Hava Durumu

Plastik pirinç krizi

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 00:08

Yapay gıda endüstrisi biz farkında olmasak da çalışıyor.

Daha önce yapay et konusunda pek çok tartışmaya şahit olduk; asla istemiyor böyle bir ürünü tüketmeyi kabul etmiyoruz!
Ancak gerçekten ne yediğimizi biliyor muyuz? Uzmanların açıklamalarına göre yerken bu tip gıdaları ayırt etmemiz mümkün değil.

Çünkü aynı lezzeti ve hazzı alıyoruz; içine katılan kimyasallarla beyin aynı şekilde uyarılıyor ve doyum sağlanıyor. Son yıllarda yapılan araştırmalarda insan vücudunda mikroplastik bulunduğu saptandığına göre sonuç tesadüf olmasa gerek!
İstediğimiz kadar itiraz edelim kanımızda plastik yüzüyor…

***

Ramazan ayı boyunca sosyal medyada etten sonra pirinç de gündem oldu. Bir kadın pilav yaparken paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı:

“Bu böyle olmaz. Normal pirinç değil. İnsanların sağlığıyla oynuyorlar.”

Yurt dışında gelen görüntülerde plastik geri dönüşüm kutuların, kapların makinelerle pirinç şeklinde parçalandığı ve paketlendiği görülüyor. Ne yazık ki ‘olmaz, yalan haber vb.’ diyemiyoruz.

Tek bir yöntem var; o da evde kendi yemeğinizi kendiniz yapmanız.

Tabii aldığınız pirinci de denetlemeniz lazım:

Sıcak suyun içine koyduğunuzda dibe çöküyorsa plastik değildir!
Bunu yazarken bir yandan da şaşırıyorum…

Ne hâle düştük ki tek tek yediğimizi, içtiğimizi denetlemek için uzman ipuçlarına muhtacız!

Durumun vahameti bununla da sınırlı değil.

Her şeyin doğal olması adına yoğurdunu, ekmeğini evde yapmaya çalışanlar kullandıkları ana girdilerin içeriklerinden de bihaberler.

Doktorların paylaştığı gerçeğe beraber bakalım:

“Mikroplastikler, uzunluğu 5 mm’den küçük olan plastik parçalarıdır.

1 µm’den daha küçük olanlar ise nanoplastikler olarak adlandırılır. Bu parçacıklar, plastiklerin ufalanması sonucu oluşurlar.

Plastikler, dayanıklılığı ve geri dönüşüm oranlarının düşük olması nedeniyle çevrede birikmekte, en uzak okyanuslardan yağmur ormanlarına kadar dünyanın her köşesine yayılmakta.

Ve bunlar güneş radyasyonu, sıcaklık değişimleri, yağmur gibi doğal faktörlerin etkisiyle parçalanıp; mikroplastiklere dönüşüyor. Tekstil ürünleri, balıkçılık, tarım, sanayi ve genel atıklar gibi birçok kaynak mikroplastiklerin çevreye yayılmasına neden oluyor.

Besin zinciriyle; bitkiler ve hayvanlar yoluyla insanlara kadar ulaşıyor.

Su, toprak, hava ve hatta yağmurda bile yer alıyorlar.”

Sebebi ise bilinçsiz plastik kullanımı olarak tespit edilmiş, bu alanda gelecek yasaklardan geçen hafta bahsetmiştim.

Kullanım sona erse bile bu zamana kadar olan tüketim bir ömür hepimize yetecek gibi…

***

Minik parçacıkların bir zararı olmadığını düşünen ve ‘ne olursa olsun yer, içer, keyfime bakarım’ diyorsanız bir kötü haber daha:

Mikroplastikler beynimize kadar ulaşabiliyor!

Nefes alırken havadan aldığımız parçacıklar ciğerlerimize doluyor. Oradan kan dolaşımıyla vücudun en kritik organlarına gidiyor. Koruma bariyerlerini aşarak; karaciğer, böbrekler ve hatta beyne kadar işliyor.

Kan-beyin bariyerini aşmayı başaran bu partiküller, beyinde depolanabiliyor.

2023 yılında yapılan bir çalışmada, otopsi yapılan insan bedenlerinden alınan organ örneklerinde mikroplastikler tespit edilmiş.

Sonuçlara göre beyindeki mikroplastik miktarı karaciğer ve böbrekten 7 ila 30 kat daha fazla!

Üstelik bu birikim sürekli artıyor.

2016 yılındaki beyin örneklerindeki mikroplastik miktarıyla 2024 yılına ait örnekler karşılaştırıldığında, günümüzdeki miktarın yüzde 50 oranında daha yüksek olduğu görülmüş. Yani Alzheimer ve demans gibi hastalıkların artışında etkisi varsa şaşırmayayım.

***

Bir yanda hastalıkların tedavisi için ömrünü harcayan bilim insanları diğer yanda da savaşılması gereken ve gözle görülmeyen kirlilik.

Endüstrinin gelişimi şüphesiz başka bir dünya sağladı ama canımızdan da fazlasıyla aldı…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.