Bazı haberler tek satırla aktarılıyor ve de içeriğini araştırma huyumuz olmadığı için bu tek satıra kanıp, yolumuza devam ediyoruz.
Bu hataya düşmemek için gördüğümde beni heyecanlandıran haberi araştırmaya başladım.
Uzun süredir takip ettiğim bu içerik: Bulut tohumlama.
Sosyal medyada ve internet gazeteciliğinde kullanılan ilgi çekici ifadelerin odağı da bu konuydu ve başlık şöyleydi:
“ASELSAN’dan yapay yağmur hamlesi: Bulut tohumlama dönemi başlıyor.”
Peki, doğru mu?
Meteoroloji Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Feryal Biçkici, hem bu konu hakkındaki sorularımı yanıtladı hem de ‘kahincilik’ oynayanların deneme tahtasına dönen hava tahminleri ve ‘bulutlarımız çalındı’ manşetleri hakkında konuştu.

PAHALI VE RİSKLİ
Suudi Arabistan'da uygulamayı görüyorduk; hatta 'develere kar yağdı' haberleri yapılmıştı. Bizim için geç kalınmış bir uygulama mı? Onaylıyor musunuz, sakıncaları var mı?
Bulut tohumlama yapılabilmesi için uygun sıcaklık ve nem gerekir. Bulutun olduğu durumlarda, bulutlara kimyasal maddeler enjekte edilerek yağışı tetiklemeyi amaçlayan bir yöntemdir. En yaygın kullanılan madde; pahalı ve kimyasal riskleri olan gümüş iyodürdür. Ancak, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 2018 raporuna göre bulut tohumlama, kontrollü koşullarda dahi yüzde 5-15 oranında sınırlı bir etki oluşturur. Üstelik bu etki sürdürülebilir değildir!
Kaldı ki kurak dönemlerde böyle bir yöntemle yağış oluşturamazsınız.
Bulut yoksa yağmur alamazsınız, çünkü tohumlayacak bir şey yoktur.
***
TEKNOLOJİSİ YOK
Peki, İran'ın İsrail’i bombaladıktan sonra yağışların normalleştiği iddiası var. ‘Bulutlarımızı çalıyorlar’ iddiası gündemde. Bunun için ne söylemek istersiniz?
Komşu ülkenin bulutunu sınır ötesinden çekip kendi topraklarına yönlendirmek diye bir teknoloji de bugün itibarıyla bilimsel olarak imkânsızdır!
Kaotik bir yapıya sahip olan atmosfer buna müsaade etmez.
Yağmur yağdırma ve dolu önleme gibi hava olaylarına müdahale etme işi insanların hayalini hep süslemiş antik bir problemdir.
Teknolojinin şiddetli hava şartlarını ortadan kaldırabileceği, yağışı arttırabileceği, yağışı istenilen bölgeye yönlendirebileceği iddiaları yıllardır konuşulmaktadır.
İsrail, kendi bulut tohumlama programını 2021 yılında 'etkisiz ve pahalı' olduğu gerekçesiyle sonlandırmıştır. ABD Ulusal Bilimler Akademisi’nin 2003 raporu, onlarca yıllık araştırmadan sonra “istatistiksel olarak ikna edici bir etkinlik kanıtı hâlâ yoktur” der.
Basınında çanak tuttuğu, sosyal medyalarda ‘yağmur hırsızlığı’, ‘Türkiye’deki yağışlara İran Savaşı neden oldu’ söylemleri gerçeği yansıtmamaktadır.
HURAFELERE KANMAYIN!
Türkiye'ye yağış getiren sistemler Batı’dan yani Balkanlar üzerinden gelir. İsrail veya İran tarafından gelen hava sistemiyle Türkiye'ye yağış gelmez. Meteoroloji eğitim, bilimsel alt yapı ve tecrübe gerektiren ciddi bir bilim dalıdır.
Uzmanlık gerektirir!
