8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken, gündem de buna göre şekilleniyor. Bursa’da çalışmalarıyla ses getiren çok sayıda STK ve dernek bu doğrultuda etkinlikler düzenliyor, ‘kadınların varlığını’ tabir-i caizse haykırmak için mücadele ediyor.
Böyle zamanlarda TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Çetin Öztürk’ün
‘İş hayatında kadın olmanın avantaj ve dezavantajları nelerdir?’ soruma verdiği yanıtı hatırlıyorum:
“Aslında bu soru hiç olmamalı!
İş hayatı herkes için aynı anlamı kapsamalı.
Erkek ve kadın için aynı zorluklar, aynı avantajlar ve dezavantajlar olmalı.
Cinsiyet eşitliği için hâlâ 134 yıla ihtiyaç var…”
***
Bazı konu başlıkları popülerleştiği için olsa gerek hepimiz aynı ifadeleri kullanıyor; toplumsal bilinçaltına aynı mesajı gönderiyoruz.
Bunlardan biri kadınların sosyal ve iş hayatında var olabilmeleri için sürekli mücadele etmesi gerekliliği.
Sanıyorum artık cümlelerimizde güncelleme yapmamız lazım!
Bu nedenle de Bursa Nilüfer Lions Kulübü’nün ev sahipliğinde, Türk Medeni Kanunu’nun kabulünün 100. yılı vesilesiyle Club Altın Ceylan’da düzenlenen etkinliğin konuğunu şu şekilde anons edeceğim:
Kadınların başarı yolculuğunda sembol isimlerden olan Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü gecenin konuşmacısıydı.

Yoğun ilgi gören organizasyonun katılımcıları arasında; TÜGİAD Bursa Başkanı Kerem Kahveci, KALDER Bursa Başkanı Serkan Ürkmez, TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Ülfet Öztürk, Kalbim Seninle Derneği Başkanı Sebla Pamir Güler, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’in eşi Nuray Özdemir de vardı.
Gecenin en önemli gelişmesi şüphesiz, Kalbim Seninle Yardımlaşma Derneği aracılığıyla Hatay’da depremden etkilenen çocuklar için tasarlanan anaokulunun yapımında kullanılmak üzere 500 bin liralık bağış toplanması oldu.
***
BUİKAD Yönetim Kurulu Başkanı ve Bursa Nilüfer Lions Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Şeyda Şençayır yaptığı açıklamada; Cumhuriyetin sadece bir yönetim biçimi olmayıp, toplumsal cesaretin temelini oluşturduğunu belirterek, 17 Şubat 1926’da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun ise bu cesaretin en güçlü adımlarından birini teşkil ettiğini vurguladı ve ekledi:
“Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk kadınına yalnızca hak değil, onurlu bir kimlik kazandırdı. Bugün bizler, o vizyonun 100 yıl sonra hayatımıza nasıl yön verdiğini konuşmak için buradayız. Sadece bir söyleşi için değil, aslında bir kazanım yıldönümünde hep birlikte tek güç olarak bir aradayız!”
Açıklamasının ardından Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü ile gerçekleştirilen sohbetin moderatörü olan Şençayır hepimiz adına soruları yöneltti.
Tabii ki ana başlıklar; Türk Medeni Kanunu, kadınların kazandığı haklar ve kendi hayatından kesitlerdi.
17 Şubat 1926'da kabul edilen Türk Medeni Kanunu’nun, kadınlara evlilikte resmi nikâh zorunluluğu ve tek eşlilik, eşit miras hakkı, boşanma hakkı, mahkemelerde şahitlik eşitliği, istedikleri mesleği seçme gibi temel haklar getirdiğini ifade eden Güllü, kanun ile Türk kadınının bağımsız birey olmasının sağlandığını dile getirdi.
Acı olan şu ki yanlış yönlendirmelerle ya da hiç bilmemekle ilgili sıkıntılar yaşanıyor.
Neyi, nasıl kazandığını bilmeyenler haklarına sahip çıkma konusunda da sessiz kalıyor.
Sokak röportajlarında ağlanacak halimize güldüğümüz yanıtları hatırlayın…
Bazıları seçme ve seçilme hakkının kendilerine yeni verildiğine inanıyor ve bazıları da hâlâ gelenekler nedeniyle asla boşanamayacaklarını düşünüyor.
Tam bu noktada etkinliklerin halka yayılması gerektiğini hep dile getiriyoruz. Farkındalık çalışmalarına katılanları gözlemleyecek olursanız; eğitim seviyelerinin ve sosyo-ekonomik imkanlarının yüksek olduğunu görürsünüz.
Çalışmalar kendi içinde sınırlı kalırken, topluma nasıl yayılacağı konusu hâlâ belirsiz.
***
Atatürk’e lâyık olabilmek için çok çalışmaları gerektiğini de vurgulayan Güllü sözlerini şöyle devam ettirdi:
“Kadınlarımızın siyasette, iş dünyasında ve diğer toplumsal alanlarda gerektiğince temsil edilemediği gerçeği ise yaşanılanlarla sabittir. Bu döngünün mutlak surette aşılması gerekmektedir. Toplumsal alandaki görevlendirmelerde kadına pozitif ayrımcılık uygulanmalı, karar mekanizmalarında kadına aktif görevler verilmelidir.”
Şiddete de parantez açarak:
2025 yılında 392 kadının şiddet kurbanı olduğu ve 200’den fazla çocuğun ise istismara uğradığı bilgisini paylaşarak, sorunun köklü çözümü için caydırıcı cezalar gerekliliğinin altını çizdi.
Türk Medeni Kanunu ile kadınların haklarının güvence altına alındığını ancak kanunun tanıdığı haklardan yararlanma konusunda sorunlar yaşandığını belirten Güllü, söz konusu sorunun aşılmasının, sosyal hayatta ve siyaset kurumunda kadınlara daha fazla söz hakkı verilmesinden geçtiğini de sözlerine ekledi.
***
Peki, ne zaman tüm bu sınırları aştığımızı konuşabileceğiz?
Korkarım ki TÜMKAD Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk haklı; cinsiyet eşitliği için önümüzde daha 100 yıldan fazla var…