Hava Durumu

Reel yüzde 242’lik artışı hisseden var mı?

Yazının Giriş Tarihi: 23.09.2025 00:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.09.2025 00:10

Bazı zorluklar, yaşamayınca anlaşılamaz nitelikteler.

Örneğin, bir ay boyunca çalışıp, emeğinin karşılığının daha fazla olması gerekirken asgari ücret alarak hayata tutunmaya çalışanları anlayabilir misiniz?

Bugün ülkemizde özelde ya da kamuda, işçi veya beyaz yakalı kiminle konuşursanız konuşun muhakkak geçim derdinden yakınmakta.

‘Ayın sonunu getiremiyorum, her şey çok pahalı’ diyenlerin maaşlarını sorsak bir kısmı ’50-70 bin’ bandında bir kısmı da daha fazla alıyor.

Ama yine de yetmiyor, öyle değil mi?

Belirtmeliyim ki herkes haklı; daha fazlası tüm emekçilerin hakkı.

Ancak asgari ücretlinin hâlini kim soracak?

***

Toplumda oluşan algıya göre bir kişi asgari ücret alıyorsa ya çıraktır ya da üniversiteden yeni mezun olmuş, henüz tecrübesi yoktur.

Ne yazık ki gerçeklerle algı örtüşmüyor.

Nice kıdemli, işinde usta, başarılara imza atmış kişiler başka bir çıkış bulamadıkları için işverenlerinin takdiri kadar ayakta kalabiliyor.

Komik olan ise işçilerle ilgili özel günlerde STK’lar, meslek oda ve derneklerince yapılan açıklamaların içeriği.

Mangalda kül bırakmayan ifadelerle yasa talep edeninden, ‘çalışanların şartları insan onuruna yaraşır şekilde olmak zorundadır’ diye kükreyenine kadar herkes sahada.

Fakat kendisi işveren olarak asgari ücret veren ve her zam döneminde ‘öldük, bittik’ diye kahırlananlar da onlar.

- ‘Önce çalışanım evine ekmek götürsün’ diyerek canını dişine takıp, ödemeleri denkleyenleri tenzih ediyorum.-

***

Unutmamamız gereken bir husus daha var!

Asgari ücrete yapılan her zammın enflasyonu tetiklediği kanısı ciddi bir sıkıntı.

Sırf bu bahaneyle ara zam yapılmazken, milyonlarca çalışan bu kararın altında ezildi.

Sosyal medyayı epeyce meşgul eden bir paylaşıma göre;

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın açıklaması şöyle:

“2002’de net asgari ücret 184 TL’ydi. Bugün 22. 104 TL.

Asgari ücrete nominal olarak 119 kat, reel olarak yüzde 242 artış sağlandı.”

Peki, bu reel artış vatandaşa neden yansımadı?

Sanırım Türkiye sınırlarındaki işverenin asgari ücret uygulama politikasından hükümetin haberi yok.

Asgari ücretliler alım gücünü tamamen yitirdikleri için yok hükmündeler.

Gelen yorumlar şöyle:

“Enflasyon ne kadar arttı? Dolar o gün ne kadar?

O zamanki asgari ücretle şimdikinden daha fazla alışveriş yapıyorduk, kirayı rahat rahat ödüyorduk. Bunu biliyor olmalısınız!
Her şeye yüzde 1000 zam geldi; asgari artsa ne olacak?”…

***

Burada nominal ve reel ücretin tanımına da değinmekte fayda görüyorum.

Böylece rakamlara bakarak maaşına zam olduğunu zannedenler bu yanılgıdan kurtulmuş olur.

-Bu noktadan sonra ifadeler size biraz akademik gelebilir. Ama neyin, ne olduğunu anlayabilmemiz için kitabi tanımlara bazen ihtiyacımız oluyor!-

Nominal ücret: Fiyat hareketlerinden arındırılmamış ücret oranına denir. Yani görmüş olduğunuz rakamlardır. Her ay banka hesabınıza yattı görünen tutardır.

Reel ücret ise enflasyondan arındırılmış tutardır.

Cebinizdeki 50 lira ile kaç tane ekmek alabildiğinizdir.

Dün 10 bin lira maaş alırken ekmek 10 lira, bugün 20 bin maaş alırken ekmek 40 lira olduysa siz herhangi bir ücret artışından -reel olarak- bahsedemezsiniz.

***

Elbette reel olarak yüzde 242 artış hepimizin hayali.

Tek bir gerçek mevcut:

Enflasyon bir soygundur ve tüm maaşları eritmektedir.

2025’in sonu yaklaşırken, yeni yılın zamları konuşulmaya başlanacak.

Refah içinde olunduğunu ima eden açıklamalar, 2026’daki zam oranları hakkında bize tahmin kapısı aralıyor.

Demek ki beklentiyi yüksek tutmamalıyız!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.