Hava Durumu

Türkiye okuduğunu anlamada sınıfta kaldı!

Yazının Giriş Tarihi: 12.06.2026 00:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.06.2026 00:08

Ülkemizdeki sınavlarda ‘yeni nesil sorular’ın; okuduğunu anlamaya yönelik olduğunu görüyoruz. Öğrencilerin başarısı buna bağlı olarak düşerken NLP Uzmanı Valit Aslankol çarpıcı bir veri paylaştı: “OECD’ye göre Türkiye'de karmaşık metinleri sentezleyip üst düzey problem çözebilen yetişkinlerin oranı yalnızca yüzde 0.5 civarında!”

Haziran ayı boyunca gündemimde ağırlıklı olarak yer alan konular sınavlar, eğitim sistemi ve öğrencilerin durumu.

Son dönemde ‘okuduğunu anlama’ya yönelik geliştirilen yeni nesil sorularla ilgili çok sayıda şikâyeti duyuyor; uzmanlardan da görüş alıyoruz.

İlginç bir veriyi de paylaşmak istiyorum:

Türkiye, çocuklara kitap hediye etme alışkanlığında 180 ülke arasında 140. sırada yer alıyor ve genel anlamda Türk insanının ihtiyaç listesinde, kitap okumak 235. sırada bulunuyor.

Sosyal medyada saniyeye düşen dikkat ve odaklanma başarıyı yakından ilgilendiriyor.

Ne yazık ki çoğunluk okumuyor ya da okusa bile yeterince, doğru anlamıyor!
Bu noktada ‘hızlı okuma ve anlama’ teknikleri daha da önem kazanıyor.

‘OVA5’ projesini bunun için geliştiren NLP Uzmanı Siber Güvenlik Farkındalık Eğitmeni Valit Aslankol ile bilinçli ve okuyan bir toplum yolculuğundaki yerimizi konuştuk.

Faydalı olabilmesi ümidiyle…

SÜREKLİ ÖLÇÜM

OVA5'in hızlı okuma eğitimlerini çevrim içi ve herkesin erişebileceği bir yapıya dönüştürme hedefi bulunuyor. Platform hakkında ayrıntılı açıklama paylaşır mısınız?

OVA5; hızlı okuma, hafıza teknikleri, dikkat geliştirme, NLP, koçluk, duygu yönetimi, siber güvenlik farkındalığı, dijital vatandaşlık, kişisel veri güvenliği ve güvenli dijital yaşam alanlarında yıllardır yürüttüğümüz çalışmaların bir çatı altına toplanmış hâlidir. Yaklaşık 14 yıldır bu alanlarda; 12 yıldır ise siber güvenlik farkındalığı, dijital güvenlik ve güvenli internet kullanımı alanlarında vermekte olduğum eğitimlerin dijital ortama aktarılmasıdır.

Ölçemediğiniz bir şeyi geliştiremezsiniz. Sistem, sürekli ölçüm ve gelişim takibi mantığına dayanmaktadır. Bunun için eğitim sürecinin tamamına yayılmış bir gelişim takip sistemi algoritması geliştirilmiştir.

Çalışma mantığımız; NLP teknikleri ile zenginleştirilmiş hızlı okuma ve hafıza teknikleri eğitimlerimizi web üzerinden kişilerin kendi kendilerine eğitimlerini alabilmeleri ve gelişimlerini takip edebilmeleri.

ÖĞRENME PERFORMANSI

Geliştirdiğiniz OVA5 projesi nasıl bir ihtiyacın sonucunda ortaya çıktı? Bu sistem kullanıcılara geleneksel okuma eğitimlerinden farklı olarak ne sunuyor?

Yıllar boyunca velilerden ve eğitimcilerden aynı cümleyi duydum:

"Çok zeki ama çalışmıyor."

Aslında bu cümlenin altında başka bir gerçek yatıyor.

İnsanların büyük bölümü potansiyel eksikliği yaşamıyor; potansiyelini performansa dönüştürmekte zorlanıyor. Okuma hızının düşük olması, dikkat dağınıklığı, çalışma alışkanlıklarının yetersizliği, dijital dikkat dağınıklığı ve motivasyon problemleri birbirini besliyor. OVA5 bu nedenle sadece okuma hızını artırmaya değil, öğrenme performansını geliştirmeye ve bu sayede de potansiyeli performansa dönüştürmeye odaklanıyor.

DİKKAT YÖNETİMİ

Türkiye'nin okuma alışkanlıkları konusunda bugün en büyük sorunu sizce nedir? Önümüzdeki 10 yılda daha bilinçli ve okuyan bir toplum için hangi adımların atılması gerekiyor?

Bence temel sorun hem okuma hem de nitelikli okuyamama sorunudur.

Bugün insanlar tarih boyunca hiç olmadığı kadar çok metin görüyor.