Bugün meteoroloji mühendisliğinin ne iş yaptığını dahi bilmeyen, rant ve beğeni peşinde koşanların hurafeleri, asıl sorunlarla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Eğer bu söylemler doğru olsaydı; dünyada süregelen meteorolojik afetlerin -kuraklıklar, sel ve taşkınlar, dolu yağışları fırtınalar gibi- sözü edilen BAE’lerindeki “Bulut Tohumlama ve İklim değiştirme” merkezleri gibi merkezler kurularak önlenebilirdi.

DOĞRU AKTARIN!
‘ASELSAN, bulut tohumlayacak’ haberi doğru mu? Konu hakkında ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?
Basında çıkan ‘ASELSAN’ın bulut tohumlama kararı’, ‘ASELSAN, bulut tohumlama için sözleşme imzaladı’ gibi haberlerin doğruluğunu teyit etmek için; -Bölüm hocamız- İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, ASELSAN yetkilileriyle görüşmüş ve X hesabından paylaşmış:
“90'dan fazla ülkeye ihracat yaptıklarını, bu kapsamda pek çok ülkenin uçak helikopterlerini de modernize ettiklerini ve platform üreticilerine aviyonik sistem sağladıklarını söylediler. Bulut tohumlama teknolojisi ile ilgili bir projelerinin olmadığını, yurtdışında bulut tohumlama uçağı geliştirme çalışmaları kapsamında ASELSAN olarak aviyonik sistemleri sağladıklarını aktardılar. Yani ASELSAN fiilen bulut tohumlama yapmıyor. Kurumun raporunu doğru okuyup, doğru aktarın!”
***
KURAK PERİYOT
Ana konumuzdan bağımsız, herkesin merak ettiği bir şey daha var:
Gaziantep’te oluşan hortum sonrası ‘Türkiye’de ekstrem hava olaylarının artacağı’ uyarısı yapıldı. Bu doğrultuda bizi nasıl bir yaz bekliyor?
Türkiye’nin her tarafında bu tip ekstrem hava olayları gerçekleşiyor. İklim değişikliği ile birlikte -ki iklimi de insanlar değiştiriyor- daha çok görülmeye başladı. Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yaptığı açıklamalara göre yazın çok sıcak olacak, kurak periyot göreceğiz. Ama hava akışkandır, üç ay sonrası ya da 1 sene sonrası hakkında tahminde bulunmak doğru değil.
***
ŞEHİRCİLİK METEOROLOSİJİ
Önlem almamız mümkün mü?
Avrupa ülkelerinde bir karış orman bile koruma altındayken, ülkemizde ormanlar ve tarım alanları talan ediliyor. Yalnızca bu bile ekstrem hava olaylarını, büyük yıkımları, mal ve can kayıplarını yaşamamızın sebebidir. Meteorolojik afetler; doğanın, evrenin bir yasası. İklim değişimi ile birlikte oluşum periyotları ve şiddetleri artıyor.
Bu afetlerden minimum zararla çıkabilmek için; bilimsel yöntemlerle gerekli önlemleri almak gerek. Biz önlem almak yerine afetlerin şiddetini artırarak maddi-manevi kayıplara sebep olabilmek için uğraşıyoruz.
Yazın sıcaktan şikâyet ediliyor.
Hâlbuki ‘Şehircilik Meteorolojisi’ uygulanarak kentler dizayn edilseydi rüzgâr koridorları yok edilmemiş olurdu, biz de nefes alabilirdik.
Güneş ışınlarının etkisi, yarattığı sıcaklık; asfaltta/betonda-bir yeşillik alandan 5-15 derece çok daha faklıdır.
Her yer beton olduğu için de yazın kavruluyoruz. Yerleşim planları ve yapılaşma daha fazla geç kalmadan mutlaka ve mutlaka atmosferik olaylar dikkate alınarak yapılmalıdır.
Tüm canlıların temel ihtiyacı olan hava, su toprak (gıda) yok edip, sadece barınma ve konforlu yaşam için doğayı tahrip ediyoruz.
Unutmamak gerekiyor ki hava-su ve toprak olmadan hiçbir canlı yaşamını sürdüremez.
Bilim dışı yapılan işlerle geleceğimizi yok ediyoruz!