Hava Durumu

Unutulacak mı?

Yazının Giriş Tarihi: 17.04.2026 00:06
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.04.2026 00:06

İnsanlar yaşadıklarını unutuyor; geriye acısı kalıyor.

Başımıza gelenleri ilk günkü gibi hissediyor olsaydık, dünyaya katlanmak imkânsız olurdu.

Ama toplumumuzda bu acıya alışma süreci, tamamen unutmaya dönüşmüş durumda!

Hafıza kaybı boyutundaki duyarsızlaşmanın sonucu da tekrar eden ve asla ders çıkarılamayan vakalar olarak karşımıza çıkıyor.

Tıpkı son günlerde yaşadığımız okul saldırılarında olduğu gibi…

Yabancı filmlerde ‘okul baskın’ sahneleri meşhurdur; aklını kaçıran biri kolaylıkla temin ettiği silahı alır ve sınıflara girip önüne geleni öldürür, son anda rehin aldıklarıyla dışarda bekleyen polisleri tehdit eder, sonunda ya intihar girişiminde bulunur ya da vurularak etkisiz hâle getirilir.

Haberlerde gördüğümüz kadarıyla tam da böyle gerçekleşti olaylar…

Ama burası Amerika değil ve film çekilmiyor.

Dehşete düştük, öfke dolduk, morg kapısında bekleyen aileleri görünce de mahvolduk.

Bu acının üzerine söylenecek söz var mı?

Vaktinde alınmayan önlemlerin, olmayan güvenliğin vicdan azabı, vebali kimin?

***

Türkiye’nin dört bir yanından isyan cümleleri paylaşılıyor.

Gazeteciler de benzer ifadeleri tekrar ediyor.

Instagram ise bu çocukların ‘nasıl katile dönüştüğüne’ dair çeşitli varsayımlarla dolup taşıyor.

Peki, durum analizi yapmanın giden canları geri getirme ihtimali var mı?

Çocukları kurtarabilmek için kendisini siper eden öğretmenin eşini tüm bu analizler teskin eder mi?

Ne geldiyse başımıza toplumu modernleşme adı altında yeniden şekillendirmeye çalışanlardan geldi.

Aman, öyle davranmayın!

Sakın, evladınıza ‘hayır!’ demeyin; özgüvenini kırmayın!
Sonuç, bir önceki nesilden daha da mutsuz, içe kapanık, özgüvensiz bireylerin toplumun başına dert olmasından başka bir şey değil.

Nerede, nasıl bir psikolojik sorunu olan kişiyle rast geleceğimizi bilmiyoruz ya da iyi sandığımızın çekip bizi vurma ihtimalinden bihaberiz.

Şüphe, güvensizlik ve korku iklimi hepimizi çürütüyor…

***

En popüler söylemlerden biri dizilerin ve filmlerin olanların sebebi gösterilmesi.

Kabul, zaten defalarca bunlar konuşuldu, tartışıldı.

Reyting uğruna insanların bilinçaltı çöplüğe döndü.

Herkes birbirini suçladı ama hiç kimse bir şey yapmadı!
Kadın, hayvan ve çocuklara yönelik tüm şiddet olaylarında televizyon kanalları ve internet mecraları uzmanların yayınlarıyla doldu taştı.

Ne değişti?

Unutuldu, görmezden gelindi hatta devamlı bu konu hakkında görüş bildirilmesinin ‘şiddet’ kelimesinde tekrara yol açması nedeniyle daha da körükleyici olduğu uyarısı yapıldı.

O halde biri çıkıp mantıklı bir çözüm getirsin!
Suçluyu bulma yarışına girişmek yerine, masum kalmayı başaran çocuklar nasıl yetiştirilir, o öğretilsin.

Elbette herkesin acı ve öfkeden kaynaklı söyleyecekleri çok.

Ama bilirkişi gibi çıkıp suçlamalarda bulunmak mantıklı değil.

***

Dikkatimi çeken yorumlardan birini de paylaşmak istiyorum:

“Babası emniyet mensubu, annesi öğretmen.

Eğitim ile ilgili bir problemi olmasa gerek. O halde ne eksikliği vardı da böyle oldu?”

Soruda bir hata olduğunu düşünüyorum çünkü ne yazık ki fiiliyata dökülme fırsatı bulan bu katliamın bir plan dahilinde olduğunu kanıtlayan yazışmalar var.

Ve peşinden daha kaç bin çocuğun aynı yolda olduğu tespit edilmeye çalışılıyor.

Yani tek bir ailenin davranış şekliyle, sunduğu maddi-manevi imkânlarla bir ilgisi olmasa gerek.

İşin ucu dönüp dolaşıp kitlesel hataya çıkıyor.

Daha doğru çıkarımlar adına Klinik Psikolog Emir Keteci ile görüştüm.

Röportajımızı yarın paylaşacağım.

***

Eğitim kurumlarına yönelik gerçekleştirilen hain saldırılarda yaşamını yitiren öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet, ailelerine ve milletimize sabır diliyorum…

Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.