Türkiye’de eğitim sistemiyle ilgili ciddi sıkıntılar mevcut.
Özellikle yıllardır süregelen sınav kaosuyla ilgili hiç yol alınamadı.
Üniversite okumak idealize edildiği için bu uğurda hem çocukluk hem de gençlik heba ediliyor.
Bu arada kesinlikle herkes okumalı!
Ama bir ülkenin gençleri sınav kaygısı nedeniyle ciddi psikolojik sorunlar yaşıyorsa orada büyük bir problem vardır!
Bazıları “Z kuşağının umurunda değil” gibi ifadelerle antitez üretebilir ancak gerçeğin böyle olmadığını hepimiz gayet iyi biliyoruz.
Küçücük yaşta yorgun düşenler, yetişkin olduklarında da aynı bunalımı peşlerinden sürüklüyor.
Bu gidişata isyan eden bir genç sosyal medyada paylaştığı video ile ses getirdi.
Amerika’dan seslenen genç bakın neler söyledi…
***
ABD’de üniversite sınavına giren Türk öğrenci, aldığı sonucu ve sınav sürecini Türkiye’deki YKS ile kıyasladı.
Matematikten 300 tam puan aldığını söyleyen öğrenci, istediği bölümü seçebildiğini ve sınava hazırlanırken herhangi bir stres ya da kaygı yaşamadığını şöyle anlattı:
“Ben YKS denen sınava 2 senemi verdim. Şu an gerçekten sinirliyim. Öncelikle sonucumu göstereyim. Matematikten temel yeterliliğe giriyorsunuz. Bir soruyu İngilizcem yetmediği için yapamadım, diğerleri o kadar kolaydı ki.
Ve ben istediğim bölümde okuyabileceğim. Bu saçmalık!
Soruları da paylaşıyorum; virgüllü toplama gibi en basit işlemler var.
Türkiye’de istediği bölümü kazanabilmek için 4 yıl çalışanı biliyorum, bu reva mı?
Amerika’da sınava yılda 2 kez girebiliyorsunuz, daha sonra izin alarak tekrar deneyebiliyorsunuz. Yani bir sıkıntı olmuyor.
Stres yaşamadım ve üniversiteliyim.
Demek ki bir çocuğun hayatını sınava bağlamaya, anksiyete krizlerine sokmaya gerek yokmuş!”
***
Elbette iki ülke arasında yaşam tarzı ve standartlar çok farklı.
Bizde iyi bir hayat için bazı meslekleri seçmeye mecburuz; doktorluk, mühendislik, öğretmenlik gibi.
İlginçtir ki onlar da mutsuz!
Durumu abarttığımı düşünen olursa üniversite sınavı sırasında dışarıda bekleyen aileleri, Kur’an okuyan anneleri hatırlayın.
Sanki savaş meydanına evlat uğurlanıyor.
Koskoca bir yılın emeği saatler içinde sonuca bağlanıyor ve de toplumun tutumu nedeniyle durum travmaya dönüşebiliyor.
Belli ki Amerika’da üniversite okumak tabulaştırılmamış…
***
Tabii şuna dikkat edelim:
Hiç çalışmayanla, emek veren arasında eleyici bir sisteme de kesinlikle ihtiyacımız var.
Burada kastedilen soruların giderek daha zor olması, ‘Yeni Nesil Soru’larla bir neslin feda edilmesi.
Paylaşımın altındaki yorumlara da baktım.
ABD’de sınavın formalite olduğunu ve okumanın çok pahalı olduğu vurgulanmış.
Doğrudur, bizde devlet üniversitelerinde okumak ücretsiz.
Ancak başka bir şehirde okumanın, barınmanın ne kadar pahalı olduğunu da tartışamayalım istersiniz!
Tepkiler arasında şu da dikkatimi çekti:
“Ülkemizde üniversite sınav soruları eğitimin kalitesini temsil etmiyor çünkü soru tipini ezberliyorsunuz ve sınavdan sonra unutuyorsunuz. Bütün ile bağlantı kuran, kalıcı, uygulamaya dönen bir eğitim yok. Gerçek hayata uyarlanamayan bilgilerin ne önemi var, hepsi buharlaşıp gidiyor. Ve öğrenciler robot gibi yıllarca ezber yapıyor…”
Liste o kadar uzun ki linç kültürünü devreye sokarak milliyetçilik taslayan da var, bizdeki sistemin dünyadaki en zoru olduğunu söyleyen de…
Yani herkesin geleceğini ilgilendiren bir konu hakkında bile ortak paydada buluşulamıyor.
***
Daha fazla söze gerek yok.
Gerçek şu ki, bilişim ve teknoloji alanında çalışmalarıyla tanınan Gazeteci-Yazar Serdar Kuzuloğlu’nun bir videoda aktardığı Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun dizelerindeki dram devam ediyor:
“…Oğlum Mernuş
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun...”