Hava Durumu

Su’dan bir sebebimiz var…

Yazının Giriş Tarihi: 24.01.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.01.2026 00:08

Huzursuzluğumuzun Su’dan bir sebebi var!

Siyasete alet edilmeyecek kadar önemli, söylemlerde bırakılamayacak kadar acil, ‘beni ilgilendirmez’ denilemeyecek kadar geniş kapsamlı…

Geçen yaz çok zor geçti; can havliyle kendimizi kışa attık ama dert bir değil, iki değil!

Şişen faturalardan mı başlamalı, aylar sonra yine kavrulacağımız günlerin şimdiden verdiği sıkıntıdan mı?

Şehrin yöneticileri bilimsel açıklamalara değinerek ‘bir şey yapılmalı!’ diyor.

Ne tesadüftür ki vatandaşın da talebi aynı.

İlk adımın ne olduğu halbuki çok belli:

Suçlu aramayı bırakıp, harekete geçmek!
Zira çekişmeler arasında olan yine Bursalılara oldu; suya gelen zamla emekli maaşına gelen -gelmiş gibi yapılan- tutar da uçtu gitti.

Siyasetin çekişmekten kıvanç duyan ruh hâli, popülizm sarmalındakileri de yakalamış olacak ki şu ifadeyi duyuyorum:

“Siz önce elektriğe, doğal gaza bakın.”

Kalem kalem bizi soyup soğana çeviren harcamaları yarıştırmak mı amacımız?

Yoksa ihtimaller arasından kötünün iyisine tutunup, insan gibi yaşamayı başarmak mı?

***

Dün sabah Bursa Belediyeler Birliği; İklim Değişikliği Başkanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ), Bursa Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (BUSKİ) ve Bursa Mimar Mühendisler Grubu iş birliğinde ‘Bursa Sürdürülebilir Su Yönetimi Çalıştayı’ düzenlendi.

Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, Orman ve Su İşleri eski Bakanı Veysel Eroğlu’nu da ağırladı.

Açılış konuşmalarında belediye başkanları arasındaki tatlı atışmalar gündemdeydi.

Ancak karşılıklı ‘su kesintilerinin suçlusu’nu arama imalarından öte önemli olan Başkan Yılmaz’ın,

“Önümüzdeki dönemde bizi nelerin beklediğine dair yayınlanan raporlarda ülkemizin su kaynakları yüzde 25 azalırken, su tüketiminde yüzde 50 artış olacağı belirtiliyor.

Su olmadan; sofrada ekmek, sağlık, üretim, enerji, teknoloji kısacası yaşam olmaz! Bu ve bunun gibi çalıştaylarda amaç yalnızca toplantı yapmak değil sonuç üretmektir. Çıkan sonuçları raflarda bırakmayacağız!” açıklamasıydı.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ise “Biz de olanların farkındayız. Ancak sadece yerel yönetimlerle değil genel yönetimle çözülür bu sorunlar. Dünya iklim krizinin içinde. Dünya meteoroloji verilerine göre 2050’de beklenen sıcaklığa 2025’in yazında ulaştık. Bu beklenen kötü tablonun 25 yıl önce gerçekleşmiş olması demektir” diyerek sözlerini sürdürdü…

‘Kim kime ne söylemiş’ bölümü her zaman daha çok dikkat çekiyor, farkındayım.

Ama ben polemikten uzak bilimsel kısma değinmek istiyorum.

Zira kişiler değil bizim yaşayacağımız sorunlar ebedi!

İlk oturumda ‘İklim Değişikliğine Uyum Kapsamında Su Kaynakları Yönetimi ve Bilim Temelli Yaklaşımlar” başlığını, İklim Değişikliğine Uyum ve Yerel Politikalar Daire Başkanı Ömer Öztürk sundu.

Öztürk, 2100 yılına kadar küresel sıcaklık artışının:

İyimser senaryoda 2,5-3,5 °C,

Kötümser senaryoda 5 °C’a ulaşacağını vurguladı.

Türkiye’de bu değişimin doğuracağı sonuçlar; ekosistemin bozulması, deniz seviyesinin yükselmesi, sel, fırtına ve kuraklık gibi ekstrem hava olaylarının artması, orman yangınları, tarımsal zararlar ve kuraklık, soğuk hava dalgası şeklinde sıralanıyor.

Zaten bir çoğunu deneyimlemeye başladık.

Ne yazık ki hiçbir şeye hazır olmadığımız gibi önleme adına da kitlesel olarak bir mücadele söz konusu değil.

Bursa’da da olduğu gibi zirai don büyük tehlike; tıpkı söndürülemeyen orman yangınları gibi.

Sunulan fotoğraflarda kuraklığın ağır tablosu da vardı; Meyil Obruk Gölü gibi…

Tüm bunları küresel ısınmaya bağlamak en büyük gaflet.

Zira Türkiye’nin en büyük tatlı su gölü olarak bilinen Konya ve Isparta sınırları içindeki Beyşehir Gölü, ilkim değişikliğine ek olarak bilinçsiz tarımsal sulama nedeniyle 300 metre çekilmiş halde.

***

Uludağ Üniversitesi’nden Prof. Dr. Sıddık Cindoruk’un ‘Kuraklık Senaryoları ve İklim Projeksiyonları’ sunumu başka bir bakış açısı kazandırdı.

En kötüye değil, kötünün iyisine odaklanmayı hareket noktası olarak belirleyen Cindoruk; sera gazı emisyonlarının düşürülmesi, yenilenebilir enerjiye geçiş, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretimden bahsetti.

Ve ‘nano iklim’ kavramının literatüre kazandırılması için çalıştıklarını belirtti.

Bunu basit şekilde örneklendirerek; son dönemde sosyal medyada da ilgi gören yağış şeklini aktardı. Aynı yerde bir noktaya yağmur yağarken, diğer noktaya damla bile düşmemesi nano iklimin eseri.

***

Tüm bunlar başlangıç…

Kıyamet filmlerinin ilk sahneleri gibi!

Uğraştığımız dertler, eğer gerekli adımlar atılmazsa sıradanlaşacak.

Huzursuzluğumuzun Su’dan sebebi varken bence harekete geçmenin tam zamanı!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.