Günlerdir tartışılan ve her kesimin yorum yaptığı daha doğrusu bunu kendisinde hak gördüğü bir konu var:
Ömür boyu nafakanın kaldırılması!
En çok kadınların; onlar adına derneklerin, STK’ların, ilgili kurum ve kuruluşların konuşması gerekirken, sosyal medya aracılığıyla herkes çeşitli yorumlarda bulundu.
İstisnai durumlarla uygulamanın gerekliliğini savunanlar da var. Verilen örnekleri dinleyince hak vermemek mümkün değil.
Ama…
Bu kısır döngüde Türkiye gerçekleri unutuldu…
Kadınların kariyer hayatlarına veda ettiği toplumsal yapıda, boşanma halinde ömür boyu nafaka alıp-almama kararı ciddi bir eşik.
Bu nedenle Bursa’da kadın derneklerinden görüş aldım; biraz da onlara kulak verelim.
***
EKONOMİK GÜVENCE SORUNU
Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi Başkanı Tijen Sözeri Barın söze; “Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasındaki ‘süresiz’ ibaresini iptal etmesi, yalnızca teknik bir hukuk değişikliği olarak görülemez. Bu karar, özellikle boşanma sonrasında ekonomik güvencesi sınırlı olan kadınların ve çocukların yaşamını doğrudan etkileyecek sonuçlar doğurma potansiyeline sahiptir” diyerek başladı.
Ve ekledi:
“Türk Kadınlar Birliği Bursa Şubesi olarak vurguluyoruz: Nafaka, kadınlar için bir ayrıcalık değil; boşanma sonrası yoksulluğa karşı asgari bir sosyal koruma aracıdır. Türkiye’de kadınların istihdama katılımı, gelir düzeyi, bakım yükümlülükleri ve ev içi ücretsiz emeği hâlâ ciddi eşitsizlikler içermektedir. Bu koşullar değişmeden nafaka hakkının sınırlandırılması, kadınları ve çocukları daha kırılgan hâle getirebilir.”

Asıl tartışılması gereken tam da bu.
Kadınların varlık mücadelesi devam ederken alınmak istenen kararların kâğıt üzerinde kalmayacağı, milyonlarca kadının ve çocuğun hayatını etkileyeceği idrak edilmeli.
Bu düşüncelerle sözlerini sürdüren Başkan Barın; “Yoksulluk nafakasının tamamen kaldırılmadığı ifade edilse de, sürenin sınırlandırılması hâlinde en büyük risk, geçmişte mevcut hukuk düzenine güvenerek boşanmış kadınların hak kaybına uğramasıdır. Bu nedenle yeni düzenleme yapılırken yalnızca nafaka yükümlüsünün durumu değil; nafaka alacaklısı kadınların yaşı, çalışma hayatından uzak kalma süresi, çocuk bakım sorumluluğu, mesleki imkânları ve fiili geçim koşulları da dikkate alınmalıdır” dedi.
Sosyal devlet vurgusuyla bir çağrıda da bulundu Başkan:
“Sosyal devletin görevi, kadınları boşanma sonrası yoksullukla baş başa bırakmak değildir.
Herhangi bir süre sınırlaması getirilecekse, önce kadınların ve çocukların ekonomik ve sosyal güvenceleri sağlanmalıdır.
İstihdam, kreş desteği, sosyal yardım, barınma güvencesi, çocukların eğitim ve bakım giderleri için somut mekanizmalar kurulmadan yapılacak düzenleme adil olmayacaktır.
Hukuk reformu, kazanılmış hakları zayıflatmamalı; toplumsal eşitsizlikleri azaltmalıdır.
Nafaka tartışması, kadınların yoksulluğunu görünmez kılarak değil, kadınların ve çocukların insan onuruna yaraşır yaşam hakkını merkeze alarak yürütülmelidir.”
*****************************************************************
NEDEN KADIN?
Cumhuriyet Kadınları Derneği Osmangazi Şubesi Başkanı Sevim Erol ile de görüştüm.
Konuya başka bir bakış açısı sunan Başkan Erol önce şunu sorgulamamız gerektiğini belirtti:
Neden boşanma davaları söz konusu olduğunda ilk önce akla kadın geliyor?
‘Süresiz nafaka’ tartışması başladığından beri mağdur tarafın erkek olduğuna dair bir algı yürütülüyor. Hâlbuki Başkan Erol’un da ifade ettiği gibi boşanma davaları için kanunda erkek ya da kadın diye ayrım yok.
Sorusunun yanıtını da veren Başkan Erol:
“Çünkü Türkiye’de kadınlar daha yoksul, gelir kaynağı eksik, işsiz; gelecek güvencesi ve sosyal hakları yok!
Son istatistiklere göre çalışan kadın oranı yüzde 30 civarındaydı. Ama bizim tahminimiz bu oranın her geçen gün düştüğü yönünde.
Geleneklerimizden gelen anlayışla evin reisi konumundaki erkek çalışırken; kadınlar geri planda kalıyor. Haliyle kadın boşanma durumunda nafakaya daha fazla ihtiyaç duyuyor.”

Yani konu çok çetrefilli…
Tek bir değişkenle açıklanarak ilerlenebilecek bir süreç değil.
Burada ‘keşke’ ile başlayan cümlelere çokça ihtiyacımız var.
Başkan Erol birini kullandı bile:
“Keşke tüm kadınların mesleği, işi olsa; yoksul olmasa, boşandığı eşine muhtaç olmayacağı koşullara sahip olabilse!
Ancak maalesef erkeklerin gelir getirici işlerde çalışması; kadınların ev işleri, çocuk bakımı gibi işlerle meşgul olmasıyla, gelir kaynaklarından yoksun, eşinin eline bakar halde olduğu için kadın dillendiriliyor.”
Ayrıca bir parantez de açarak “Kanun nafaka için süresiz diye bir şey ön görmüyor. İş sözleşmesi gibi düşünebiliriz. Eşlerden biri bir başkasıyla evlenince nafaka sona eriyor. Ya da eşlerden biri hayâsız bir hayat yaşıyor diye mahkemeye başvurulunca; doğruluğu tespit edilirse nafaka kesiliyor. Ölene kadar bir nafaka söz konusu değil” diyen Başkan; “Nafaka üzerinden belirli kesimlerin kadınlar üzerinden yürüttüğü tartışmaları hayretle izliyoruz” ifadelerini kullandı.
***
Son olarak durumu yönelteceğimiz tek bir soruyla özetleyelim:
40 yaşını aşmış bir kadına meslek edindirmek mümkün olacak mı?
Kadınlara meslek edindirmek, istihdam sağlamak devletin görevi olmalı.
İhtiyaç durumundaki erkek de ve kadın da desteklenmeli!
Konu hakkında çeşitli görüşler almaya ve aktarmaya devam edeceğim…
Yorumlarınızı bekliyorum!