı ise çeşitli nefret söylemleri ve itibarsızlaştırma girişimleriyle karşılaşıyoruz.

Son dönemde gündemim eğitim ve sağlık ağırlıklıydı.

Ancak bu demek değil ki diğer meselelere kör, sağır, dilsiziz!

Bugün gelişmeleri aktaracak ve de toplum tarafından nasıl karşılandığına dair bazı örnekler sunacağım…

***

‘İnsan Kaynakları’ birimleri doğru işe doğru insanı yerleştirmekle mükelleftir.

İşveren ile çalışanlar arasında köprü vazifesi görmesi sebebiyle ‘sendikalara alternatif’ olabileceği de söylenmektedir.

Ancak görevini en iyi şekilde yaparak, adından söz ettiren, alanında uzman kişilere karşın departmanın lanse edilişindeki hatalardan kaynaklı şikâyetler arttı.

Ve şikâyetlerin başında ‘CV’niz havuza alınmıştır’ ifadesi var.

Instagram’da başına geleni paylaşan kişinin anlatımı şöyle:

“Özel sektör bitmiştir!
İki aydır çok büyük bir lojistik firması ile görüşüyorum.

Sürecin sonunda CV’mi havuza almışlar.

2 ayda 3 kere yüz yüze görüşmeye gittim.

İK’nın uyguladığı Excel testlerini, İngilizce sınavını geçtim.

Sonuçta bir adayı, yani beni işe almamaları 2 ay sürmüş oldu.

Pozisyon için aradıkları kişinin ben olduğuma emindim.

Üstelik referansım, aynı firmada çalışan bir müdürdü. O, bana 10 gün önce ‘evraklarını hazırla’ demişti.
Firmanın yakınında ev bile baktım; emlakçı ile anlaştım.

Şu anda O’na da ulaşamıyorum…”

Yapılacak çok yorum, söylenecek çok söz var.

Ama örneği okuyunca aklınıza ilk gelen şeyin ‘Başka biri torpille yerini almıştır’ düşüncesi olduğuna eminim.

Güven duygumuzun üzerinde tepinen, uzman ünvanlı kişilerden ve onların yürüttüğü süreçlerden bıktık!
***

Bundan yıllar önce…

Kurumsallaşmanın en belirgin özelliklerinden biri liyakatti.

Bunun sağlanabilmesi için CV’lerin en iyi şekilde incelendiği belirtilir; iş için başvuran adaylar ciddi elemelerden geçirilirdi.

Kişilik envanterleri, vakada olduğu gibi bilgisayar ve İngilizce sınavları, stres testleri, gerekli mesleki kabiliyete göre denemeler vb.

Bir dönem bunları uygulayanların uzmanlığına da şapka çıkarıyorduk.

Eğitimleri, donanımları mükemmeldi.

Yarıştan sıyrılıp, uzaktan gözlemlemeye başlayınca şunu da demeye başladık:

Acaba kurumsal değiller miydi?

Elenen ve seçilen arasındaki farkı kimse işveren kadar iyi bilemez, öyle değil mi?

Alınacak kişi belliyse ilan vererek adaylardan CV toplamakta neyin nesi?

***

Diğer bir sorun:

Günümüz ekonomik şartlarında bir yerden bir yere ulaşmak külfetli.

İş arayanların görüşmek için katettikleri mesafeyi, ödediklerini kim karşılayacak?

Tabii örnek olayımızda bir de oluşturulan yüksek beklenti var; bu ev değiştirme fikrine kadar gelmiş.

Bazıları verdikleri zararın hiç farkında değil!
Geçtiğimiz günlerde ‘beyaz yaka’ çalışanların günlük rutinlerini sıradanlaştıran bir gönderi paylaşıldı. Sohbet edilen konuları, tatil planları, dertleri masaya yatırıldı…

Ağır hakaretlerin de olduğu yazışmalarda dikkatimi çeken bir tepkiyi paylaşmak istiyorum:

“Dikkatli konuşun!
Beyaz yaka diyerek küçümsediğiniz insanlar bugün 40-50 yaş grubunda olan, bir zamanlar kurumsalda çalışabilmek için ciddi eğitimler alan, dil öğrenen, sertifika toplayan nesildir. Kalitelidir, kalifiyedir.”

Evet, bir nesil için hayali kurulan meslek insan kaynakları yönetimiydi.

Ama liyakate olan inancın bitmesiyle, İK da tahtından indi!
***

Ve her konuda muhakkak altını çizdiğimiz, çizmek zorunda kaldığımız ahlak.

Koltuk kapma yarışında etik duruşuyla örnek gösterilenlere zavallı muamelesi yapılır; vasıfsız olduğu halde torpiliyle işe girenler de alkışlanır oldu.

Ben de söyleme katılıyorum:

Geçmiş olsun özel sektör!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.