Bağımlılıkla mücadele kapsamında o kadar çok kurulan STK ve dernek var ki harcanan çabayla sonuç arasındaki tutarsızlık beni şaşırtıyor.
Bir şeyler ya eksik ya da yanlış yapılıyor!
Tabii öncelikle bağımlılığın ne olduğunu tanımlamak gerek:
Kişinin kullandığı madde, nesne veya yaptığı bir davranış üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve zarar gördüğünü bilmesine rağmen buna devam etmesidir.
Konu açılınca herkesin aklına önce uyuşturucu maddeler geliyor, bunu alkol izliyor ama mücadele kapsamında sigara da var.
Belirtiyorum çünkü ‘sigara içmek’ çok normalleştirildi.
Ekmek, su gibi vazgeçilmez tüketim ürününe dönüştü.
Eskiden konuştuğumuz yaş kitlesi 20’lerden başlıyor ve yükseliyordu.
Şu anda ilkokul sıralarına kadar düştüğü ifade ediliyor.
12-13 yaşında çocuklar okul giriş ve çıkışlarında gizli gizli sigara içiyor.
Bazen de aleni bir biçimde, hiç çekinmeden ellerinde sigarayla dolaşıyorlar.
Uyarıda bulunmak mümkün değil; “Sen kimsin, annem babam bana karışamıyor” diye cevap veren de var, “Bu benim özgürlüğüm” diyerek çıkışan da…
Bir nesil ailesinden, öğretmenlerinden, çevresinden utanırdı.
Şimdi bu da değişti…
***
Soruna çözüm için elimizde bir yasaklar kaldı, dozu her geçen gün artırılıyor ama işlerliği tartışılır.
Gelişmelerin 2. perdesi ise şöyle:
Türkiye’de 2015’ten sonra doğanlara ömür boyu sigara satışı yasaklanacak!
Paketler de yeniden düzenlenecek.
Bu iyi bir adım fakat unutulan bir şey var.
Yalnızca gençleri değil tüm sigara tüketici gruplarını kapsayan gerçek şu ki çoğunluk sarma ya da kaçağa yönelmiş durumda.
Gelen zamları bahane göstererek bağımlılığın sınırlarını zorlayanlara selam olsun…
Peki, bundan sonra neler olacak?
Haberlerde Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Toker Ergüder’in görüşüne yer verilmiş.
Ben de alıntı yaparak sizinle paylaşmak istiyorum.
***
Yeşilay Bilim Kurulu üyesi de olan ve ekim ayında TBMM'ye getirilmesi öngörülen yeni kanun teklifi hazırlıklarına ilişkin çalışmalarda yer alan Ergüder, dünya genelinde 1,2 milyar kişinin sigara kullandığına dikkati çekti.
Her yıl yaklaşık 7 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini belirten Ergüder, Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Tütün Kontrol Çerçeve Sözleşmesi'nin yürürlüğe girmesinin ardından birçok ülkede tütün kullanım oranlarının düştüğünü belirtti.
Dünyadaki genel düşüş eğilimine karşın Türkiye'de tütün kullanımında yeniden artış görüldüğünü vurgulayan Ergüder, kadınlar ve gençler arasındaki kullanım oranlarına işaret etti:
“Kadınlarda artış yüzde 40-50 civarında. 15-24 yaş grubu kadınlarda ise kullanım oranı yüzde 90'ı aşmış durumda!”
Veriler çok korkunç. Bireysel kararların aslında toplumu da yakından ilgilendirdiğini kimse göremiyor. Artan hastalıkların, devlette yani aslında toplumda bir yük oluşturduğu kısmıyla ilgilenen yok.
***
Sağlık Bakanlığı’nın yaklaşık 1 yıldır üzerinde çalıştığı yeni kanun teklifinin ekimde Meclis'e sunulacağını söyleyen Ergüder, “Bizim ülke olarak yeniden bir silkelenmeye, politikaları gözden geçirmeye ihtiyacımız var” diye konuştu ve taslaktaki ikinci en önemli düzenlemeye de değindi:
2040 yılından sonra Türkiye'de tütün ürünlerinin üretimi ve satışı kökten yasaklanıyor!
Ütopya gibi duruyor ama hep birlikte yaşayıp, göreceğiz…
Kapalı alanlar için düzenleme geldiğinde, kimse inanmamıştı ama yıllardır geçerliliğini sürdürüyor.
Üstelik gündemde lokantaların açık alanlarına da yasak geleceği belirtiliyor.
Ergüder, şu bilgileri de paylaştı:
“Parklarda, bahçelerde, kamu binalarının bahçelerinde bununla ilgili dışarıdan görünmeyecek şekilde sigara içme alanları oluşturulacak.
Sigara içmek isteyenler, orada sigara içebilecek. En önemlisi, çocuklar ve gençler artık kimsenin sigara içtiğini görmeyecek."
***
İsyan edecekler muhakkak çıkacaktır ama taslağı iyi bir gelişme olarak değerlendiriyorum.
Bakalım uygulamalar, bağımlılık oranlarında düşüş sağlayacak mı?