Hava Durumu

STK’ları kısır gününe bekliyoruz…

Yazının Giriş Tarihi: 01.09.2026 00:07
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.09.2026 00:07

Geçen hafta, görüş alıp aktarmak istediğim bir konu vardı.

Olayı öğrendiğim andan itibaren ‘cinsiyetçilik’ hakkında onlarca cümle kurdum zihnimde.

Öfkelendim, söylendim; Türkiye’de yıkılmayan, yıkılamayan zihniyet için kadın derneklerinin temsilcilerine ulaşmaya çalıştım.

Hatta bu defa yaşanılan kendi meslektaşlarımı doğrudan ilgilendirdiği için çok daha özendim.

Yerel ile sınırlı kalmayayım diye ulusalda bazı STK’ların başkanlarını aradım.

Gerçi sarf edilen cümlelerden sonra çoktan hepsinin açıklama yapmış olması gerekirdi.

Haberi ya duymadılar, görmediler ya da önemsemediler!
Belki de hepimiz alıştık; nitekim özür kısmı ‘şaka yapmıştım’ diye geldi.

Peki, ne oldu?

Baştan başlayalım…

***

Polemik yaratmamak adına yalnızca olayı paylaşacak, isimlere yer vermeyeceğim:

Bir futbol takımının teknik direktörünün, basın toplantısında kadın gazetecilere yönelik sözleri tepki gördü.

Teknik direktör, salonda bulunan gazetecilerin çoğunun kadın olduğunu görünce; “Daha önce bir basın toplantısında bu kadar bayan görmemiştim” dedi. Sözlerine; “Bilsem kısırımı da altınımı da alırdım, gün yapardık” diye devam etti. Son olarak, “Sizde şimdi soru da yoktur” diyerek skandalını tamamladı.

Olaydan hemen sonra Muğla Barosu Kadın Hakları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Komisyonu ile Menteşe Kadın Platformu ve Bodrum Gazeteciler Cemiyeti tepkilerini kamuoyu ile paylaştı.

Sosyal medyadan gelen tepkiler üzerine futbol takımının yönetimi:

“Teknik direktörümüz, organizasyon sırasında kadın basın mensuplarının yoğun katılımına dikkati çekmiş; daha önce görev yaptığı hiçbir şehirde bu kadar fazla kadın gazetecinin bir arada bulunduğu bir ortamla karşılaşmadığını belirterek, bu tabloyu son derece güzel ve değerli bulduğunu ifade etmiştir. Söz konusu ifadenin; öncesinde dile getirilen olumlu sözler, konuşmanın gerçekleştiği samimi ortam ve espri amacı tamamen göz ardı edilerek maksadının çok dışında bir noktaya çekilmesi, teknik direktörümüzü çok üzmüştür.”

***

Yaşanan tartışmaların ardından yazılı bir açıklama yapan teknik direktör; çok sayıda spor muhabirinin bulunmasından dolayı memnun olduğunu belirterek;

"Son iki gündür özellikle sanal medyada yayılan ve şahsımı hedef alan yorumlara dönüşen paylaşımlar nedeniyle konuya açıklık getirme gereği duydum.

20 Ağustos Perşembe günü, takımımızın kahvaltı organizasyonuna katılan basın mensuplarının röportaj talebi üzerine yanlarına gittim.

Röportaj kaydı başlamadan önce gerçekleşen samimi sohbet sırasında, takımı takip eden çok sayıda kadın spor muhabirinin bulunmasından duyduğum memnuniyeti dile getirdim.

Sohbet esnasında, 'Şimdi soru yoktur, beni sıkıştırmazsınız' anlamında bir ifade kullandım; devamında ise 'Olmazsa gün yapar, kısır yeriz; yalnız altınım yok' şeklinde bir cümle sarf ettim. Ardından röportajımızı gerçekleştirerek basın mensuplarına teşekkür edip yanlarından ayrıldım. Bu kısa sohbetin bağlamından koparılarak kadınlara yönelik ayrımcı, küçümseyici veya hakaret içeren bir konuşma şeklinde yansıtılması beni derinden üzmüştür” dedi.

Hayatı boyunca kadınlara ayrımcı, küçümseyici bir yaklaşım içerisinde olmadığını da sözlerine ekledi.

***

Bir şekilde tartışma özürle kapandı.

Ancak benim aklımda ulaşmaya çalıştığım ve ‘bu konu hakkında yorum yapmayalım’ diyen kadın dernekleri kaldı.

Elbette elimde derneklerden oluşan uzun bir liste var.

Hepsini arasam illaki yorum yapacak birileri karşıma çıkardı ama ben ulusaldan görüş alma niyetimden sonra, aldığım cevapla yönümü değiştirdim.

Bir alanda farkındalık yaratabilmek için her özel günde meydanları dolduran binlerce insanın, her birisinin bir fikri vardır.

Ve hepsi de sürekli dile getirilen ‘ayrımcılığa, cinsiyetçiliğe’ karşı tepki cümleleri kurabilir.

Fakat karşıda makamı, ünvanı olan biri olduğunda geri adım atarak, “Bu tip konular hakkında konuşunca polemik oluyor, biz hiç bulaşmayalım” demek verdikleri mücadelede samimiyetsizlik olarak algılanıyor.

Daha da vahimi bazı kadın dernek temsilcileri, olayı hiç duymadıklarını dile getirirken, “Sen yaz, biz seni destekleriz” diye de saklanmayı tercih etti.

Demek ki ülkedeki korku iklimi sebebiyle herkes bir şekilde düşüncesi, söylemi nedeniyle soruşturma geçireceğini düşünüyor.

O halde nasıl STK ruhu yaşatılıyor?

Her geçen gün sayıları artan yardımlaşma kurum ve kuruluşları hakkında şüphe duyar olduk. Kahvaltı, yemek, piknik ve kutlama yapmak dışında bir icraatları bulunmayanlar neden yer kaplıyor?

Kişi, şaka yaptı ya da yapmadı; ben ulaşamadığım dernekleri aklıma taktım; kadın gazetecilerden de yeterince ses çıkmadığına göre belki de sorun yok, ben yanıldım!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.