Telefon ekranları, sosyal medya gönderileri, haberler, mesajlar, yorumlar... Sorun bilgiye erişememek değil. Sorun bilgi arasında anlam kuramamak! Birçok kişi günde binlerce kelime görüyor ancak bunların çok azı üzerinde düşünüyor. Önümüzdeki 10 yılda eğitim sistemimizin yalnızca bilgi aktarmaya değil; anlama, yorumlama, eleştirel düşünme ve dikkat yönetimine daha fazla odaklanması gerektiğini düşünüyorum.

METİN TÜKETME EĞİLİMİ

Sizce günümüzde insanlar gerçekten okuyor mu, yoksa sadece metin tüketiyor mu? "Gerçek okuma" kavramını nasıl tanımlıyorsunuz?

Bence büyük ölçüde metin tüketiyoruz. Gerçek okuma sadece gözün satırlar üzerinde ilerlemesi değildir. Gerçek okuma; anlam kurmak, sorgulamak, ilişki kurmak, çıkarım yapmak, düşünce üretmektir.

Bunu size teknik olarak anlatayım.

Dilimizde kurallı cümlelerde yüklem sonda bulunur. Yani aslında yüklemi görene kadar cümledeki anlam net olarak belirlenemez.

Örnek cümle: “Seni görmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki yokluğunda nefes almanın bile ne kadar zor geldiğini düşündüğüm günlerde en nihayetinde yanıldığımı anladım.”

Bu cümlede 23 kelime var. Yani beynimiz bu cümleden anlam çıkarabilmek için gözümüz 23 kez satır üzerindeki kelimenin birer birer resmini çekip beyne göndermek zorunda ve ancak yüklem gelince anlam tamamlanmakta. Cümlenin başındaki anlam tahmini ile cümle tamamlanınca çıkan bilgi tamamen birbirinden farklı.

Eğitimsiz bir göz okurken kelime kelime ve içinden seslendirerek okur. Cümlenin anlamını yapılandırabilmeniz için de kısa süreli hafızanızın ilk kelimeden itibaren yükleme kadar bu verileri tutabilmesi gerekir. Eğitimsiz bir bireyde kısa süreli hafıza birkaç saniyedir. O zaman bu cümleyi anlayabilmek için ya iki kez okuyacak ya da aklında kalan birkaç kelimeyi yeterli görüp eksik bir anlam çıkararak metne devam edecek.

Peki, bu bir kitap ise ne olacak?

Bu bir ders notu ise ne olacak?

İşte bu metin tüketmedir. Toplum olarak okuduğumuzu anlayamama veya sınavda öğrencilerin paragraf sorularına tekrar tekrar dönmesinin nedeni de budur. Okuma gerçekten üzerinde kafa yorulması gereken bir eylemdir sadece harfleri ve kelimeleri tanımak değil, anlamı yapılandırabilmektir. Ancak bu şekilde gerçekten okumuş olursunuz.

MERAK, ÖĞRENME MOTORUDUR!

Nitelikli okuma ile niteliksiz okuma arasında nasıl bir fark var? Bir kişinin okuma alışkanlığının kalitesini belirleyen unsurlar nelerdir?

Nitelikli okuma kişinin metinle zihinsel ilişki kurduğu okumadır. Metni sorgular, karşılaştırır, kendi yaşamıyla ilişkilendirir, yeni sonuçlar çıkarır.

Okuma, anlama ile tamamlanan bir süreçtir.

Süreç ise önce okuma amacı ve okuma hedefi belirlenerek başlar.

Ne için okuyorum?

Zaman geçirmek için mi, kafam dağılsın diye mi, uykum gelsin diye mi yoksa bu metni öğrenmek için mi?

Amaç belirledim.

Sırada hedef var.

Ne kadar okuyacağım?

İnsan zihni sınırları belirlenmemiş işlerde en az enerji harcama prensibine göre o işe yeterince kaynak -dikkat, enerji, motivasyon vb. ayırmaz.

Şimdi bir grup insanı karşıma alıp desem ki hadi koşu yarışı yapıyoruz; 1-2-3 başla…

İnsanlar ne der?

Nereye kadar koşulacak veya ne kadar süre koşulacak?

Hedefi belli değilse enerjisini nasıl ayarlayacak?

Beyin bunu bilmek ister. Onun için okuma hedefini sayfa veya süre olarak belirlemek yarar sağlar -30 sayfa, 40 dakika gibi-.

Bakın daha okumaya başlamadık bile, devam ediyoruz…

Sonra İSOAT’a geçilir.

İ-(İzle) bu aşamada metni (kitabı) ön okuma ile inceliyoruz. Başlık, bölüm başlıkları, kabaca konusu, mantığı, bakış açısı, zaman dilimi vb.

S-(Sor) zihin yarım kalmış işlere daha fazla kaynak ayırır (Zeigarnik etkisi). Kitabın konusunu, başlıklarını kendinize soru olarak sorun ki zihin metinde cevapları arayacaktır. Merakı harekete geçirirsiniz. Merak, öğrenme motorudur.

O-(Oku) ikişer üçer kelime gruplarını görerek (eğitim sonunda tabi)

A-(Anlat) okuduklarını birine veya kendi kendine sesli olarak anlat.

T-(Tekrar Et) aynı gün içinde tekrar edilmeyen bilgilerin yüzde 60-80’i unutulur.

Niteliksiz okuma yukarıdakilerin yapılmaması durumunda ve kişinin bu alanda doğal bir yeteneği yoksa yapılan diğer okumaların tamamını kapsar.

Harcadığınız efor, aldığınız bilgiye değmiyorsa verimsizdir.

Aynı mantıkla ne kadar emek verirseniz o kadar bilgi alırsınız.

Önemli olan çok çaba sarf etmek değil bilinçli çaba sarf etmektir!

HAZIRBULUNUŞLUK ÇAĞI

Çocuklarda ve gençlerde kalıcı bir okuma alışkanlığı oluşturmak için ailelere ve eğitimcilere en önemli tavsiyeleriniz neler olur?

Okuma, biyolojik olarak beyin yapısını değiştirir yeni nöral yollar oluşturur ki buna hazırbulunuşluk deriz. Onun için erken yaşlardan itibaren düzenli okuma alışkanlığının edinilmesi önemlidir. Okuma, boş zaman etkinliği değildir. Yemek yemek veya uyumak nasıl ki zaman ayrılması gereken işlevler ise okumayı da bu kategoriye koymak başlangıç noktasıdır. Çocuklar dediklerinizi değil yaptıklarımızı referans alır. Çocukların yalnızca akademik gelişimlerine değil;

Duygu okuryazarlıklarına, İletişim becerilerine, Dikkat yönetimlerine, Dijital farkındalıklarına da yatırım yapılmalıdır.

ÖNEMLİ:

Dijital bağımlılığa karşı dikkatli olunmalıdır. Sigara, alkol, narkotik maddelerdeki bağımlılığın nörolojik yapısı teknoloji bağımlılığı ile aynıdır ve bir bağımlılık diğer bir bağımlılığa zemin hazırlar. Okuma alışkanlığı bu noktada çok kıymetlidir!

AVRUPA’NIN GERİSİNDEYİZ!

Dijital çağda dikkat süresinin kısaldığı sıkça dile getiriliyor. Sosyal medya ve kısa içerik alışkanlıkları okuma becerilerini nasıl etkiliyor?

Ülkemizde eğitim sistemi daha çok ezbere ve sınav başarısına (LGS, YKS vb.) dayalıdır. Bu durum analitik düşünme, eleştirel okuma ve problem çözme gibi üst düzey becerilerin gelişimini yavaşlatmaktadır. Örneğin, OECD verilerine göre Türkiye'de karmaşık metinleri sentezleyip üst düzey problem çözebilen yetişkinlerin oranı yalnızca yüzde 0.5 civarındadır (OECD ortalaması yüzde 10.6).

Okuma Kültürü ve Alışkanlıkları

Kuzey Avrupa: Okuma, bu ülkelerde bir yaşam kültürüdür. Çocuklar erken yaşta kütüphane kartı sahibi olur. Finlandiya ve İsveç gibi ülkelerde nüfusun ezici bir çoğunluğu düzenli olarak kitap okur ve kütüphaneleri aktif kullanır. Türkiye: Kitap okuma oranları düşüktür. TÜİK verilerine göre Türkiye'de son bir yılda en az bir kitap okuyanların oranı yaklaşık yüzde 31 seviyesindedir.

OKUMAKTAN DAHA FAZLASI

Kalıcı okuma alışkanlığı edinemeyenler hatayı nerede yapıyor?

Koşma alışkanlığınız yoksa ve ara ara çok hızlı koşulması gerekiyorsa her koşu sonrası ciddi bir bedel ödersiniz. Kalp sıkışması, nefes nefese kalma vb. Düzenli egzersiz yaparak bedeninizi hazırlarsanız gerektiğinde rahatlıkla hızlı koşabilirsiniz. Okuma da bunun gibidir. Eğitimlerde “Ben hayatım boyunca ders kitapları hariç tek bir kitap okumadım” diyen katılımcılarla karşılaştım. Zihinsel ve nöral bir altyapı oluşmadığı için her seferinde (zorunlu okuma, sınav hazırlığı vb.) bilişsel ve psikolojik bedel oluşuyor. Yorgunluk, bıkkınlık, umutsuzluk gibi. Bu nedenle okumak, okumaktan fazlasıdır. OVA5 hızlı okuma sistemi bu yaklaşımı esas alır.

GELİŞİM YOLCULUĞU

Eklemek istedikleriniz var mı?

Bir toplumun gücü yalnızca teknolojik yatırımlarıyla veya ekonomik göstergeleriyle değil; kurallara uyma, sorumluluk alma, öğrenme isteği ve yaşam boyu gelişim kültürüyle de ölçülür.

Bu nedenle eğitim yalnızca okul sıralarında verilen bir faaliyet değil; hayatın her alanında devam eden bir gelişim yolculuğudur. Hepimizin kendi bilgi, deneyim ve uzmanlık alanımız doğrultusunda bu yolculuğa katkı sunma sorumluluğu bulunmaktadır!

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.